1 Eylül 2010 Çarşamba

NEREDEN NEREYE YA DA GÜLAY GÖKTÜRK'ÜN HAZİN HAYAT HİKAYESİ - 30.08.2010


Gülay Göktürk, Hanefi Avcı’nın Haliçteki Simonlar kitabını okumuş, bir sonuca varmış. Bilindiği gibi kitabın ağırlık noktasını Gülen cemaatinin polis teşkilatını ele geçirmesi oluşturuyor. Gülay Göktürk bunu doğal karşılıyor, soruyor: Neden Gülen Cemaati mensuplarının Emniyet Teşkilatında ya da bir başka devlet kurumu içinde etkin olmaları suç olsun? Gayrimeşru yollardan mı gelmişler oralara? Bazı makamlar bazı vatandaşlara yasak mı? Bunu engelleyen bir kanun mu var?

Ortaya attığı soruyu yanıtladıktan sonra vardığı sonucu açıklıyor: “(…) Demokratik devletlerde, sivil toplum içinde var olan her türlü gücün, politik toplumda yansımasını bulması doğaldır. Dini örgütlenmeler, cemaatler ve tarikatlar da sivil toplumun bir parçasıdır ve onların da, kendi Türkiye projelerini hukuk düzeni içinde ve yasal sınırlar dahilinde, devlet katlarına taşıma hakları vardır. Dolayısıyla Gülen Cemaati mensuplarının da Emniyet Teşkilatında ya da bir başka devlet kurumu içinde etkin olması suç ya da ayıp değildir.

***

Ona göre Fethullahçıların tüm devlet katlarında, örneğin polis teşkilatında örgütlenerek etken bir konuma gelmelerinde olumsuz bir yan bulunmuyor. Bunu engelleyen bir kanun da olmadığına göre...

Gülay Göktürk, yaklaşık 70.000 basılan, çoğu havalimanları gibi yerlerde bedelsiz dağıtılan, birazı da bayilerde satılan Fethullahçı Bugün gazetesinin bir yazarıdır. Dolayısıyla Gülen cemaatinin devlet katlarında konuşlanmasına olumlu yaklaşması doğaldır.

Doğal olmayan, onun bu yaklaşımını ileri derecede savunduğu liberalizm ile bağdaştırabiliyor olmasıdır. Göktürk, bu yaklaşımını, sivil toplumda oluşan bir gücün kendi Türkiye projesini devlet katına taşıması olarak açıklarken, bir gerçeği görmezlikten geliyor. Devlete, üniformalı ya da üniformasız olsun, devlet bürokrasisine entegre olan bir güç sivil niteliğini koruyabilir mi? Sözgelimi, bir polis memuru, bir emniyet müdürü, bir istihbarat şefi ya da bir emniyet amiri salt cemaatten diye hâlâ sivil toplumun bir üyesi olarak tanımlanabilir mi? Bir cemaatçi devlet memuru görevi sırasında ait olduğu cemaatin çıkarlarından kendini soyutlayabilir mi, bağımsızlaştırabilir mi?

Göktürk, bu soruların yanıtlarının hayır olduğunu bilecek kadar zeki bir insandır. Fakat bilmezden geliyor. Çünkü bu ülkede liberalim/özgürlükçüyümdiyen birçok insan gibi o da sırtını yasladığı güç odağının icazeti ölçüsünde liberaldir, özgürlükçüdür.

***

Gülay Göktürk toplumumuzdaki birçok icazetli liberal gibi soldan dönmedir. Bir zamanlar Marksizm-Leninizm’in, Maocu düşüncenin, proleterya diktatörlüğünün yılmaz bir savaşçısıyken, şimdi İslamik-kapitalist Fethullah Gülenci örgütlenmenin bağnaz bir savunucusudur. O, doğal ki ülkemiz sosyalist hareketinin tek döneki değildir; sayısız benzeri vardır. Türkiye gibi toplumsal değişim sürecinin büyük bir hızla geliştiği bir ülkede bu tür kişilik deformasyonlarına, amorflaşmalara, saf değiştirmelere sıkça rastlanıyor olması olağanüstü bir durum değildir. Bu açıdan bakıldığında Göktürk’ün bir yazı konusu olacak ölçüde ilginç bir yanı olup olmadığı sorgulanabilir. Bence vardır! İlginçliği, sol’dan sağ’a savruluşundaki polarizasyonun derecesinden kaynaklanmaktadır.

Gülay Göktürk, bugün 61 yaşındadır. Sol ile lise çağlarında tanışır, 20 yaşında ODTÜ öğrencisiyken örgütlenir. Üniversiteyi terk edip fabrikalarda işçilik yapar. 12 Mart 1971 sonrası 2.5 yıl cezaevinde yatar, 1974 affı ile serbest kalır. Yeniden işçiliğe döner. Gecekonduda oturur. 1977 yılında yayımlanmaya başlayan günlük Aydınlık gazetesinin işçi sayfasının sorumluluğuna getirilir, Örs ve Çekiç köşesinde yazılar yazar. 12 Eylül 1981 darbesinden sonra Aydınlık hareketinden kopar. Güneş ve Günaydın gazetelerinde, Nokta ve Aktüel dergilerinde çalışır. 1994 yılında Dinç Bilgin’in Sabah gazetesinde köşe yazıları yazmaya, aynı zamanda da liberalleşmeye başlar. Sonunda bugün bulunduğu yere gelir.

Nereden nereye, öyle değil mi? Hazin bir hayat hikâyesidir onunki.





3 yorum:

Adsız dedi ki...

Döneklere artık liberal deniyor sayın Deniz Kavukçuoğlu... Ne yazık ki onlar sadece bu günlerde adam yerine konuldukları için kendilerine ayrılan uyduruk gazete köşelerinde ahkam kesiyorlar.. Sap döner keser döner gün gelir devran döner.. İşte o gün geldiğinde yüzlerine tükürmeye bile değmeyecek...

Unknown dedi ki...

Boylesine ansliz yoksunu bu kadini yelevizyonlarda parlsysnlar dimdi timsah gozyaslsri dokuyor

Unknown dedi ki...

Boylesine ansliz yoksunu bu kadini yelevizyonlarda parlsysnlar dimdi timsah gozyaslsri dokuyor