<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535</id><updated>2012-01-30T21:23:56.508-08:00</updated><title type='text'>Sosyalist Pencere</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>379</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-5358009203737469135</id><published>2011-01-01T11:44:00.000-08:00</published><updated>2011-01-01T11:51:19.968-08:00</updated><title type='text'>MEHMET PAKDEMİRLİ ANLASIN DİYE! -27.12.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 25. maddesine göre, &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”. “&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;26. maddesine göre, &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayınların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19., Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 19., Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddelerine göre uluslararası, anayasamızın 25 ve 26. maddelerinin de ulusal koruması altında olan düşünce ve düşündüklerini ifade etme ve yayma hakkı; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Handyside v. United Kingdom (5493/72) kararında&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;işaret ettiği gibi, sadece “&lt;i&gt;hoşa giden&lt;/i&gt;” düşünceler için değil &lt;b&gt;“&lt;/b&gt;&lt;b&gt;Devleti veya toplumun herhangi bir kesimini inciten, şoke eden ya da rahatsız eden&lt;/b&gt;&lt;b&gt;”&lt;/b&gt; görüşler için de geçerlidir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Diğer taraftan ifade özgürlüğünün işlevlerinden birisi “&lt;i&gt;tartışmaya yol açması&lt;/i&gt;” olup “&lt;i&gt;konuşmanın huzursuzluğa yol açması ve hatta insanları kızdırması&lt;/i&gt; &lt;i&gt;bu işlevin doğal sonucu ve hatta gereğidir. O önyargılara ve daha önce oluşmuş kanaatlere saldırabilir ve düşünceyi kabul ettirmek için alışılmadık önemli etkiler doğurabilir. Bu nedenle ve sınırsız olmamakla birlikte, ifade özgürlüğü sadece kamusal rahatsızlığın, kızgınlığın ve huzursuzluğun ötesinde ciddi ve somut bir zararın var olduğunun açık ve mevcut tehlikesi gösterilmedikçe, sansür edilemez ve cezalandırılamaz&lt;/i&gt;”.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Durum böyleyken bir üniversite rektörü bir olayı protesto etmek üzere toplanmakta olan öğrencilerin arasına girerek onları hangi hakla okuldan atmakla tehdit edebilir?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. &lt;b&gt;Mehmet Pakdemirli&lt;/b&gt; bunu yapmış, öğrencilerin düşüncelerini toplu halde açıklama yapmalarına engel olmuştur. Bu hakkı nereden almış, bu gücü nereden bulmuştur? Rektörlük bir &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ali kıran baş kesenlik&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; makamı mıdır? Bu ülkede her dileyen anayasa hükümlerini keyfince çiğneyebilir mi? Birilerinin bu soruları yanıtlaması gerekmiyor mu?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bakın, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddesi ne diyor:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;“&lt;i&gt;Madde 115. - (1) Cebir veya &lt;/i&gt;&lt;b&gt;tehdit kullanarak&lt;/b&gt;&lt;i&gt;, bir kimseyi dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlayan ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan men eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Haydi, savcı beyler, savcı hanımlar, ne duruyorsunuz? Fiil de, fail de, kanun da ortada, haydi! Yoksa sizler de burasının bir hukuk devleti değil de guguk devleti olduğunu düşünenlerden misiniz? &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;AKP iktidarında üniversiteler yönetsel açıdan ilköğretim okulları düzeyine indirilmiş, öğretim üyelerinin ağızları kapatılmış, YÖK bir kukla tiyatrosu durumuna getirilmiştir. Üniversite öğrencileri özgürlükler ve demokratik haklar bağlamında koyun sürüsü düzeyine düşürülmek istenmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Sokakta ağzını açan öğrenci dövülmekte, gözlerine biber gazı sıkılmakta, tekmelenmekte, saçlarından sürüklenmekte, olmayacak cezalara çarptırılmaktadır. Aynı öğrenci ağzını üniversite bahçesinde açacak olsa bu kez de rektör tarafından okuldan atılmakla tehdit edilmekte, korkutulmakta, sindirilmektedir. Evrensel kabul gören toplumbilimsel terminolojide bu tür uygulamaların ortak adı &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;faşizm&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;dir. Faşizm ise bir insanlık suçudur.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Halk, bu iktidarın sırtına pılısını pırtısını, YÖK’ünü MÖK’ünü, rektörlerini mektörlerini, yandaşlarını mandaşlarını, yalakalarını malakalarını yükleyip ilk seçimlerde göndermelidir. Her gelen gün tek çarenin bu olduğunu bir kez daha göstermektedir. Dileriz, çok geç olmadan herkes görür. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-5358009203737469135?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/5358009203737469135/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=5358009203737469135' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/5358009203737469135'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/5358009203737469135'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2011/01/mehmet-pakdemirli-anlasin-diye.html' title='MEHMET PAKDEMİRLİ ANLASIN DİYE! -27.12.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-3356647435794781197</id><published>2011-01-01T11:40:00.000-08:00</published><updated>2011-01-01T11:43:22.391-08:00</updated><title type='text'>HER 'ŞER'DE BİR 'HAYIR' VARDIR - 27.12.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Mehmet Pakdemirli&lt;/b&gt;&lt;span&gt; geçen hafta üniversitesinde sergilediği, demokratik haklar ve açıklama özgürlüğünü ayaklar altına aldığı utanılası davranışıyla &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kötü&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; bir iş yaptı. Ne var ki yaptığı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kötü&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; işle &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Her şerde bir hayır vardır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; özdeyişini doğrulamış oldu. Artık biliyoruz ki AKP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;li politikacıların olsun, AKP politikalarının dümen suyundaki üniversite rektörlerinin olsun, dertleri öğrencilerin ellerine taş, sopa, yumurta alıp şiddete başvurmaları değildir. Onlar öğrencilerin, gençlerin seslerinden korkmakta, kısmak için her yola, her yönteme başvurmaktadırlar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Mehmet Pakdemirli bu gerçeği kanıtlamıştır; ortada ne taş, ne sopa, ne de yumurta varken &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;okuldan atmak&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; tehdidiyle tek amaçları toplu halde bir AKP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;li politikacının üniversitelerini ziyaretini sözle protesto etmek isteyen öğrencileri susturmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;İktidardan mutlaka yaldızlı bir &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Aferin!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; almış olmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Oysa Mehmet Pakdemirli&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin davranışı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;suç&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;oluşturmaktadır. Aynı davranışı uygar-demokratik bir ülkede sergilese görevden derhal alınır, disiplin cezası alır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Avukat dostum &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Noyan Özkan&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın derlediği ulusal ve evrensel kurallara bir göz atalım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;•&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;10 Aralık 1948 Tarihli Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi&lt;/b&gt;&lt;b&gt;’&lt;/b&gt;&lt;b&gt;nin 19. Maddesi&lt;/b&gt;&lt;span&gt;:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;“&lt;/span&gt;&lt;i&gt;Herkesin fikir ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu olmaksızın bilgi ve görüşleri her yoldan aramak, almak ve yaymak özgürlüğünü&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; kapsar...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;•&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;16 Aralık 1966 Tarihli Birleşmiş Milletler, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme&lt;/b&gt;&lt;b&gt;’&lt;/b&gt;&lt;b&gt;nin 19. Maddesi: &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;“&lt;/span&gt;&lt;i&gt;1- Herkesin, söz özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak gerek sözlü, yazılı  ya da basılı veya sanat eseri şeklinde, gerekse seçilen diğer herhangi bir yoldan, ülke sınırları söz konusu olmaksızın, her türlü haber ve düşünceyi araştırma, alma ve verme özgürlüğünü içerir.&lt;/i&gt;&lt;span&gt;” &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;•&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;4 Aralık 1950 Tarihli İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme&lt;/b&gt;&lt;b&gt;’&lt;/b&gt;&lt;b&gt;nin 10. Maddesinin 1. Fıkrası&lt;/b&gt;&lt;b&gt;:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın  haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;hükümlerini öngördüğü gibi... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;•&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;21 Kasım 1990 Tarihli Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı, Yeni Bir Avrupa İçin Paris Şartı&lt;/b&gt;&lt;b&gt;’&lt;/b&gt;&lt;b&gt;nda:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;İnsan hakları ve temel hürriyetler, tüm insanların doğumlarıyla birlikte iktisap ettikleri vazgeçilmez haklardır ve kanunlarla garanti altına alınmışladır. Bunların korunması ve geliştirilmesi devletin başta gelen görevidir. Bunlara saygı, zorba bir devlete karşı asıl güvenceyi oluşturur. Bunlara uyulması ve tam olarak uygulanması hürriyetin, adaletin ve barışın temelidir.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;...Demokrasinin temelinde insana saygı ve hukukun üstünlüğü yatar. Demokrasi, ifade hürriyetinin, toplumun her kesimine karşı hoşgörünün ve herkes için fırsat eşitliğinin en iyi güvencesidir.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;•&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;13 Ekim 2004 Tarihli Avrupa İçin Bir Anayasa Oluşturan Anlaşma&lt;/b&gt;&lt;b&gt;’&lt;/b&gt;&lt;b&gt;nın II-71. Maddesinin 1. Fıkrasında;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, bir görüş sahibi olma ve haberlerle fikirleri, kamu yetkililerinin herhangi bir müdahalesiyle karşılaşmadan ve sınırlardan bağımsız olarak alma ve bildirme özgürlüklerini de içine alır.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Tüm bunları okuyup anlasın diye yazdık buraya.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bir üniversite rektörünün mühendis kökenli olması mühendislik dışında hiçbir şeyden anlamaması, hiçbir şeyi algılamaması, hiçbir şeyi kavramaması için bir neden olmamalıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Devamı gelecek yazıya&lt;/span&gt;&lt;span&gt;…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-3356647435794781197?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/3356647435794781197/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=3356647435794781197' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/3356647435794781197'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/3356647435794781197'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2011/01/her-serde-bir-hayir-vardir-27122010.html' title='HER &apos;ŞER&apos;DE BİR &apos;HAYIR&apos; VARDIR - 27.12.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-6918903877966559916</id><published>2011-01-01T11:36:00.000-08:00</published><updated>2011-01-01T11:40:00.458-08:00</updated><title type='text'>BİR ÜNİVERSİTE, BİR REKTÖR VE BİR AVUKAT - 26.12.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Konumuz, 11.07.1992 tarihinde 3837 sayılı yasayla Manisa&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;da kurulan Celal Bayar Üniversitesi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;dir. Bünyesinde 5 fakülte, 4 yüksekokul, 15 meslek yüksekokulu, 3 enstitü, biri hastane olmak üzere 10 merkez ile rektörlüğe bağlı 5 bölüm bulunan CBÜ&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de 13 bin 406&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;sı fakültelerde, toplam 28 bin 498 öğrenci öğrenim görmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bu üniversitenin rektörü Prof. Dr. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Mehmet Pakdemirli&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;dir. 1963 doğumlu olan Mehmet Pakdemirli, eski Anavatan Partisi politikacılarından &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Ekrem Pakdemirli&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin beş çocuğundan biridir. Mühendis kökenlidir. 1993 yılından beri CBÜ&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de görev yapmaktadır. YÖK&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ün önerisiyle Cumhurbaşkanı tarafından 13.11.2010 tarihinde rektörlüğe atanmıştır. Çiçeği henüz burnundadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Rektörlük gibi önemli bir makama atanmıştır ama Cumhurbaşkanı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın onu layık gördüğü bu makama CBÜ senatosundaki bilim insanları layık görmemişlerdir. Seçimlerde en yüksek oyu o değil, Sayın Prof. Dr. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Sema Öncü&lt;/b&gt;&lt;span&gt; almıştır. Buna rağmen AKP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin rüzgârında pupa yelken seyreden YÖK tarafından ilk sıraya Sema Öncü&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nün adı değil, onun adı yazılmıştır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;YÖK&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;te de, devlette de ölçüt &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;din-diyanet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; olunca tercih, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;laik bir bilim kadını&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; doğrultusunda değil, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;eşi tesettürlü bilim adamı koca&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; doğrultusunda tecelli etmiştir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Bülent Arınç&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın CBÜ&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;yü ziyareti nedeniyle yerleşkede baş gösteren olaylar bu tercihin AKP açısından ne değin doğru olduğunu ortaya koymuştur. Rektör, söz konusu politikacı ziyaretini protesto için bir araya gelen öğrenci topluluğunun arasına dalmıştır. Önce Türkiye Gençlik Birliği İl Başkanı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Erdem Özdemir&lt;/b&gt;&lt;b&gt;’&lt;/b&gt;&lt;b&gt;e&lt;/b&gt;&lt;span&gt; kulak verelim: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Hocam, &lt;/i&gt;&lt;b&gt;Atatürk&lt;/b&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ün Nutku&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;nun son kuplesini okuyun.&lt;/i&gt;&lt;span&gt; ‘&lt;/span&gt;&lt;span&gt;Cumhuriyeti ilelebet muhafaza ve müdafaa edecek güç gençliktir&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’ &lt;/span&gt;&lt;i&gt;diyor. Türk gençliği devrimlerin ve cumhuriyetin bekçisidir. Size yetkiyi aldığımız yeri açıklıyoruz. Siz diyorsunuz ki,&lt;/i&gt;&lt;span&gt; ‘&lt;/span&gt;&lt;span&gt;Ben size bu görevi vermedim?&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’ &lt;/span&gt;&lt;i&gt;Ama diyorum ki, bu görevi sizden değil, Atatürk&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ten aldık.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Rektör Pakdemirli: &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Sizler Atatürk&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ten görev alamazsınız. Cumhuriyeti savunacaksam ben savunurum. Ben burada rektörüm. Size kalmaz bunu savunmak. Ben, size cumhuriyeti savunmak için görev vermedim. Net bir şey söylüyorum size. Siyasi slogan atarsanız kimliklerinizi toplarım. Üniversiteden atarım hepinizi. Hemen dağılıyorsunuz.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Öğrenciler dağılmışlardır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;İzmir&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de bir avukat var, adı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Noyan Özkan&lt;/b&gt;&lt;span&gt;. Bir ara baro bakanlığı da yaptı. Yıllardır tek başına bir sivil toplum kuruluşu gibi çalışıyor. Bu olaya da el atmış, Pakdemirli&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ye, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;şiddet içermeyen, doğrudan barışçı demokratik protesto hakkını kullanmak isteyen üniversite öğrencilerini &lt;/i&gt;&lt;span&gt;‘&lt;/span&gt;&lt;span&gt;okuldan atmak ve polise teslim etmek&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’ &lt;/span&gt;&lt;i&gt;tehdidini içeren sözlerin evrensel temel hak ve özgürlük ilkelerine ve özellikle üniversitelerin özerkliğine aykırı olduğunu&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; belirten bir yazı göndermiş. Altına da &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;belki okur&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diye &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;düşünce özgürlüğü ile ilgili gerek evrensel hukuk ve gerekse ulusal hukuklarda ayrıntılı düzenlemeleri&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; eklemiş. Bu düzenlemeleri yarınki yazımda ele alacağım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Noyan Özkan şimdi Rektör Pakdemirli&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;den kendisine bir yanıt vermesini, yasalara aykırı olarak anlatım ve açıklama özgürlüklerini gasp ettiği öğrencilerden de özür dilemesini bekliyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bence boşuna bekliyor, çünkü hak gaspı bunların doğasında var; ortak özellikleri adil olmamak, yasaları, yönetmelikleri kendi çıkarları doğrultusunda uygulatmak, işletmek. Yoksa neden akademisyen meslektaşları tarafından seçilmemişken, YÖK ve devlet tarafından rektörlük makamına atansın?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Böyle davransın, öğrencileri tehdit etsin, korkutsun, sindirsin diye o koltuğa oturtulmamış mı? Dolayısıyla kendisinden beklendiği gibi davranıyor, üstelik de bu davranışını haklı görüyor, hatta bir adım daha ileri gidip, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Böyle davranmakla öğrencileri cezadan, okuldan atılmaktan kurtardım!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-6918903877966559916?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/6918903877966559916/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=6918903877966559916' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/6918903877966559916'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/6918903877966559916'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2011/01/bir-universite-bir-rektor-ve-bir-avukat.html' title='BİR ÜNİVERSİTE, BİR REKTÖR VE BİR AVUKAT - 26.12.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-6780965145588375746</id><published>2011-01-01T11:32:00.000-08:00</published><updated>2011-01-01T11:35:41.407-08:00</updated><title type='text'>BİR DURUM SAPTAMASI - 22.12.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Pazar sabahından bu yana AKP goygoycusu yandaş basını izliyorum. Ağız birliğiyle CHP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;yi ve liderini eleştiriyorlar. Olağanüstü kurultayın parti meclisi seçimine ilişkin sonuçları, özellikle de kurultayın kavgasız, gürültüsüz geçmesi bunların huzurunu kaçırmış, ürkütmüş. CHP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;deki değişimin partinin bugüne kadar izlediği, topluma mesafeli siyasetinin yönünü değiştirmesi olasılığından korkuyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bu iyi bir şey. Çünkü bilindiği gibi insanın da, kurumların da en güçlü yanı düşmanın en şiddetli saldırdığı yanıdır. Basındaki AKP yandaşları da, son kurultay ile birlikte depoladığı yeni enerjinin CHP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ye söz konusu olasılığı hayata geçirmesi yolunda güç kazandırdığını görüyor. Bu nedenle CHP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin en fazla bu yanına saldırıyorlar. Dedikodular üretiyorlar, nifak tohumları serpiştiriyorlar, eski husumetleri körüklüyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Tabandan tavana CHP örgütünün yandaş basının bu saldırılarına omuz omuza göğüs germesi, yazılıp çizilenlere kulaklarını tıkaması &lt;/span&gt;&lt;span&gt;gerekiyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Sayın &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Kemal Kılıçdaroğlu&lt;/b&gt;&lt;span&gt; bürokrasiden siyasete girmiş, bir siyasi partide yönetim deneyimi olmayan bir insandır. Ben bunu bir eksiklik olarak görmüyorum. Çünkü onu &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Recep Tayyip Erdoğan&lt;/b&gt;&lt;span&gt; ve benzerleri türünde bir siyasetçi olarak görmek istemiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Göründüğü gibi bir insan olması, davranışlarındaki &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;sahicilik&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;insanda güven duygusu yaratıyor. Sosyal demokratların böyle bir lidere gereksinimleri vardı, diye düşünüyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Sayın Kılıçdaroğlu hiç hata yapmıyor mu, yapıyor. Belirleyici olmadıktan sonra pek bir önemi yok öğrenme sürecinde yapılmış ve yapılacak hataların. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Sözgelimi seçim barajının yüzde 10&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;dan yüzde 7&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ye düşürülmesi yönündeki söylemi hem erken hem de gereksizdi fakat düzeltilemeyecek bir hata değildi; değildir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Parti meclisindeki dağılım aşağı yukarı gönlümden geçen biçimde gerçekleşti. 80 kişilik bu kadronun partinin değişim sürecine ivme kazandıracağına, ülke ve toplum için yararlı işler yapacağına inanıyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;CHP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin üyeleri gibi sokaktaki insanı da boğan ağır bürokratik yapısından, tek parti döneminden kalmış dayatma ve zorlamalardan bir an önce kurtulması gerekiyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;CHP, sosyal demokrat bir parti olduğunun bilincinde olmalı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;sosyal&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; yanının emekten kaynaklandığını unutmamalı, diye düşünüyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Türkiye gibi nüfusunun yüzde 70&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;i 35 yaşın altında bulunan nesnel-dinamik bir ülkenin sosyal demokrat partisinin toplumun yaş piramidine uyum sağlayacak ölçüde gençleşmesi ve dinçleşmesi mutlak bir zorunluluk oluşturuyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Partinin özellikle gençler ve kadınlar bağlamında çağdaş projeler üretmesi gerekiyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Dileriz, epey bir zaman önce hazırlanmaya başlandığı söylenen Kürt raporu da bir an önce kamuoyunun bilgisine sunulur. Bu çerçevede &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Sezgin Tanrıkulu&lt;/b&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Ercan Karakaş&lt;/b&gt;&lt;span&gt; gibi sorun üzerinde etraflı düşünmüş kişiliklerin parti meclisine girmiş olmalarını CHP için bir kazanım olarak değerlendiriyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Marksist gelenekten gelen bir sosyalist olarak önümüzdeki genel seçimlere kadar eleştiri hakkımı saklı tutarak CHP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;yi destekleyeceğimi siz, değerli okurlarıma duyurmak istiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;En azından bugün için CHP bana başımızdaki iktidardan kurtulma yolunda bir umut veriyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Çocuklarımız coplanmasın, işçilerimiz ezilmesin, kadınlarımız tutsaklaştırılmasın, Kürt yurttaşlarımız baskı, zulüm görmesin, Alevi yurttaşlarımız horlanmasın, doğamız yıkıma uğramasın, yarınımızdan korkmayarak bu güzel ülkede barış içinde, türkülerimizi söyleyerek kardeşçe yaşayalım istiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-6780965145588375746?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/6780965145588375746/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=6780965145588375746' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/6780965145588375746'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/6780965145588375746'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2011/01/bir-durum-saptamasi-22122010.html' title='BİR DURUM SAPTAMASI - 22.12.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-3385587961353032010</id><published>2011-01-01T11:28:00.000-08:00</published><updated>2011-01-01T11:31:10.538-08:00</updated><title type='text'>KIŞ GÖRÜNTÜLERİ - 19.12.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bu yazıyı Ravensburg&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;dan yazıyorum. Ravensburg, Bodensee Gölü&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ne 40 km uzaklıkta, İtalya-İsviçre sınırının birleştiği bölgeye yakın, 44 bin nüfuslu şirin bir kent. II. Dünya Savaşı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nda bombalanmadığından tarihsel dokusu ortaçağlardan bugüne hiç bozulmadan gelmiş. Dünyaya adını&lt;/span&gt;&lt;span&gt; “&lt;/span&gt;&lt;i&gt;Ravensburger Spiele&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diye bilinen kızmabirader, amiral battı gibi salon oyunlarının üretim merkezi olarak duyurmuş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Kentin ikinci bir özelliği de &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;uygulamalı yüksekokul&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt;a ev sahipliği yapıyor olması. Okulun özgün adı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Duale Hochschule&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”,&lt;/i&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;çiftli&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; olarak çevrilebilir, bu belki daha da doğru olur, fakat ben anlaşılabilir olması açısından şimdilik &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;uygulamalı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; sözcüğünü kullanıyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Öğrencileri; 13 yıllık lise eğitiminden sonra &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;yeni meslekler&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;e ilgi duyan gençler. Burada sanat yönetimi, spor tesisleri yönetimi, kongre organizasyonu, fuar yapım teknikleri, fuarcılık vb. alanlarda öğrenim görüyorlar. Bizim de burada bulunuş nedenimiz TÜYAP ve Kültür Üniversitesi işbirliğiyle projelendirilme aşamasında olan Yüksek Fuarcılık Eğitimi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ne ilişkin olarak Ravensburg&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;lu dostlarımızla düşünce alışverişi yapmak.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Almanya bu yıl şiddetli bir kış geçiriyor. Ravensburg&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;da da sürekli kar yağıyor, ısı -3 ile -7 arasında değişiyor. Çevre bembeyaz. Onca kara karşın nasıl oluyorsa yollar hiç kapanmıyor, hiç kaza olmuyor. İnsanlar günlük yaşantılarını alışıldık biçimde sürdürüyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Almanlar Noel&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;i çok önemserler. Tüm Alman kentlerinde olduğu gibi burada da, merkezde bir &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Noel pazarı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;kurulmuş, küçük kulübeciklerde el işi ürünler, Noel ağacı süsleri, hediyelik eşya satılıyor. En çok rağbet görenler ise sıcak şarap ile yöresel kurabiyelerin satıldığı kulübeler. Mağazalar ise dolup taşıyor, insanlar Noel&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;i yeni giysilerle kutlamak istiyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Telaşlı görüntüler bizdeki bayram öncesi alışveriş koşuşturmalarını andırıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Katolik ya da Protestan olsun inançlı bir Almanın en büyük düşü Noel&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;i kar altında kutlamaktır. Ne var ki çoğu yıllar kar Noel&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;den sonra gelir; bu yıl ise farklı, bu farklılık insanları mutlu etmiş, kar 24 Aralık akşamına kadar kesilmesin diye dua ediyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Kaldığım otelin 700 yıllık bir geçmişi var. Hemen yakınındaki tarihsel gözetleme kulesinin bekçilerine konut olarak inşa edilmiş. 1640 yılında üzerine bir kat daha çıkılmış, 18. yüzyılda ise bir kat daha çıkılarak altında ahırı, fırını, bakkalı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;span&gt;şarap evi bulunan bir hana, 1891 yılında da alt katında enfes yöre yemeklerinin sunulduğu bir lokantası olan şirin bir otele dönüşmüş. Lokantanın yemekleri gerçekten nefis, şarapları da.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Odam otelin arka cephesinde, bir avluya bakıyor. Avlu çam ağaçlarıyla çevrili, aralarından yine ağaçlarla kaplı bir tepe görünüyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Avlu, yandaki evlerin damları, ağaçların dalları karla kaplı, bembeyaz. Penceremi açıyorum, odaya zıpkın gibi sert, ama tertemiz bir hava doluyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Birazdan Stuttgart&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;a doğru trenle yola çıkacağız. İki saatlik yol. Oradan da uçakla ver elini İstanbul. Hayat eski rayına oturacak. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Evime varınca ilk işim televizyonu açmak, CHP Kurultayı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nda ne olup bitti, öğrenmeye çalışacağım. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Umut işte.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-3385587961353032010?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/3385587961353032010/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=3385587961353032010' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/3385587961353032010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/3385587961353032010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2011/01/kis-goruntuleri-19122010.html' title='KIŞ GÖRÜNTÜLERİ - 19.12.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-7735489525458165305</id><published>2011-01-01T11:24:00.000-08:00</published><updated>2011-01-01T11:27:48.341-08:00</updated><title type='text'>CHP KURULAYI - 15.12.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;18 Aralık&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ta gerçekleşecek olan CHP Kurultayı partinin tarihinde belirleyici bir köşe taşı olmaya adaydır. Eğer genel merkez ve delegeler kendilerini bekleyen görevin öneminin bilincinde olurlarsa bu kurultaydan güçlenerek çıkacak parti, toplumumuzun geleceğe ilişkin yok olmaya yüz tutan umutlarını yeniden yeşertecektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Kurultay, Genel Başkan &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Kemal Kılıçdaroğlu&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;na kendi ekibini kurma yolunda bir şans verip parti içi seçimlerde son kez olmak üzere &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;blok liste&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;seçeneğini benimsemelidir. Kendi çalışma arkadaşlarını seçme istencinden yoksun bir liderin işlevi eski çağlardaki savaş gemilerinin burunlarını süsleyen &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kalyon figürü&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;nden pek bir farkı olamaz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;CHP, sosyal demokrat olduğu savında bir siyasal örgütlenmedir. Dünyadaki birçok benzerinden farklı olarak &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;sosyalist&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;gelenekten değil, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;burjuva-demokratik aydınlanmacı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;gelenekten gelmektedir. Bu nedenle klasik sosyal demokrat partilerde görülen &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;sol-merkez-sağ&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;dağılımı alışkanlığı/uygulaması CHP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de yoktur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Oysa sosyal demokrat partiler ülkelerin siyasal yaşamlarında toplumun emekçi kesimlerini temsil ettikleri kadar, emekçilerin hak ve istemlerini anlayışla karşılayan &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;paylaşımcı/ilerici&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;kesimleri de temsil ederler. Bu temsil işlevi kendisini parti içindeki kanatların oluşumunda da gösterir. Merkez ise bu kanatlar arasında dengeyi sağlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;CHP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de ise ideolojik/siyasal zeminleri itibarıyla kanatlaşan gruplar yerine ezelden beri görülen kişilere bağlı hizipler, klikleşmelerdir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Klasik sosyal demokrat partilerde kanatlar arasındaki tartışmalar, partinin güçlenmesi, atılım yapması yolunda motor işlevi görürken CHP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;deki hizip/klik çatışmaları sürekli kan kayıplarına yol açmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bu durum, CHP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin mutlaka ve bir an önce müdahale edilerek tedaviye başlanması gereken hastalığıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;18 Aralık Kurultayı bu kronik hastalığın tedavisine başlanması için bir olanaktır, değerlendirilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Blok liste oluşturulurken yukarıda değinilen hususlara dikkat edilmelidir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Parti meclisinde emekten yana aydınlara, bilim insanlarına, işçilere, sendikacılara yer verilirken özgürlükçü-demokrat iş çevrelerinin, esnafın, meslek odalarının sözcülüğünü yapacak konumdaki partililere de yer verilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Parti meclisinde Kürt kökenli üyeler, Aleviler yer almalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kadınlar ve gençler parti meclisinde mutlaka söz sahibi olmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Türkiye, ülkesi ve insanlarıyla hızlı bir değişim sürecindedir. CHP, bu sürecin dışında kalmamalıdır. CHP, toplumun tümünü kucaklaması gereken bir kitle partisidir. Dolayısıyla toplumun &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;sosyal demokrasiyi benimsemiş&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;tüm kesim, katman ve renkleri parti meclisinde olabildiğince temsil edilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İnsanlar sekiz yıllık AKP iktidarından bezmiştir. Gidişatın iyiye doğru olmadığı görülmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Türkiye&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin Cumhuriyet Halk Partisi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ne ihtiyacı vardır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Kurultay, topluma değişim inancı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;olabilir&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;coşkusu vermelidir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu ülkenin insanları daha fazla özgürlüğe, daha fazla demokrasiye, hakça gelir dağılımına, daha iyi, daha mutlu, daha güvenli yaşamaya layıktır. CHP için gün, bu yolda seferberlik günüdür. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yoksa 18 Aralık Kurultayı kim için ne ifade eder ki?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-7735489525458165305?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/7735489525458165305/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=7735489525458165305' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/7735489525458165305'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/7735489525458165305'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2011/01/chp-kurulayi-15122010.html' title='CHP KURULAYI - 15.12.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-1040319496345523246</id><published>2011-01-01T11:21:00.000-08:00</published><updated>2011-01-01T11:23:18.753-08:00</updated><title type='text'>NEDİR BU 68'Lİ TAKINTISI? - 13.12.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Geçmiş yıllarda konu gençlik hareketleri oldu mu iktidarlar her taşın altında bir &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;dış mihrak&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; ararlardı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Âlemi kendi gibi bilmek&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;örneği, gençlik hareketleri gibi toplumsal devinimlerin temelde/özünde iç dinamiklerden kaynaklanan olgular olduğunu akıllarına getirmezlerdi. Ya da gerçeği bilirler, fakat bunu dillendirmek işlerine gelmezdi, çünkü &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;dış mihrak&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; kavramı siyasetçilerin oy avcılığında kullandıkları bir silahtı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Durum bugün de farklı değil. AKP iktidarı da aynı amaçla, seçmen kitlelerini &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;tavlamak&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; amacıyla benzer bir silaha başvuruyor, dilinden &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;68 kuşağını&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; düşürmüyor. Örneğin, son öğrenci olaylarına ilişkin olarak AKP İstanbul Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Burhan Kuzu&lt;/b&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span&gt;şunları söylüyor: &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Eski tüfeklerin, eski kuşakların çoğu bu öğrencilere gaz veriyor. 68&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;liler hâlâ akıllanmamış. Bu gençleri sokağa dökmenin bir anlamı yok. 68 kuşağı istediği sistemi yaratabildi mi? Hayır.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Burhan Kuzu 1955 doğumludur. 68 yılında 13 yaşında bir çocuktur; Kayseri Develi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de çelik çomak oynuyordur. O dönemin gençlik olaylarının tanıdığı değildir, konuya ilişkin bilgileri &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;muhafazakâr büyüklerinden&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;duyduğu yalan yanlışlarla sınırlıdır. Dolayısıyla yukarıdaki alıntıda görüldüğü gibi &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;saçmalaması&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;doğaldır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ama saçmalamayabilirdi de! Ne var ki bu şansı uzun yıllar önce ıskalamıştır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Ders verdiği İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nde kürsü büyüğü, ağabeyi Prof. Dr. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Bülent Tanör&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;e sormak aklına gelseydi hiç kuşkusuz en doğru bilgiyi alırdı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;68 nedir, ne değildir&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diye. Sanırım 1963 yılında Anayasa Hukuku kürsüsünde asistanlık görevi yapmaya başlayan, 1969 yılında doktorasını tamamlayan Tanör&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ün 1971 darbesi sonrası üniversiteden atılma nedenlerini biliyordur. Bildiğini sanmadığım ise, Tanör&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ün 1972 yılı başlarındaki Söke, Beşparmak Dağları macerasıdır. Dehşetli, güzel, anlatılası anılardır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bülent Tanör 1975 yılında Danıştay kararıyla üniversiteye geri dönüp 1977 yılında doçent oldu. Çok geçmedi, 1981 darbesi sonrasında 1402 sayılı yasa kapsamında yeniden üniversiteden uzaklaştırıldı. Bu dönemde Paris ve Cenevre üniversitelerinde ders verdi. 1990 yılında tekrar Danıştay kararıyla kürsüsüne dönebildi, 1992 yılında profesör oldu. 1998 yılında aynı unvanı olan Burhan Kuzu keşke Bülent Hoca&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ya daha yakın olabilseydi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;…&lt;/span&gt;&lt;span&gt; Ondan çok şey öğrenebilir, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;iktidara karşı durmak&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”,&lt;/i&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;boyun eğmemek&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;direnmek&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; nedir, bir fikir sahibi olur, bugün saçmalamazdı. Ama dedik ya, ıskalamış&lt;/span&gt;&lt;span&gt;… &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Burhan Kuzu&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;yu anlıyorum da CHP Genel Başkan Yardımcısı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Gürsel Tekin&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;e ne oluyor? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Son 5 yıldır, 8 yıldır Başbakan&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ı destekleyen 68 kuşaklarına soruyorum. Vicdanlarınız sızlamıyor mu? Utanmıyor musunuz? Kalemlerinizi oralarda nasıl tutuyorsunuz?&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;Gürsel Tekin&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;in bu sözlerini gazetemizin dünkü sayısının ilk sayfasında yayımlanan &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;68 kuşağı utanıyor mu?&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;başlıklı haberden alıntıladım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;CHP Genel Başkan Yardımcısı bir yandan öğrencilerin eylemlerine sahip çıkarken, öte yandan da kaş yapayım derken göz çıkartıyor. Üç beş soldan çark etme döneğin iktidar yalakalığı koca bir kuşağı niçin utandırsın? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Ayrıca 68 kuşağı olarak nitelenen kesim &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;homojen&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”, &lt;/i&gt;&lt;span&gt;kendi içinde uyumlu bir topluluk değildir ki. 68 gençlik olayları içinde yer alan gençler arasından daha sonraki yıllarda muhafazakârlar da, İslamcılar da, liberaller de çıkmıştır. Gürsel Tekin herhalde &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;68 kuşağı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; derken, bu kuşağın solcularını kastediyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;68 solcularının çok ama çok büyük bir bölümü bugün de solcudur. Utanması gerekenlerin sayısı sanıldığından çok daha azdır. Medyada öne çıktıkları için çoklarmış gibi geliyor insana. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Ortada o kadar da tedirgin olacak bir durum yoktur yani&lt;/span&gt;&lt;span&gt;… &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-1040319496345523246?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/1040319496345523246/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=1040319496345523246' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/1040319496345523246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/1040319496345523246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2011/01/nedir-bu-68li-takintisi-13122010.html' title='NEDİR BU 68&apos;Lİ TAKINTISI? - 13.12.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-8898850860637795159</id><published>2010-12-13T00:11:00.000-08:00</published><updated>2010-12-13T13:21:54.653-08:00</updated><title type='text'>HİÇ GENÇ OLAMADAN  - 12.12.2010</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Onları tanıyorsunuz; hani televizyonlardaki tartışma programlarına çıkarlar da mıymıy konuşup sözlerini bir türlü bağlayamazlar, sizler de izlerken bunalırsınız, kanal değiştirip bir ohhh çekersiniz. Şimdi ağızbirliğiyle öğrencilere &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“edep”&lt;/i&gt;, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“adap”&lt;/i&gt;, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“disiplin”&lt;/i&gt; dersi verip veryansın ediyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Konuşurken, gözlerinden kıskançlık, haset, öfke okunuyor. Çünkü eleştirdikleri o genç insanlar, kızlarıyla, delikanlılarıyla okudukları üniversitelerin en delişmen, en akıllı, en bilinçli öğrencileri. Saplarına kadar yürekliler de. Sokak gösterilerinin en önünde yer alıyorlar, TBMM’de pankart açıyorlar.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TQXflYbkmfI/AAAAAAAAAvg/T55vqTPSpz0/s1600/%25C3%25B6o4.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 265px; FLOAT: left; HEIGHT: 190px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550087949110254066" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TQXflYbkmfI/AAAAAAAAAvg/T55vqTPSpz0/s400/%25C3%25B6o4.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yumurtayı en uzağa fırlatanlar da, hedefi tam isabet tutturanlar da onlardır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TQXaTXXMH2I/AAAAAAAAAu4/nKTnRqMgBY0/s1600/%25C3%25B6o6.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Mıymıycıların ise hiç böyle anıları yoktur geçmişlerine uzanan.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;Öğrencilik yılları &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“ineklemekle”&lt;/i&gt; geçmiş, o en güzel olması gereken yıllarını &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“büyüklerinin istediği gibi adam/kadın”&lt;/i&gt; olabilmek için ıskalamışlardır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Hiç genç olamadan güce tutsak, iktidara yalaka, düzene payanda olmuşlardır.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Bunların çocu&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TQXaf9rqAYI/AAAAAAAAAvA/GN_lUiY-kjk/s1600/%25C3%25B6o5.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 128px; FLOAT: left; HEIGHT: 96px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550082358472475010" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TQXaf9rqAYI/AAAAAAAAAvA/GN_lUiY-kjk/s400/%25C3%25B6o5.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;klukları da eksiktir. Sözgelimi, ağaçlara tırmanmamışlar, komşu bahçelerden erik, kayısı çalmamışlar, okul çantalarını kızak yapıp karda kaymamışlar, mahalle arası toprak sahalarda top koştururken üstlerini başlarını paralayıp evde fırça yememişler, okul asıp sinemaların öğle matinelerinde &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“olmayacak filmler”&lt;/i&gt; izlememişlerdir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Oysa marifet, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“istenilen adam/kadın”&lt;/i&gt; olmak değil, çocukluğu, gençliği dilediğince haylaz, delişmen, aykırı, yürekli, tadını çıkara çıkara yaşayıp &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“kendi istediği gibi bir insan” &lt;/i&gt;olabilmektir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bunlar sinik, sünük, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“dur”&lt;/i&gt; deyince duracak, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“otur”&lt;/i&gt; deyince oturacak, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“kalk”&lt;/i&gt; deyince kalkacak, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“sus”&lt;/i&gt; deyince susacak uysal gençler görmek istiyorlar karşılarında.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Üniversite öğrencilerinin büyük çoğunluğu da ne yazık ki zaten görmek istedikleri o &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“uysal”&lt;/i&gt; gençlerden oluşuyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Ama bir de aileden okula, toplumdan devlete her türlü güç odağından gelen baskıya direnmeyi başarıp aradan sıyrılabilmiş kişilikli gençler var üniversitelerde. Bunlar aynı zamanda okudukları bölümlerin en başarılı, en bilgili, en yaratıcı öğrencileri. Örgütlenmişler, başka okul ve kentlerdeki benzerleriyle iletişim kurmuşlar, dayanışıyorlar. Dik başlı, onurlu, hesap soran, hayatı sorgulayan, atılgan genç insanlar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TQXbMJ7EIPI/AAAAAAAAAvQ/li0fyBJe3wA/s1600/%25C3%25B6o3.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 333px; FLOAT: left; HEIGHT: 248px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550083117672571122" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TQXbMJ7EIPI/AAAAAAAAAvQ/li0fyBJe3wA/s400/%25C3%25B6o3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;“Parasız eğitim istiyoruz!”&lt;/i&gt; diyerek TBMM’de pankart açanlar, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“Bizim de söyleyecek sözümüz var!”&lt;/i&gt; diyerek sokaklara dökülenler, üniversite yerleşkelerinde eylem koyanlar bu gençlerdir; yılmıyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Bu gençler iktidarın ve iktidara bağlı güçlerin gözünde&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;ayrık otlarıdır. İstenilen, arzu edilen, tasarlanan görüntüyü bozuyorlar. Her türlü şiddet kullanılarak üzerlerine gidiliyor. Coplanıyorlar, tekmeleniyorlar, gözaltına alınıyorlar, tutuklanıyorlar, yargılanıyorlar, hapislere atılıyorlar ama yıldırılamıyorlar.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;Boyunlarını eğmiyorlar, koyunlaştırılamıyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 259px; DISPLAY: block; HEIGHT: 194px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5550083501939056066" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TQXbihbVXcI/AAAAAAAAAvY/XVmw-f_NA1E/s400/%25C3%25B6o1.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Dik duruşları iktidarı, iktidar güçlerini, onların borazanı mıymıycıları, aşağılık duygularının batağında çırpınan kıskanç yalakaları müthiş öfkelendiriyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Kanları deli bu genç kızlar, bu genç erkekler bu ülkenin yarınlarının umutlarıdır. Mutlaka çoğalacaklar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Bizim özlemlerimizi onlar gerçekleştirecekler, bizim kurmak isteyip de kuramadığımız o &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“başka”&lt;/i&gt; hayat düzenini onlar kuracaklar, o pırıl pırıl aydınlık, güzel, yaşanası Türkiye’yi onlar yaratacaklar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Onları alınlarından öpüyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-8898850860637795159?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/8898850860637795159/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=8898850860637795159' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/8898850860637795159'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/8898850860637795159'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/hic-genc-olamadan-12122010.html' title='HİÇ GENÇ OLAMADAN  - 12.12.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TQXflYbkmfI/AAAAAAAAAvg/T55vqTPSpz0/s72-c/%25C3%25B6o4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-1685324367423711017</id><published>2010-12-08T09:14:00.000-08:00</published><updated>2010-12-09T23:25:06.295-08:00</updated><title type='text'>ÖĞRENCİYE ŞİDDET NEDENSİZ DEĞİLDİR - 08.12.2010</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Biz bu filmi daha önce, hem de birçok kez görmüştük. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Polis işgali altındaki üniversite yerleşkelerini, yerlerde sürüklenen, tekmelenen, ezilen, dövülen, üzerlerine biber gazı sıkılan, gözaltına alınan, tutuklanan, yargılanan, olmadık cezalara çarptırılan öğrenciler, o görüntüler yabancı değil bize. &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TP--S9Y1_YI/AAAAAAAAAuA/15MlR_dkbTU/s1600/p1.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 255px; FLOAT: right; HEIGHT: 186px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548362498869427586" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TP--S9Y1_YI/AAAAAAAAAuA/15MlR_dkbTU/s400/p1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bilinçli uygulanan, dozu giderek arttırılan bir şiddettir bu. 1960’larda da, 1970’lerde de, sonraki yıllarda da hep böyle olmuş, hep aynı senaryo yinelenmiştir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TP-_CbyChDI/AAAAAAAAAuY/YMr8UJXnZSI/s1600/p4.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 259px; FLOAT: left; HEIGHT: 194px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548363314482021426" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TP-_CbyChDI/AAAAAAAAAuY/YMr8UJXnZSI/s400/p4.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Amaç, düşünen kafaları daha filizlenirken, daha gençken, gelişme sürecindeyken koparıp atmaktır. Amaç, genç insanları kıstırılabilir, denetlenebilir alanlarda ve henüz korumasız durumdayken yok etmek, yok edilemiyorsa edilgenleştirmek, geleceğin dışına atmaktır.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1960’ların ikinci yarısından bu yana Türkiye’de on binlerce genç insan bu yollarla, bu yöntemlerle telef olmuş, tasfiye edilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Geriye dönüp baktığımızda en ağır cezalara çarptırılan üniversiteli gençlerin okudukları fakültelerin en başarılı, en atak, en yaratıcı öğrencileri olduğunu görürüz. Bu, bir rastlantı değildir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kapitalizm, bizde yıllardır yaşanmakta olduğu gibi feodalizmden kapitalizme evrildiği dönemde/geçiş sürecinde en ilkel, en vahşi dönemini yaşar. Bu dönemde sermaye sahipleri için insan hakları da, özgürlük de, demokrasi de içi boş kavramlardır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TP--yaujcqI/AAAAAAAAAuQ/ZShJR0P-C34/s1600/p3.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 160px; FLOAT: right; HEIGHT: 160px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548363039321060002" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TP--yaujcqI/AAAAAAAAAuQ/ZShJR0P-C34/s400/p3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İlkel/vahşi kapitalist aşamada sermaye sahiplerinin ya da onların iktidardaki temsilcilerinin &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“demokrasi vaazları”&lt;/i&gt; verdikleri anlar, demokrasi bağlamında en nobran, en gaddar, en acımasız oldukları anlardır. Dolayısıyla bugün öğrencilere, parlamento dışı muhalefete karşı uygulanan AKP zulmünün anlaşılamayacak bir yanı yoktur. AKP, altyapısı kapitalist, üst yapısı feodal bir ucube düzen olan ilkel/vahşi Türkiye kapitalizminin söyleminde &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“demokrat”&lt;/i&gt;, eyleminde &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“faşizan”&lt;/i&gt; bir temsilcisidir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Doğasına uygun davranmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;AKP iktidarı, kendisinden hesap soran herkese karşı tahammülsüzdür. Hak arayan işçilere, memurlara karşı tahammülsüzdür. Üzerlerine su sıktırır, polislere coplatır, mahkeme kapılarında sürürndürür. Muhalif basına karşı, gazetecilere karşı, yazarlara karşı tahammülsüzdür. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Gazete sahiplerine her türlü baskı yöntemini uygular, yazarları işlerinden ettirir, kovdurur; gazetecilere hakaret eder, delilsiz kanıtsız zulümhanelere kapattırır, kapatıldıkları yerde çürüsünler ister.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Çevrecilere karşı tahammülsüzdür. Doğayı, yaşam kaynaklarımızı korumak, kurtarmak için çaba gösterenleri yerlerde sürükletir, dayak attırır, hayatı dar eder.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;İ&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;stediği, Türkiye’yi dikensiz gül bahçesine dönüştürmektir. İşçiler, memurlar, köylüler, aydınlar, gazeteler, gazeteciler, yazarlar, yargı, yargıçlar, savcılar, öğretmenler, askerler, işadamları, esnaf, &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TP--bGIifNI/AAAAAAAAAuI/pjgB_HtzLAc/s1600/p2.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 276px; FLOAT: left; HEIGHT: 183px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548362638655913170" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TP--bGIifNI/AAAAAAAAAuI/pjgB_HtzLAc/s400/p2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;okullar, öğretmenler, üniversiteler,&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;bilim insanları, öğrenciler…&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;Sanayi ve Ticaret Odaları, Esnaf Dernekleri, barolar, Türk Silahlı Kuvvetleri, kısacası ülkedeki herkes ona yandaş olsun, her kurum, her kuruluş onun yararına çalışsın ister. Önemli kurum ve kuruluşları ele geçirmek istemesinin nedeni budur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Dolmabahçe’deki çalışma ofisinde Başbakan, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“öğrencilere uygulanan şiddetin gerekçelerini”&lt;/i&gt; sayarken, süt dökmüş kediler gibi dilsizleşerek onu dinleyen üniversite rektörlerinin verdiği fotoğrafı gözlerinizin önüne getirin. O fotoğraf bir ibret belgesidir. Aynı zamanda da utanç…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 238px; DISPLAY: block; HEIGHT: 184px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548364367567676514" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TP-__u1OZGI/AAAAAAAAAug/kI-g8UYbqlQ/s400/p7.jpg" /&gt; &lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Gün artık bizden alınanları alanlardan geri almak için harekete geçmek günüdür. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bıçak kemiğe dayanmıştır çünkü.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-1685324367423711017?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/1685324367423711017/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=1685324367423711017' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/1685324367423711017'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/1685324367423711017'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/ogrenciye-siddet-nedensiz-degildir.html' title='ÖĞRENCİYE ŞİDDET NEDENSİZ DEĞİLDİR - 08.12.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TP--S9Y1_YI/AAAAAAAAAuA/15MlR_dkbTU/s72-c/p1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-7200164164501236568</id><published>2010-12-06T06:10:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T06:44:20.487-08:00</updated><title type='text'>YUMURTA ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER - 05.12.2010</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yumurta, başta eskilerin deyişiyle &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;gıdai ehemmiyeti haiz&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;bir yiyecek olmakla birlikte çok amaçlı kullanılan bir üründür de... Henüz sabah kahvaltımı yapmadığımdan olacak, bu satırları yazarken gözümün önüne sahanda sucuklu yumurta geliyor, yağına ekmek bandırılacak. Neyse… Bu yazıda amacımız yumurtanın öbür kullanım alanlarını anımsamaktır. &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzzk5qXClI/AAAAAAAAAtw/IXgUyVR4VAk/s1600/Y%2B7.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 223px; FLOAT: right; HEIGHT: 167px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547576656292940370" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzzk5qXClI/AAAAAAAAAtw/IXgUyVR4VAk/s400/Y%2B7.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bilmem duymuş muydunuz, kent dışındaki taşıt soygunlarında başvurulan etkili yöntemlerden biri de ön cama çiğ yumurta atmaktır. Yumurta camda patlayınca sürücü doğal bir itkiyle silecekleri çalıştırmakta, aynı anda da cama su fışkırtmaktadır. Soyguncunun beklediği de budur; çünkü bu durumda suyla karışan yumurta sileceklerin de yardımıyla süt rengini alan karışımı cama yayar, görüş gücü yüzde 92 oranında azalır. Artık sürücünün yapacağı tek şey vardır; arabayı yol kenarına çekip durmak. Burası aynı zamanda soygunun yapılacağı yerdir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Siz, siz olun, sakın sileceklerinizi çalıştırmayın, hele suyu hiç püskürtmeyin camınıza. Gaza basıp bir an önce oradan uzaklaşın. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Birinin kafasında yumurta patladığında ortaya çıkan görüntü karşısında gülmekten yerlere serilen ilk insandan bu yana insanlar birbirlerine yumurta atıyorlar. Örneğin, 2006 yılından bu yana İngiltere’de 11 kişilik takımlar arasında yumurta atma yarışmaları yapılıyor. Amaç, yumurtayı en uzağa atmak ve atılan yumurtanın takım arkadaşları tarafından kırılmadan yakalanması. Nerede patlayacağı önceden bilinemeyen bir yerde -ki bu bir kafa da olabilir- patlayan yumurtalar izleyicileri eğlendiren görüntüler oluşturuyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Neden olmasın?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kimi okullarımızda da yukarıdan aşağıya, 9 metre yükseklikten okul avlusuna yumurta atma yarışmaları yapılıyor. Bu yarışmaların &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;bilimsel&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;bir arka planı var. Amaç, aşağıya bırakılan yumurtaların yere düştüklerinde kırılmamaları. Öğrenciler yumurtaları çarpmaya dayanıklı olacağını düşündükleri maddelerle ambalajlıyorlar. Ne var ki toplam ağırlığın bir kilogramı geçmemesi ve paraşüt kullanılmaması gerekiyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kısacası yaratıcılığın desteklendiği eğitsel bir etkinlik.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Çocukların ellerinin o yaşlarda yumurtaya alıştırılması gelecekteki yaşamlarını etkiler mi? Bu, yanıtını pedagogların, psikologların verecekleri bir soru, aynı zamanda da farklı bir konu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Son zamanlarda Başbakan, devlet bakanı, Anayasa Mahkemesi başkanı gibi önemli kişilere, öncelikle üniversitelerde atılan yumurtalarda bir artış gözlemleniyor. Daha önce İngiliz &lt;b&gt;Tony Blair&lt;/b&gt;’in, Alman &lt;b&gt;Gerhard Schröder&lt;/b&gt;’in yaşadıklarını şimdi &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;bizimkiler&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;yaşıyorlar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ne var ki &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;bizimkiler&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;İngilizler, Almanlar kadar hoşgörülü değil. &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Bizim&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;Başbakan, kesin bir dille, &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Kalkıp bir konferans için gelen Başbakan, Cumhurbaşkanı, bakan, Anayasa Mahkem&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzzuFximGI/AAAAAAAAAt4/1BH0v18a0JM/s1600/Y%2B1.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 240px; FLOAT: left; HEIGHT: 160px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547576814163105890" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzzuFximGI/AAAAAAAAAt4/1BH0v18a0JM/s400/Y%2B1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;esi başkanına yumurta ve ayakkabı ile saldırmak demokratik özgürlükler içinde yer almaz,&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;diyor. Yumurta atan cezasını da bulur demek istiyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Neyse, yazıyı en iyisi burada sonlandırmak, çünkü içimde birilerinin kafasına yumurta fırlatmak arzusu kabarıyor. Ve o birilerinin sayısı son zamanlarda o kadar hızlı çoğalıyor ki…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-7200164164501236568?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/7200164164501236568/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=7200164164501236568' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/7200164164501236568'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/7200164164501236568'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/yumurta-uzerine-cesitlemeler-05122010.html' title='YUMURTA ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER - 05.12.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzzk5qXClI/AAAAAAAAAtw/IXgUyVR4VAk/s72-c/Y%2B7.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-1169905935065717975</id><published>2010-12-06T05:30:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T06:09:31.279-08:00</updated><title type='text'>ETEKTEKİ 'YALAN' TAŞLAR - 01.12.2010</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPztqzncV3I/AAAAAAAAAto/cgijH5WkugE/s1600/W%25C4%25B0K%2B1.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 275px; FLOAT: left; HEIGHT: 183px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547570160679540594" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPztqzncV3I/AAAAAAAAAto/cgijH5WkugE/s400/W%25C4%25B0K%2B1.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bizim Başbakanımız kararlı adamdır, öyle WikiLeaksmiş, MikiLeaksmiş pabuç bırakmaz. Nitekim Libya’ya giderken havalimanında, &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Hele eteğindeki taşları bir döksün, bakarız,&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; demiştir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bizler ise sabırsız insanlarızdır, etekteki 7 bin 918 taştan henüz bir avucu dökülmüşken ortalığı velveleye vermişizdir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Oysa Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi’nin merkezine gönderdiği, &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kripto&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; denen birtakım gizli yazıların Başbakanımız için bir &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kıymeti harbiyesi&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; olabilir mi? Dökülen taşların bir avucu bile bunun olabilmezliğini ortaya koymuştur. &lt;/span&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPztKcHl6AI/AAAAAAAAAtg/9FLAHAMF-f4/s1600/W%25C4%25B0K%2B2.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 276px; FLOAT: right; HEIGHT: 183px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547569604616120322" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPztKcHl6AI/AAAAAAAAAtg/9FLAHAMF-f4/s400/W%25C4%25B0K%2B2.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Güncel durum aşağıdaki gibidir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Milli Savunma Bakanı &lt;b&gt;Vecdi Gönül&lt;/b&gt;’ün kabine arkadaşı Dışişleri Bakanı &lt;b&gt;Ahmet Davutoğlu&lt;/b&gt; için &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;tehlikelidir&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; dediği doğru değildir. Vecdi Gönül bu savı yalanlamıştır. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu kesinlikle bir &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;yeni Osmanlıcı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; değildir. ABD Dışişleri Bakanı &lt;b&gt;Hillary Clin&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzp5wXZH-I/AAAAAAAAAtA/arcfrchHZXc/s1600/W%25C4%25B0K%2B5.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 148px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547566019458441186" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzp5wXZH-I/AAAAAAAAAtA/arcfrchHZXc/s400/W%25C4%25B0K%2B5.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;ton&lt;/b&gt; kendisinden bizzat özür dilemiştir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Hikmet Çetinkaya&lt;/b&gt; dilediği kadar açıklama beklesin! Başbakan &lt;b&gt;Recep Tayyip Erdoğan&lt;/b&gt;’ın İsviçre bankalarında sekiz ayrı hesabı olduğu savı üzerinde durmayı gerektirmeyecek kadar önemsizdir. Hiç böyle şey olabilir mi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Başbakan’ın çevresinde&lt;i&gt; “&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kifayetsiz ve kibirli&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; danışmanlar olduğu savı da doğru değildir. Başbakan’ın eski danışmanlarından&lt;b&gt; Akif Beki&lt;/b&gt; evvelki gün Radikal’deki köşesinde&lt;i&gt; “&lt;/i&gt;&lt;i&gt;bunun böyle olmadığını&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”, &lt;/i&gt;asıl kifayetsiz ve kibirli olanın ABD olduğunu yazmıştır. Birlikte okuyalım: &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Bugün mahrem evrakına sahip olamayan, yarın bayrağına nasıl sahip çıkacak. Elden ele dilden dile dolaşan o belgeler, devletin namusudur çünkü. Kim kifayetsiz, kim kibirli, kim beceriksiz, kim dalkavuk buyurun WikiLeaks&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ten okuyun."&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 257px; DISPLAY: block; HEIGHT: 196px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547565851042584306" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzpv897FvI/AAAAAAAAAs4/mwg9Y9F7eIQ/s400/W%25C4%25B0K%2B8.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanı &lt;b&gt;Abdullah Gül&lt;/b&gt; ile Başbakan arasında bir &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;çekişme&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; yoktur, olmamıştır. Sayın Cumhurbaşkanı da zaten &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Kadim dostluğumuzu hiçbir şey bozamaz&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; demiştir. ABD’li büyükelçi, Azerbaycan Cumhurbaşkanı &lt;b&gt;İham Aliyev&lt;/b&gt;’in sözlerini de yanlış anlamıştır. Aliyev’in Rusya ile petrol hattı anlaşmasını Türkiye’yi saf dışı ederek önemsizleştirmek için yaptığı savı asılsızdır. Hele, &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Tayyip Erdoğan&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;dan hiç hazzetmiyorum!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; dediği tümüyle yalandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 270px; DISPLAY: block; HEIGHT: 186px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547567390246455010" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzrJi8uRuI/AAAAAAAAAtQ/4oAcy1kIEDs/s400/W%25C4%25B0K%2B9.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Türkiye’nin İran’a yakınlaşması abartılmaktadır. Bu sav da, Türkiye’nin hiçbir zaman Avrupa Birliği’ne üye olamayacağı kanısı da ABD’li diplomatların sığlığına verilmelidir. Aynı şekilde Suudi Arabistan ve Ürdün krallarının ABD’den İran’ın tepesine binmesini, güç kullanarak dize getirmesi istemi de asılsızdır, bu da ABD diplomatlarının bir uydurmasıdır. Doğru olan Ortadoğu’nun, Türkiye’nin öncülük ve önderliğinde bir &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;barış ve huzur adası&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;na dönüştürüldüğüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Görüldüğü gibi ortada telaşlanacak bir durum yoktur. Yalancılar, kendi yalanlarında boğulacaklardır. Biz kendimizle, özellikle de bizi yönetenlerle övünmeyi sürdürelim. Bakın, Başbakanımız geçen hafta Lübnan’da &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Yılın Devlet Adamı Ödülü&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;nü aldı. &lt;/span&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzpbi1NNII/AAAAAAAAAsw/rj0eIn3kOKA/s1600/W%25C4%25B0K%2B6.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; FLOAT: right; HEIGHT: 184px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547565500429317250" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzpbi1NNII/AAAAAAAAAsw/rj0eIn3kOKA/s400/W%25C4%25B0K%2B6.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İki gün önce de kendisine Trablusgarp’da düzenlenen Avrupa Birliği-Afrika Zirvesi’nde Libya Devlet Başkanı &lt;b&gt;Muammer Kaddafi&lt;/b&gt; tarafından &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;İnsan Hakları Ödülü&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;verildi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Başbakan’ın, Libya gibi bir özgürlük ve demokrasi bahçesinin, bir insan hakları cennetinin liderinden böylesine değerli bir ödül alması hepimizi onurlandırdı. Kendisi de yaptığı teşekkür konuşmasında bunu dile getirdi, &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Şahsımdan ziyade, ülkem ve milletim adına teslim aldığım bu ödülün, bölgesel ve küresel ölçekte, insan hakları noktasındaki mücadelemizi teşvik edeceğinden emin olabilirsiniz&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; dedi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bir insan hakları savaşımcısı olarak o anda mutlaka &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Silivri Zulümhanesi&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;nde aylardır neden yattıklarını bilmeden yatanları, üniversite yerleşkelerinde kendisini protesto ettikleri, TBMM’de pankart açarak parasız eğitim istedikleri için hayatı karartılan öğrencileri anımsamıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Sevgili okurlar, bu yazıyı dilerseniz tersten de okuyabilirsiniz. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;E&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;tekteki tüm taşlar dökülse de, biz olduğumuz gibi kaldıkça durum yine değişmeyecektir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-1169905935065717975?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/1169905935065717975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=1169905935065717975' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/1169905935065717975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/1169905935065717975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/etekteki-yalan-taslar-01122010.html' title='ETEKTEKİ &apos;YALAN&apos; TAŞLAR - 01.12.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPztqzncV3I/AAAAAAAAAto/cgijH5WkugE/s72-c/W%25C4%25B0K%2B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-2007566231284957660</id><published>2010-12-06T04:51:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T05:30:05.041-08:00</updated><title type='text'>BİZ BÖYLE İNSANLARIZ İŞTE - 29.11.2010</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 270px; DISPLAY: block; HEIGHT: 187px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547558978779229522" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzjf7yqLVI/AAAAAAAAAso/1dluNV4iKjY/s400/NAIPAUL%2B%2B2.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İslamcı gazeteler, Hint asıllı İngiliz yazar &lt;b&gt;Vidiadhar Surajprasad&lt;/b&gt; &lt;b&gt;Naipaul&lt;/b&gt;’un yaşayacaklarından korkup Türkiye’ye gelmemesini olağanüstü bir olaymış gibi yansıttılar sayfalarına. Oysa &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;olağanüstü&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; hiçbir yanı yoktu olayın; bu konuda ulusça deneyimliydik. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Geçen ay da 47. Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne jüri üyesi olarak çağrılan ünlü Sırp yönetmen &lt;b&gt;Emir Kusturica&lt;/b&gt;’yı bu görevi kab&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzjUxUtjzI/AAAAAAAAAsg/RFOxts9NXYM/s1600/NA%25C4%25B0PAUL%2B3.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 192px; FLOAT: right; HEIGHT: 228px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547558786990706482" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzjUxUtjzI/AAAAAAAAAsg/RFOxts9NXYM/s400/NA%25C4%25B0PAUL%2B3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;ul ettiğine edeceğine pişman etmiştik. Adamcağız, kendisine yönelik şiddet karşısında jüri üyeliğinden çekilmiş, ardından da Türkiye’yi terk etmişti. Adamı kovmuştuk yani. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Türk olsun, Kürt olsun, yabancı olsun bizim gibi düşünmeyenleri ülkeden kovmak, sürmek, hayatı zehir etmek bir gelenektir bizde. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Naipaul’u, gezip gördüğü dört İslam ülkesinde yaptığı gözlemleri kâğıda döktüğü, kâğıda döktüklerinin de Müslümanlık açısından olumsuzluklar taşıdığı için Türkiye’ye gelmekten caydırmıştık. Naipaul, &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;dini&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; duygularımızı kabartmıştı. Sırpların Boşn&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzjJRYobGI/AAAAAAAAAsY/89xxVybixMo/s1600/NA%25C4%25B0PAUL%2B4.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 233px; FLOAT: left; HEIGHT: 216px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547558589438651490" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzjJRYobGI/AAAAAAAAAsY/89xxVybixMo/s400/NA%25C4%25B0PAUL%2B4.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;ak Müslümanlara uyguladığı mezalimi yeterince eleştirmeyen Kusturica ise &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;soydaşlık&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; duygularımızı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Ahmet Kaya&lt;/b&gt;’ya saldırı nedenimiz, ona ülkesini yaşanamaz duruma getiriş nedenimiz ise 10 Şubat 1999 günü Magazin Gazetecileri Derneği’nce verilen &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;yılın en iyi sanatçısı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; ödülünü aldığı toplantıda yaptığı konuşmada geçen sözleriydi: &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ben bu ödül için İnsan Hakları Derneği&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ne, Cumartesi Anneleri&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ne, tüm basın emekçileri ve tüm Türkiye halkına teşekkür ediyorum. Bir de bir açıklamam var: Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim. Aramızda bu klibi yayımlayacak yürekli televizyoncular olduğunu biliyorum, yayımlamazlarsa Türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını bilmiyorum.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu sözler &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;milliyetçi&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; duygularımızı harekete geçirmişti. Milliyetçi şiddetin hedefi durumuna getirilen Ahmet Kaya yurtdışına çıktı, ertesi yıl 16 Kasım günü sürgünde öldü. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kafasına bir odun vurup öldürdüğümüzde Türk öykücülüğünün köşe taşlarından biri olan &lt;b&gt;Sabahattin Ali&lt;/b&gt; 41 yaşındaydı. Kovuşturarak, mahkeme kapılarında süründürerek, zindanlara kapatarak, işsiz bırakarak hayatını z&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzinPoAMAI/AAAAAAAAAsI/DeWWE5SddUU/s1600/NA%25C4%25B0PAUL%2B5.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 240px; FLOAT: right; HEIGHT: 160px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547558004850700290" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzinPoAMAI/AAAAAAAAAsI/DeWWE5SddUU/s400/NA%25C4%25B0PAUL%2B5.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;ehir etmiştik. Yurtdışına gitmek istemiş, fakat pasaport vermemiştik. O da ayakta kalabilmek, insanca bir hayat sürebilmek için sınırı gizlice geçmek istemiş, bu nedenle &lt;b&gt;Ali Ertekin&lt;/b&gt; adında bir &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kaçakçı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; ile anlaşmış, fakat amacına ulaşamadan, bir MİT mensubu olduğu daha sonra ortaya çıkan Ertekin tarafından 2 Nisan 1948 günü Bulgaristan sınırında öldürülmüştür. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Patlama noktasına gelen &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;antikomünist&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; hissiyatımız, usta yazarımızın, belleklerimize kazınan &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Aldırma gönül aldırma&lt;/i&gt;&lt;i&gt;…”&lt;/i&gt; dizesiyle unutulmazlarımız arasında y&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzifJ8iY9I/AAAAAAAAAsA/HUSovfmmv18/s1600/NA%25C4%25B0PAUL%2B6.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 231px; FLOAT: left; HEIGHT: 218px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547557865887261650" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzifJ8iY9I/AAAAAAAAAsA/HUSovfmmv18/s400/NA%25C4%25B0PAUL%2B6.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;erini alan şairimizin sonunu getirmiştir.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Onca yıl zindanda yatırdıktan sonra serbest kaldığında &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;antikomünist&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; hezeyanla ve olanca gücümüzle dilimizin en büyük şairi &lt;b&gt;Nâzım Hikmet&lt;/b&gt;’in üzerine yüklenmiş, şiddet söylemleriyle, ölüm tehditleriyle onu yurtdışına kaçmaya zorlamış, kaçtıktan sonra da &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;vatan haini&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; ilan etmişizdir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Nâzım Hikmet 17 Haziran 1951 günü bir motorla Türkiye’den ayrılmış, 3 Haziran 1963 günü Moskova’da sürgünde ölmüştür.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ermeni yurttaşımız, gazeteci &lt;b&gt;Hrant Dink&lt;/b&gt;’i ise aldığı onca tehdide, karşılaştığı onca şiddete karşı yurtdışına gitmeyi düşünmediği için cezalandırmış, 19 Ocak 2007 günü güpegündüz, işlek bir caddede kurşunlayarak hayatına son vermişizdir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 259px; DISPLAY: block; HEIGHT: 194px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547555862910422386" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzgqkRpTXI/AAAAAAAAArw/qWE-_lUH_E4/s400/NA%25C4%25B0PAUL%2B7.jpg" /&gt; &lt;span style="font-size:130%;"&gt;Biz böyle insanlarız işte. Kimse kusurumuza bakmasın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-2007566231284957660?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/2007566231284957660/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=2007566231284957660' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/2007566231284957660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/2007566231284957660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/biz-boyle-insanlariz-iste-29112010.html' title='BİZ BÖYLE İNSANLARIZ İŞTE - 29.11.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzjf7yqLVI/AAAAAAAAAso/1dluNV4iKjY/s72-c/NAIPAUL%2B%2B2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-6933880390040242748</id><published>2010-12-06T04:20:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T04:48:22.544-08:00</updated><title type='text'>BİR ÖRGÜTSEL BAŞARI ÖYKÜSÜ - 28.11.2010</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;14 Temmuz 1956 günü Almanya’nın Munster kasabasındaki bir toplantı salonunda 23 subay, 25 astsubay ve 7 asker bir araya gelip &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Alman Federal Ordu Derneği&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;(Deutsche Bundeswehr Verband) adını taşıyacak bir sosyal dayanışma örgütü kurdular, başkanlığa da Üsteğmen &lt;b&gt;Karl-Theodor Molinari&lt;/b&gt;’yi getirdiler. &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzaljcbDPI/AAAAAAAAAro/w-0JXkhXpJ0/s1600/OYAK%2B1.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 275px; FLOAT: right; HEIGHT: 183px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547549179718077682" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzaljcbDPI/AAAAAAAAAro/w-0JXkhXpJ0/s400/OYAK%2B1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Dernek muvazzaf ve emekli subaylara, astsubaylara, erata gerek ekonomik gerek sosyal gerekse hukuksal alanda yararlı hizmetlerde bulundu. 1959 yılı sonunda üye sayısı 50 bini aşmıştı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Derneğin gelişmesine bağlı olarak 1966 ağustos ayında Savunma Bakanlığı aldığı bir kararla askerlerin dernekleşme faaliyetlerini bir karara bağladı. Buna göre askerler sendikalaşabilecekler, fakat toplantılarını &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kışla dışında&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; yapacaklardı. Alman Federal Ordu Derneği bir sendika gibi faaliyet göstermesine karşın kendini &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;sendika&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;olarak tanımlamadığından her türlü faaliyetini kışla içinde sürdürebiliyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Dernek, ekonomik, sosyal ve hukuksal çalışmalarının yanı sıra Federal Parlamento’da da temsil edilebilmek için çaba gösteriyordu. 1965 seçimlerinde üst düzey yöneticilerinden &lt;b&gt;Hermann Stahlberg&lt;/b&gt;’i Hıristiyan Demokrat Birlik’ten parlamentoya sokmayı başardı. 1969 seçimleri sonrasında ise parlamentodaki muvazzaf asker milletvekili sayısı beşe yükseldi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Federal Savunma Bakanlığı Personel Dairesi’ndeki asker temsilciler 1966 yılından itibaren artık derneğin aday listesinden seçiliyor, başarı grafiği yükseldikçe üye sayısı da artıyordu. 1956 yılında 55 kurucu üyeyle kurulan derneğin üye sayısı 1966 yılında 110 bine, 1969 yılında 130 bine, 1972 yılında 140 bine, 1974 yılında 175 bine yükselmişti. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Dernek, üyelerinin çıkarları doğrultusunda kimi zaman hükümetlerle çatışıyor, yeri geldiğinde üyeleri sokağa dökülüyordu. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 391px; DISPLAY: block; HEIGHT: 129px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547547196167505314" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzYyGJHRaI/AAAAAAAAArQ/wRANJY5HSRc/s400/OYAK%2B5.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Alman Federal Ordu Derneği bugün 200 bini aşkın üyesi, kurduğu iki vakıf (Heinz-Volland Vakfı, Karl-Theodor-Molinari Vakfı) ve bir eğitim enstitüsü (Manfred-Godzki Enstitüsü) ile Almanya’nın en güçlü sivil toplum örgütlerinden biri olarak çalışmalarını sürdürüyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Dernek, Avrupa Asker Birlikleri Örgütü’nün (EUROMIL) en güçlü üyelerinden biri. EUROMIL bu yıl bünyesinde 36 ülkeden 83 konfederasyonu ve 60 milyon emekçiyi toplayan en güçlü sendikal kuruluş olan Avrupa Sendikalar Konfederasyonu’na (ETUC) üyelik için başvurdu. Başvuru 2011 yılında Atina’da yapılacak toplantıda karara bağlanacak. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Avrupa’nı&lt;/span&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzYUToRLlI/AAAAAAAAArI/hUO7U0Qtt8c/s1600/OYAK%2B6.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 160px; FLOAT: left; HEIGHT: 159px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547546684391763538" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzYUToRLlI/AAAAAAAAArI/hUO7U0Qtt8c/s400/OYAK%2B6.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;n 22 ülkesinden asker sendikaları, asker dernekleri, emekli subay dernekleri, gaziler ve askerler yardımlaşma sandıkları gibi kurumlar EUROMIL’in üyesi. Asker sendikaları ve dernekleri bazı ülkelerde (Hollanda, Finlandiya, İsveç vd) sendika konfederasyonlarına üye ve toplu görüşme-toplusözleşme yapabiliyor. Merkezi Brüksel’de bulunan EUROMIL, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu ve AGİT nezdinde muhatap alınıyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Görüldüğü gibi başka ülkelerde askerler rütbe farkı gözetmeksizin kendilerini &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kamu emekçisi&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; olarak değerlendirip bu doğrultuda örgütleniyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzZUh_holI/AAAAAAAAArY/xktF0RpNqmI/s1600/OYAK%2B3.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 278px; FLOAT: right; HEIGHT: 148px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547547787759034962" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzZUh_holI/AAAAAAAAArY/xktF0RpNqmI/s400/OYAK%2B3.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Keşke bizde de benzer bir gelişme olabilseydi, olmadı. Bizim askerimiz kurduğu yardımlaşma kurumu OYAK’la bankacılığı, sigortacılığı, otomotivciliği, çimentoculuğu, konserveciliği seçti. Kapitalizmle bütünleşti. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Hükümete karşı hakkını, hukukunu koruyacak &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;öz-örgütü&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;nden yoksun kaldı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Eğer bünyesinden, başka ülkelerdeki benzerleri gibi güçlü bir sivil toplum örgütü çıkarabilseydi bugün yaşadığı sıkıntıları yaşar mıydı?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 223px; DISPLAY: block; HEIGHT: 226px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547548423646285106" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzZ5i23DTI/AAAAAAAAArg/vJ5hKdD8zxQ/s400/OYAK%2B4.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Açığa alınan üç general olayı bunları düşündürüyor bana.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-6933880390040242748?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/6933880390040242748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=6933880390040242748' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/6933880390040242748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/6933880390040242748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/bir-orgutsel-basari-oykusu-28112010.html' title='BİR ÖRGÜTSEL BAŞARI ÖYKÜSÜ - 28.11.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzaljcbDPI/AAAAAAAAAro/w-0JXkhXpJ0/s72-c/OYAK%2B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-7357214754895571422</id><published>2010-12-06T03:50:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T04:20:22.910-08:00</updated><title type='text'>TUHAF ŞEYLER ÜLKESİ - 24.11.2010</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bir kent düşünün, hiç düşman işgaline uğramamış, fakat yıllardır bu kentin düşman işgalinden kurtuluşu resmi törenlerle kutlanıyor olsun. Kentin adı Mardin; kentte bulunan Artuklu Üniversitesi’nde bilim adamları araştırmaları sonucu kentin I. Dünya Savaşı’nda ve sonrasında burada bir düşman işgalinin olmadığı gerçeğini ortaya çıkarmışlar. Bir işgal denemesi ise olmuş; 1918 yılında bir Fransız Albay, Mardin’e gelip kentin hemen kendilerine devredilmesini istemiş. Mardinliler bu isteğe karşı koyup, &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Kenti teslim etmeyeceğiz!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; diyerek kararlı, onurlu bir direniş göstermişler. Fransız Albay kös kös gitmiş, olay da kapanmış.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Artuklu Üniversitesi’nin vardığı sonuç doğrultusunda Mardin Belediye Meclisi 11 Kasım 2010 günü bir karar alarak her yıl 21 Kasım’da kutlanan &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Kurtuluş Günü&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;nü &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Onur Günü&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;ne çevirerek doğru bir davranış sergilemiş. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzQTCy4rvI/AAAAAAAAAqY/qOC2FQ4mYnE/s1600/MARD%25C4%25B0N%2B2.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 275px; FLOAT: right; HEIGHT: 183px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547537866600001266" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzQTCy4rvI/AAAAAAAAAqY/qOC2FQ4mYnE/s400/MARD%25C4%25B0N%2B2.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Fakat burası Türkiye, &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ankara&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; sözünü duyan her bürokratın eli ayağı kesiliyor. Mardin Belediyesi de Belediye Meclisi’nin aldığı kararı onaylanması için Ankara’ya göndermiş. Fakat onay bir türlü gelmemiş. Ne olur ne olmaz denerek &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Mardin&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;in düşman işgalinden kurtuluşunun 91. yılı&lt;/i&gt;” eski yıllarda olduğu gibi askeri birliklerin geçit resmi, ellerinde bayrak sallayan öğrenciler ve kent erkânıyla “&lt;i&gt;coşkulu&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; bir biçimde kutlanmış. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzR9_meHyI/AAAAAAAAAqo/OYFqidvMa5I/s1600/MARD%25C4%25B0N%2B3.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 240px; FLOAT: left; HEIGHT: 176px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547539703988625186" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzR9_meHyI/AAAAAAAAAqo/OYFqidvMa5I/s400/MARD%25C4%25B0N%2B3.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kutlanmış ama tek farkla; vali, belediye başkanı ve garnizon komutanı törene kendileri katılmayıp vekillerini göndermişler. Onlar da üstü açık bir aracın üzerinde tur atıp Mardinlilerin kurtuluş gününü onurlandırmışlar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Böyle bir tuhaflığa dünyanın başka neresinde rastlanabilir?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bizim bir Başbakanımız var, yandaşlarının gözünde karizmatik mi, karizmatik; yürekli mi, yürekli; efe mi, efe. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İşte bizim bu karizmatik, yürekli ve efe Başbakanımız bir hafta öncesine kadar babalanıyor, ABD’sine, NATO’suna posta koyuyor, Türkiye’ye yerleştirilecek füzelerin hareket düğmesinin denetimi &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Bizde olur&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;, &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Düğmeye biz basarız&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; diye dünyaya meydan okuyordu. &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Özellikle topraklarımızın genelinde böyle bir şey düşünülüyorsa zaten kesin&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzTtlZB2_I/AAAAAAAAAq4/JO0SBOQI2gE/s1600/F%25C3%259CZE%2B1.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 256px; FLOAT: right; HEIGHT: 192px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547541621098273778" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzTtlZB2_I/AAAAAAAAAq4/JO0SBOQI2gE/s400/F%25C3%259CZE%2B1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;likle bu bize verilmeli, aksi takdirde böyle bir şeyin kabulü mümkün değil.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; Bu sözleri Lizbon’da gerçekleşen NATO Zirvesi öncesinde, 15 Kasım günü Bangladeş dönüşünde söylemişti. Başbakan’ın sözleri, varlığını AKP şakşakçılığı üzerinden sürdüren medya tarafından alkışlandı, köşe yazarları, televizyon yorumcuları Başbakan’a övgüler düzdüler, onun karizmatikliğini, yürekliliğini, efeliğini bir kez daha göklere çıkardılar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Aradan bir hafta geçti. NATO Balistik Füze Savunma Sistemi’nin komutasının kimde olacağına ilişkin bir soru üzerine bu kez, &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Bunlar bundan sonra yapılacak olan birleşimlerde, bir araya gelmelerde o zaman tespit edilecek. Şu anda tabii komuta şu ülkededir diye belirlenmiş bir şey söz konusu değil. Fakat biz tabii buranın komuta sisteminin tamamıyla NATO&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;da olması gerektiğini söyledik ve bunu savunduk. Bundan sonraki gelişmelere göre de tavrımız, ülkemizle alakalı bir konuda gelişmeler hangi noktaya gelecek, bunu şu anda bilemediğimiz için bir şey söylemek erken olur. Ama komutanın kesinlikle NATO&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;da olması gereğini ifade ettik,&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;yanıtını verdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Şakşakçı medya bu yanıtı da alkışladı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Sorduk, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu, diye. &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Yahu biz sistemin komutası Japonlara, Filipinlilere, Bolivyalılara verilecek sanmıştık, bari Türk olsun dedik!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; diyecek halleri yoktu ya, sustular. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 259px; DISPLAY: block; HEIGHT: 194px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547540317019231074" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzShrUW02I/AAAAAAAAAqw/AUvf4LAAiqM/s400/F%25C3%259CZE%2B2.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Sormak gerekmiyor mu, dünyanın hangi ülkesinde, hangi toplum &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;füze kalkanı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; gibi ülke ve insanları için yaşamsal bir konuda bir hafta önce söylediği bir hafta sonra söylediğini tutmayan bir Başbakan’a tahammül edebilir, diye.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Dünyanın hangi ülkesinde, en yandaşı, en şakşakçısı, en dalkavuğu bile olsa, hangi gazete, hangi televizyon kanalı, hangi yazar, hangi yorumcu bizdeki gibi kaypak, bizdeki gibi yanardöner, bizdeki gibi kendine saygısız olabilir?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Tuhaflıktan da öte bir şeydir bu!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-7357214754895571422?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/7357214754895571422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=7357214754895571422' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/7357214754895571422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/7357214754895571422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/tuhaf-seyler-ulkesi-24112010.html' title='TUHAF ŞEYLER ÜLKESİ - 24.11.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzQTCy4rvI/AAAAAAAAAqY/qOC2FQ4mYnE/s72-c/MARD%25C4%25B0N%2B2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-6316998787276070818</id><published>2010-12-06T03:29:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T03:49:34.584-08:00</updated><title type='text'>BORCUN TUTSAĞI OLMAK - 22.11.2010</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Birliği Genel Başkanı &lt;b&gt;Nazım Kaya&lt;/b&gt;’ya göre, 2008 yılı Temmuz ayında bankalara olan kredi kartları dahil borç 109 milyar TL iken bu rakam 2009 yılında aynı ayda 117 milyar, 2010 yılında ise 149 milyar TL olmuş. 2008 yılı Temmuz ayında 3.4 milyar TL &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzM3qodBEI/AAAAAAAAAqQ/S1cxMWgbGrs/s1600/BOR%25C3%2587%2B1.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 292px; FLOAT: right; HEIGHT: 172px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547534097722442818" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzM3qodBEI/AAAAAAAAAqQ/S1cxMWgbGrs/s400/BOR%25C3%2587%2B1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;olan takibe alınan borç miktarı ise 2009 yılı Temmuz ayında 7.2 milyar TL’ye, 2010 yılı Temmuz ayında da 8.1 milyar TL’ye yükselmiş. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bankalar dur durak dinlemeden insanları borçlanmaya teşvik ediyor. Mahkemelerde icra dosyaları her gün biraz daha kabarıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) internet sitesinde 2003-2010 yılları arasında 81 ilde, 800 ilçede, 1820 şantiyede 460.387 konut üretildiği/üretilmekte olduğu bildiriliyor. Bu konutlar 10, 15, 20 yıl süreli borçlanmalarla satışa sunuluyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;TOKİ’ye göre bu konutlardan 193.237’si dar ve orta gelir grubuna, 123.299’u alt gelir ve yoksullara yönelik, 53.547’si gecekondu dönüşüm, 13.311’i afet konutları, 4.051’i (35 köyde) tarımköy uygulamaları kapsamında olup toplam 387.445’i sosyal konut niteliğindedir. 72.942’si ise kaynak geliştirme (51.245’i Emlak Konut GYO) uygulamasıdır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzLyXOGGcI/AAAAAAAAAp4/CJ7VZMSNcMo/s1600/BOR%25C3%2587%2B5.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 259px; FLOAT: left; HEIGHT: 194px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547532907100641730" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzLyXOGGcI/AAAAAAAAAp4/CJ7VZMSNcMo/s400/BOR%25C3%2587%2B5.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ülkemizde ortalama aile bireyleri sayısı dört olarak kabul edilecek olursa yalnızca TOKİ konutlarının alıcısı olan yoksul ve alt-dar-orta gelirli kesimden baba, anne ve iki çocuk olmak üzere yaklaşık 1.300.000 aile bireyinin dolaysız/dolaylı borç yükü altına girdiğini söyleyebiliriz. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Aynı sitede 1984-2003 yılları arasında 950.000 konuta kredi desteği sağlandığı belirtiliyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İnsanın başını sokacak, kendine ait bir evi olması güzel bir şey, haklı bir istek, haklı bir özlem. Keşke insanların bu özlemi gerçekleşebilse. Ne var ki olmuyor; Türkiye gibi kapitalizmin en vahşi koşullarda işlediği, sosyal güvenlik mekanizmalarının yeterince hayata geçirilmediği, bu gerçek bir yana olan kadarının da yozlaştırılıp iğdiş edildiği bir ülkede uzun süreli borçlanma yol&lt;/span&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzMCPgVozI/AAAAAAAAAqA/qceV-EatlQE/s1600/BOR%25C3%2587%2B3.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 275px; FLOAT: right; HEIGHT: 183px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547533179907580722" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzMCPgVozI/AAAAAAAAAqA/qceV-EatlQE/s400/BOR%25C3%2587%2B3.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;uyla bir konut sahibi olma özlemi çoğu zaman gerçekleşemiyor, insanlar yarı yolda kalıyorlar, düşleri parçalanıp darmadağın oluyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bir tökezleme durumunda insanın ödediği onca para ilk yıllarda anaparayı değil, borcun faizini karşıladığından paranın geri dönüşü olmuyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ödenen para yanıyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu, işin ekonomik yanı, bir de sosyal yanı var.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Borçlu çalışan, daha önce de duyduğu, fakat borçlandığı günden itibaren çok daha yoğun duymaya başladığı işsiz kalma korkusuyla yaşamaya başlıyor. Bu korku onun işverenine karşı olan davranışlarına da yansıyor. Eğer sendikalı bir işçiyse işverenin gözünde bir diken olan sendikasından ayrılıyor. Hiçbir emekçi eylemine katılmıyor, katılamıyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu gözle görünmeyen, yazısı-kuralı olmayan bir baskı, yalnızca duyuluyor, duyumsanıyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;10 yıl, 15 yıl, 20 yıl bu duyguyla yaşamak korkunç bir durum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Diyelim 10 yıl vadeli 120.000 TL kredi aldınız. Ayda 1.721 TL ödüyorsunuz. Bu durumda bankaya 120 ayda ödeyeceğiniz tutar 206.520 TL. Bunun 86.520 TL’si ise faiz ve masraf payı; diyelim üç yıl boyunca toplam 61.956 TL ödediniz, işsiz kaldınız, artık ödeyemiyorsunuz. Bu paranın yüzde 10’unu bile geri alamıyorsunuz; paranızın yüzde 90’ı yanıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzMVCwQEbI/AAAAAAAAAqI/zjlD2xbFkMM/s1600/BOR%25C3%2587%2B2.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 120px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547533502902178226" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzMVCwQEbI/AAAAAAAAAqI/zjlD2xbFkMM/s400/BOR%25C3%2587%2B2.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="font-size:130%;"&gt;Çoğu borçlu, bu duruma düşmemek için kişilik erozyonuna uğruyor. Borç Türkiye’de insanı tutsaklaştırıyor. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kapitalizmin bu yüzünü de iyi tanımakta yarar var.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-6316998787276070818?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/6316998787276070818/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=6316998787276070818' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/6316998787276070818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/6316998787276070818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/borcun-tutsagi-olmak-22112010.html' title='BORCUN TUTSAĞI OLMAK - 22.11.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzM3qodBEI/AAAAAAAAAqQ/S1cxMWgbGrs/s72-c/BOR%25C3%2587%2B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-7325432937294230799</id><published>2010-12-06T02:49:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T03:29:08.021-08:00</updated><title type='text'>BOĞALAR, ÖKÜZLER VE İNSANLAR ÜZERİNE - 21.11.2010</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ben mi anımsamıyorum yoksa gerçekten öyle miydi, kesin bir şey söyleyemeyeceğim ama eskiden &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kurban&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; denince aklımıza yalnızca koyunlar ya da koçlar gelirdi sanki daha çok da koyunlar. Boğaları, inekleri, öküzleri kurban etmek düşüncesi ne zaman ortaya çıktı, ne zaman uygulanmaya başlandı, bunu da bilmiyorum. Belki bir yerlerde hep vardı da televizyon &lt;/span&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzE2aIV3_I/AAAAAAAAApI/wSn--aIHHCc/s1600/BO%25C4%259EA%2B00.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 240px; FLOAT: right; HEIGHT: 155px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547525280019898354" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzE2aIV3_I/AAAAAAAAApI/wSn--aIHHCc/s400/BO%25C4%259EA%2B00.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;bu kadar yaygın olmadığından haberimiz olmuyordu. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Artık biliyoruz; tek kişinin altından pek kalkamayacağı bir &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;olay&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; olduğundan akrabalar, eşler, dostlar, komşular bir araya gelip ortaklaşa bir büyük baş hayvanı kurban edip hep birlikte sevaba giriyorlar. Küçükbaş yerine büyük baş hayvan kurban edildiğinde kazanılan sevap daha mı büyük oluyor, bu soruyu yanıtlayacak ne haddim ne de yetkim var. Merak eden açar telefonu, Diyanet İşleri’ne sorar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Benim bu konuda tek bildiğim, daha doğrusu televizyonlarda izleyerek öğrendiğim, başta boğalar olmak üzere ineklerin, öküzlerin bu kurban edilme işinden pek hazzetmedikleri. Kutsal bir amaca hizmet ettiklerini bir bilseler belki şimdi davrandıkları gibi davranmayacaklar, &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;muti&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; ve &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;munis&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; kendilerini bıçağa bırakacaklar, fakat bilemiyorlar. Çünkü onlar hayvan. Tanrı onlara, biz insanlar gibi düşünme, öğrenme, &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;muhakeme&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;etme yetisi vermemiş.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzFNi9O3wI/AAAAAAAAApQ/A31ouNY4IsM/s1600/BO%25C4%259EA%2B1.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 208px; FLOAT: left; HEIGHT: 158px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547525677526212354" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzFNi9O3wI/AAAAAAAAApQ/A31ouNY4IsM/s400/BO%25C4%259EA%2B1.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İplerini kopartıp kaçıyorlar. Kent trafiğine karışıyorlar, otomobillerin, kamyonların, otobüslerin arasında koşuyorlar, arkalarında da tam sevaba girecekken giremeyen öfkeli kurban sahipleri… Ellerinde sopalar, ipler, mavzerler… Haykırarak, bağırarak, küfrederek koşuyorlar. Bir yerde sıkıştırılıyor boğa. Yorgun düşmüş, ağzından köpükler taşıyor. Öfkeli bir sahip ne olur ne olmaz diyerek elindeki mavzeri ateşliyor, kim bilir kaç kurşun saplanıyor hayvanın bedenine. Sarsılıyor hayvan, ama düşmüyor. Arkası deniz, denize koşuyor, suya giriyor, ama özgürlüğe yüzecek gücü kalmamış. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Sahipler seviniyorlar buna; kurbanlarına karşı kazandıkları &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;zafer&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;i kutluyorlar, birtakım gürültülü, tuhaf sesler çıkartarak. İçlerinden biri ikisi ellerinde sopalarla hayvanın yanına gidiyorlar, yarı bellerine kadar suda. Zafer sarhoşluğuyla hayvanın sırtına, boynuna vuruyorlar sopalarıyla. Hayvan çaresiz. Bedeninden kanlar sızan kurbanı karaya güdüyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Islak çakılların üzerine çöküyor hayvan, sahipler seviniyor, koca hayvanı acemice bağlıyorlar. Çekerek, döverek, itip kakarak, sürükleyerek, söverek yenik düşmüş hayvanı arka kapağı açık bir kamyonete yüklüyorlar. Kamyonet, üzerindeki kutsal yü&lt;/span&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzGYk0dy4I/AAAAAAAAApY/WNWcreUsSFU/s1600/BO%25C4%259EA%2B2.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 277px; FLOAT: right; HEIGHT: 182px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547526966516501378" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzGYk0dy4I/AAAAAAAAApY/WNWcreUsSFU/s400/BO%25C4%259EA%2B2.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;kü ve o yükle sevaba girmeye aday, öfkesi durulmuş insanlarla kesim yerine doğru yola çıkıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Görüldüğü, izlendiği kadarıyla sahipler nedense hep erkek oluyor. Kurbanlık seçimi bir erkek işi yani, kadın karıştırılmayacak kadar ciddi bir iş! Hayvan pazarlarında hep onlar var, hangi hayvanın alınacağına onlar karar veriyor, seçimi de, pazarlığı da onlar yapıyor.&lt;br /&gt;Boğalar kesesi elverişliler arasında büyük rağbet görüyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İnek, bildiğimiz &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;inek&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; işte. Öküz de &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;öküz&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;. Boğa ise başka, o bir erkeklik simgesi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kurbanın bu temel niteliğiyle alıcı arasındaki &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;özdeşleşme&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; seçimde belirleyici bir rol oynuyor olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzIFOufmiI/AAAAAAAAApo/6XpjKOdnJ4Q/s1600/BO%25C4%259EA%2B4.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 160px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547528833191615010" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzIFOufmiI/AAAAAAAAApo/6XpjKOdnJ4Q/s400/BO%25C4%259EA%2B4.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu sorunun yanıtı boğanın kaçtığı durumlardaki benzer görüntülerde saklı bence. Hayvanının erkekliğinin kendisininkinden daha güçlü olduğunu bilen sahip, ortaya çıkan beklenmedik ilk olanakta önce özdeşleştiği, özdeşleştiği ölçüde de giderek kıskançlık beslemeye başladığı boğaya işkence ederek içinde biriken aşağılık duygusunu dışarı kusuyor, öküzler gibi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İşkencecilere özgü bir ruh hali bu; bildiğimiz, yaşadığımız, tanık olduğumuz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yoksa bir canlı başka bir canlıya neden işkence etsin ki?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-7325432937294230799?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/7325432937294230799/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=7325432937294230799' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/7325432937294230799'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/7325432937294230799'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/bogalar-okuzler-ve-insanlar-uzerine.html' title='BOĞALAR, ÖKÜZLER VE İNSANLAR ÜZERİNE - 21.11.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_gQQ2TxHRp08/TPzE2aIV3_I/AAAAAAAAApI/wSn--aIHHCc/s72-c/BO%25C4%259EA%2B00.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-6615889933748339802</id><published>2010-12-06T02:41:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T02:46:26.332-08:00</updated><title type='text'>DEMOKRAT, DEMOKRATLIK - 17.11.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Liberaller, Cumhuriyet kurulduğunda 13 milyonun biraz üzerinde olan nüfusumuzun yüzde 10&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;unun okuma yazma bilmediği, toplumun neredeyse tamamına yakın büyük çoğunluğunun kendisini &lt;/i&gt;&lt;span&gt;‘&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ulus&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;i&gt; ile değil, Osmanlı Müslümanlığı ile özdeşleştirdiğini, böylesi bir zeminde çağdaş bir devlet kurmanın zorluğunu düşünmek istemiyorlar, hâlâ &lt;/i&gt;&lt;span&gt;‘&lt;/span&gt;&lt;span&gt;Cumhuriyet eksik kuruldu, çünkü demokrasi yoktu&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;i&gt; türünden ahkâm kesiyorlardı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;.” &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Okurlarım mutlaka bu tümcede geçen &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;bilmediği&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; sözcüğünün yanlışlığının farkına varmışlar, bu yanlışı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;bildiği&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; olarak düzeltmişlerdir. Fakat bu doğal ki özür borcumu ortadan kaldırmıyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1923 yılında okuma yazma bilen yaklaşık 1.300.000 kişinin büyük çoğunluğunun öğrenimi din eğitiminin ağır bastığı üç yıllık mahalle mektebi ile sınırlıdır. Ortaokul (rüştiye), lise (idadi) eğitimi görmüşlerin sayısı oldukça, üniversite (darülfünun) bitirmişlerin sayısı ise yok denecek kadar azdır. Eğitimin her kademede eski Türkçe yapıldığı, okuma yazma bilenlerin Arap harfleriyle yazılmış metinleri okudukları, Arap harfleriyle yazdıkları unutulmamalıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Cumhuriyetin kuruluşundan 47 yıl sonra (1970) bile 35.605.176 olan toplam nüfusta okuma yazma bilen 16.455.525 kişiden yüzde 36.6&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;sının hiçbir okul bitirmediği, yüzde 50.7&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;sinin ilkokul, yüzde 6.4&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ünün ortaokul, yüzde 4.6&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;sının lise, yüzde 1.7&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;sinin de üniversite mezunu olduğu bilinecek olursa Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarındaki elverişsiz koşulların vahameti daha kolay anlaşılabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda subaylar nüfusun en eğitimli kesimi içinde yer almaktadır. Gerek ülkenin kurtuluşuna gerekse Cumhuriyetin kuruluşuna öncülük etmeleri bir rastlantı değildir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Günümüz liberallerinin mevzilendikleri köşelerinden Cumhuriyete saldırırlarken ileri sürdükleri &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ama demokrasi yoktu!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; itirazının 1923 koşullarında hayatta karşılığı mevcut değildi. Demokrasi, bir nimetlendirme sorunu olmayıp bir içselleştirme sorunudur. O yıllarda ne kuruluş sancıları çeken devletin, ne de yeni devletin ortaya çıkışını yabancılaşmış gözlerle izleyen nüfus içindeki payı yüzde 75 olan, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;mütegallibe egemenliğindeki&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; köylü toplumunun evrensel demokrasiyi içselleştirebilme şansı vardı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Olsaydı kuşkusuz ki iyi olurdu, fakat tarihsel süreçlerde ne yazık ki belirleyici olan bireylerin sübjektif/öznel istemleri değil, toplumun objektif/nesnel sosyo-kültürel koşullarıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;İşin ilginç yanı bugün &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;has demokrat&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; geçinen liberallerin büyük kesiminin ağzından &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;demokrasi&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; sözcüğü düşmemesine karşın bir türlü evrensel düzeyde demokrat olamamalarıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bunlar, demokrasi kavramının parçalanamazlığından, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;benim demokrasim&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;senin demokrasin&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; anlayışının gerçek demokrasiyle bağdaşmazlığından habersizdirler. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bugün, özgürlükleri iki yargıcın dudakları arasına sıkışmış Silivri tutukluları&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Mustafa Balbay&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;a, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Tuncay Özkan&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;a, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Mehmet Haberal&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;a, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Doğu Perinçek&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;e,&lt;/span&gt;&lt;b&gt; Hikmet Çiçek&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;e, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Fatih Hilmioğlu&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;na uygulanan zulme karşı tavır demokratlığın turnusol kâğıdıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;“&lt;/span&gt;&lt;i&gt;Demokratım&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyeceksin, yandaşının burnu kanadı mı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span&gt;şahin kesileceksin, karşıtının gördüğü zulüm karşısında sus pus olacaksın. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bunun adı demokratlık değil, sahtekârlıktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Tüm Müslüman okurlarımın Kurban Bayramı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nı kutluyor, mutlu, sağlıklı, başarılı günler diliyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-6615889933748339802?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/6615889933748339802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=6615889933748339802' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/6615889933748339802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/6615889933748339802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/demokrat-demokratlik-17112010.html' title='DEMOKRAT, DEMOKRATLIK - 17.11.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-4037877276065507916</id><published>2010-12-06T02:36:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T02:40:51.471-08:00</updated><title type='text'>MECZUPLAR, LİBERALLER, 'YENİ SOLCULAR' - 15.11.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Eskiden eline bir balta, çekiç ya da bir kazma alıp &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Atatürk&lt;/b&gt;&lt;span&gt; heykellerine saldıranlara &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;meczup&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; denir, dönemin siyasal koşullarına göre bunların sayısında artışlar veya düşüşler gözlenirdi. Yakalanırlar, karakola götürülürler, haklarında tutanaklar tutulurdu. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Türk Dil Kurumu Büyük Sözlük&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ünde &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;meczup&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; sözcüğü ilk seçenekte &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Tanrı aşkıyla aklını yitirmiş kimse&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;, ikinci seçenekte ise &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;aklını yitirmiş kimse, deli&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; olarak veriliyor. Yukarıda sözünü ettiğim elleri baltalı-çekiçli-kazmalılar, yüzlerindeki çember sakalları, üzerlerindeki cüppeleri, kafalarındaki serpuşlarıyla genelde &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;belli&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; bir görünüm sergilediklerinden büyük olasılıkla &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Tanrı aşkıyla aklını yitirmişler&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; kategorisinde değerlendiriliyor, dolayısıyla ceza almaktan kurtuluyorlardı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Geçmişte toplumun ortak algısı da Atatürk heykeline saldıran bir kişinin mutlaka aklını yitirmiş biri olduğu yönündeydi. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Eski&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”,&lt;/i&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;henüz değişmemiş&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;Türkiye&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de aklı başında bir insanın böyle bir şey yapması düşünülemezdi. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Son zamanlarda hızlanan &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;değişim&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; sürecinde &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;heykel&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;in bir simge olarak önemini yitirmesiyle birlikte eli baltalı-çekiçli-kazmalı meczup sayısı yok denecek ölçüde azaldı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Atatürk&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;e ve onun kişiliğinde Türkiye aydınlanmacılığının ürünü, toplumun ortak değerlerine saldırı işini &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;liberaller&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; üstlendiler. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Atatürk&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ün ne diktatörlüğü ne faşistliği ne de ırkçılığı kaldı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Cumhuriyet de, Cumhuriyet Devrimleri de lime lime edildi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Liberaller, Cumhuriyet kurulduğunda 13 milyonun biraz üzerinde olan nüfusumuzun yüzde 10&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;unun okuma yazma bilmediği, toplumun neredeyse tamamına yakın büyük çoğunluğunun kendisini &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ulus&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; ile değil, Osmanlı Müslümanlığı ile özdeşleştirdiğini, böylesi bir zeminde çağdaş bir devlet kurmanın zorluğunu düşünmek istemiyorlar, hâlâ &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Cumhuriyet eksik kuruldu, çünkü demokrasi yoktu&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;türünden ahkâm kesiyorlardı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Atatürk&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;e, Cumhuriyet devrimlerine saldırıyorlar, saldırıyorlar ama bir türlü hızlarını alamıyorlardı. Öyle ki Taraf gazetesinin 10 Kasım tarihli sayısındaki köşesinde Atatürk&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ü kastederek, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Cumhuriyet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;in kurulmasından itibaren kötülüğü/ yanlışlığı/ çirkinliği bariz olan öyle işler yapıldı ki, iyiliği/ doğruluğu/ güzelliği sorgulanamaz olan bir isim üzerinden tüm bu zulümlerin hasıraltı edilebileceği&lt;/i&gt;&lt;i&gt; &lt;/i&gt;&lt;i&gt;sanıldı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;span&gt;diye yazan&lt;/span&gt;&lt;b&gt; Hilal Kaplan, &lt;/b&gt;&lt;span&gt;CNN Türk&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;te&lt;/span&gt;&lt;b&gt;, Ahmet Hakan&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın Tarafsız Bölge&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;sinde &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Cumhuriyet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;in temellerinin Osmanlı dönemimde atıldığını&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; bile iddia edebiliyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Aynı akşam, aynı programda yine bir Taraf gazetesi yazarı olan &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Melih Altınok&lt;/b&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;solculuk adına&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; 10 Kasım günü ilk sayfalarının tamamını ya da bir bölümünü Atatürk&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;e ayıran gazetelere ateş püskürüyor, kendi gazetesinin o gün Atatürk&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ten hiç söz etmemesini savunurken, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;İsteyen parasıyla ilan verir, gazete de yayımlar&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyerek aklı sıra &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;sol muhalefet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; yapıyordu. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Atatürk&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;e ve Cumhuriyet devrimlerine saldırmak dincisiyle, yenilikçisiyle, değişimcisiyle,&lt;/span&gt;&lt;i&gt; &lt;/i&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;yeni&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;i&gt; &lt;/i&gt;&lt;span&gt;solcusuyla 2000&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;li yılların liberallerinin ortak paydasıydı. Bundan geçiniyorlardı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Durumları en acıklı olanlar ise özlerinde liberal sağcı, sözlerinde ise solculuğu kimselere bırakmayan takımın aktörleriydi. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Kadın-erkek eşitliğinden söz ediyorlar, fakat &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;eşit işe eşit ücret&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; istemi akıllarına gelmiyordu. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;“&lt;/span&gt;&lt;i&gt;Demokrasi&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;özgürlük&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyorlar, fakat sendikalaşma özgürlüğünü, memurlara grev hakkını ağızlarına almıyorlar, taşeronlaşmaya karşı çıkmıyorlardı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Okurlarına&lt;/span&gt;&lt;b&gt; Lenin&lt;/b&gt;&lt;b&gt;’&lt;/b&gt;&lt;b&gt;in&lt;/b&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Emperyalizm&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;ini okumalarını öneriyorlar, fakat emperyalizme karşı çıkmıyorlardı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;AKP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin, dolayısıyla kapitalizmin yanında, emeğin ise karşısında yer alan bir tuhaf insanlardı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Değişim&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;ile birlikte solculuğun ölçütleri de değişmişti anlaşılan. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;İnsan gülsün mü, ağlasın mı bilemiyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-4037877276065507916?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/4037877276065507916/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=4037877276065507916' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/4037877276065507916'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/4037877276065507916'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/meczuplar-liberaller-yeni-solcular.html' title='MECZUPLAR, LİBERALLER, &apos;YENİ SOLCULAR&apos; - 15.11.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-2034968672436799738</id><published>2010-12-06T02:34:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T02:36:39.980-08:00</updated><title type='text'>LİBERAL BİR BİLİM KADINI - 14.11.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Adını not etmeyi savsaklamışım o liberal bilim kadınının. Geçen akşam &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Mine Kırıkkanat&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;la birlikte Habertürk TV&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin canlı yayınına çıkmıştı. Ekranda çok görünenlerden biri değildi, ya da ben rastlamamışım. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Kızıla yakın renkte saçları, yazar &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Astrid Lindgren&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;in ünlü kahramanı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Pippi Langstrumpf&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;un başının iki yanında yere koşut dikelen örülü saçlarının çözülmüş, kabarmış halini andırıyordu. İri gözlerini devirerek konuşan, şık giyimli, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;profesör&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; unvanlı bir kadındı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Daha ilk sözlerinden, &lt;/span&gt;&lt;span&gt;“&lt;/span&gt;&lt;span&gt;entelektüel&lt;/span&gt;&lt;span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;span&gt; birikime büyük önem ve değer verdiği anlaşılıyor, bu da izleyenleri haklı olarak bu bağlamda bir beklenti içine sokuyordu. Karşısında Sevgili Mine gibi doğru bildiğini &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;dan dan&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;konuşan biri olması kendisi için büyük şanssızlıktı. Eveliyor, geveliyor, devekuşu kovalıyor, fakat bir türlü giderek sabırları taşan izleyicilerin beklentilerini karşılayacak noktaya gelemiyordu. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Konu &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;türban&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;dı. Mine, son zamanlarda ilkokullara inme eğiliminin ülkenin dört bir yanında görülen somut örneklerinden söz edince sıkışmış&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Bu da nereden çıktı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;?”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; türünden sorularla dünyadan habersiz bir şaşkın rolüne bürünmüştü. Mine ise bastırdıkça bastırıyordu. Liberal bilim kadını bakmıştı ki böyle olmayacak, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ben buraya tartışmaya gelmedim, bir entelektüel olarak sormaya, sorgulamaya geldim!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; demişti. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;İzleyiciler de zaten bu sözlerinden sonra onun bir &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;entelektüel&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; olduğunu anlamışlardı. Ne var ki entelektüelliği Mine&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin hayatın içinden, somut görüntülerden, yaşananlardan hareketle tam isabet tutturduğu salvo atışlarını karşılamaya yetmiyordu. Bir iki kez karşı atış denedi, ıskaladı. Olmuyordu. Bunalmıştı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Sizin entelektüel düzeyiniz beni anlamanıza yetmiyor!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; dedi, fakat bu sözleri bir gülümseme dışında karşılık bulamadı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Ve o da sonunda, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ben, türbanı insan hak ve özgürlükleri çerçevesinde&lt;/i&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;ele alıyorum&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;diyerek tüm öbür türbancı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;sözde&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; liberallerin yaptığı gibi &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hak ve özgürlükler&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; limanına sığındı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;O da benzerlerinin düştüğü yanılgıya düşüyor, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hak ve özgürlükleri&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; savunmanın liberallerin tekelinde olduğunu düşünüyor, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;eşitlikçilik&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;ten soyutlanmış hak ve özgürlüklerin son çözümlemede bir anlam ifade edemeyeceğini aklına bile getirmiyordu. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Entelektüel düzeyi ancak bu kadarına yetiyordu türbanı savunan, frapan-liberal bilim kadınının.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Mine, kadına, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Siz Patagonya&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;da mı yaşıyorsunuz?&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diye sorarken haklıydı. Ayaklarının bu topraklara basmadığı o kadar açıktı ki.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Liberal bilim kadınının argümanlarını duydukça, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Üniversitelerde türbana bir itirazım yok!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;diyenler bile bu görüşlerinden çark edebilirlerdi. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bilim kadını bocaladıkça Mine salvolarını sıklaştırıyordu. Dünya kadın hareketinin başlangıç tarihi olarak kabul edilen 8 Mart 1857&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;den günümüze köprüler kurduktan sonra, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Kadın-erkek eşitliği hakkında ne düşünüyorsunuz?&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diye sordu. Kadın yine eveledi, geveledi, devekuşu kovaladı, sonunda, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Bu soruya cevap vermeyeceğim&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; dedi. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Entelektüel düzeyi bu denli basit soruları yanıtlamasına &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;tenezzül&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; etmeyecek derecede yüksekti liberal bilim kadınının! &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;İncir çekirdeğini doldurmayan boş lafların dayanılmaz rahatlığına alışmış, bilimi hayatın dışında gören o &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;entelektüel&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; olma savındaki okumuş yazmışların bildik huzursuzluğu çökmüştü üzerine. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Ne yazık ki üniversitelerimizde, yüksekokullarımızda bu türden &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;liberal&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; öğretim üyelerinin sayısı artıyor. Çocuklarımızı bunlar eğitiyor. Çocuklarımız, bir Avrupa üniversitesinin kapısından bile geçemeyecek bu YÖK ürünü sözde &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;bilim insanlarının&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; derslerini &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;bilim&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; sanarak izliyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yazık!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-2034968672436799738?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/2034968672436799738/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=2034968672436799738' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/2034968672436799738'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/2034968672436799738'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/liberal-bir-bilim-kadini-14112010.html' title='LİBERAL BİR BİLİM KADINI - 14.11.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-4696085066637516250</id><published>2010-12-06T02:24:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T02:27:56.422-08:00</updated><title type='text'>İŞTE BEN HUKUKÇUNUN BÖYLESİNİ SEVERİM - 10.11.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Hayati Yazıcı&lt;/b&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;mektepli&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; bir hukukçudur, o bildiğimiz &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;köy kahvesi hukukçularından&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; değildir. Okumuştur yani. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ni bitirmesinin ötesinde Çayırlı, Mihaliççık, Kargı hâkimliklerinde bulunmuştur. 1984 yılında kamudaki görevinden ayrılarak avukatlığa başlamış, hatta Başbakan&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın başbakan olmadan önce avukatlığını ve hukuk müşavirliğini yapmış, 2002 yılında yapılan genel seçimlerde TBMM&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ye girmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Olağanüstü bir pratik zekâya sahiptir, bunu birçok kez kanıtlamıştır. Ortalama zekâ düzeyine sahip insanların bir araya gelip de çözmeye uğraştıkları, fakat bir türlü çözemedikleri sorunları bir bakışta şıppadanak çözüvermesiyle &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;temayüz&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; etmiştir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu olağanüstü yanı üç gün önce kendini bir kez daha ve her zamankinden çok daha belirgin ve somut olarak göstermiştir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Çetrefilli bir konu olan, bir torba gibi içi boşaldıkça büzülen Ergenekon Davası&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın uzatmalı tutuklularına ilişkin olarak, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Camideki insanlar nasıl eşit bir pozisyonda saf tutuyorlarsa, onlar gibi eşittir. Yargıda insanların sıfatlarına bakılmaz&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyerek karşı çıkılmasına olanak tanımayan bir saptamada bulunmuştur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Davayı kafasında çoktan çözmüş, sanıkların gizli niyetlerini açığa çıkartarak haklarında mahkûmiyet kararı vermiş, iş, verdiği kararı Silivri yargıçlarının uygulamasına kalmıştır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bu sözler ona aittir: &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Bu insanların tutukluluk sürelerinin 18 aydır devam etmesi, &lt;/i&gt;&lt;span&gt;‘&lt;/span&gt;&lt;span&gt;haksızlığa uğradılar, tahliye edilsinler&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;i&gt; gerekçesini haklı kılmaz. Mutlaka onların orada tutulmasının gerekçesi var. Darbe teşebbüsü başlı başına suç. &lt;/i&gt;&lt;span&gt;‘&lt;/span&gt;&lt;span&gt;Bunların hiç eylemi yok. Bunları oturup konuştular&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;i&gt; demek olmaz.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ne derin, ne sağlam bir hukuk mantığı, değil mi?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Söz konusu &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hukuk&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; oldu mu bir hukukçunun kendini tutamaması bilinen bir durumdur; hele o hukukçu onun gibi bir &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hukukçu&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; olursa&lt;/span&gt;&lt;span&gt;…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Sözlerini sürdürmüştür: &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Zaten bunların eylemi olsaydı yargılamayı onlar yapacaktı, mahkemeleri onlar kuracaktı. O zaman iş işten geçmiş olacaktı. Siz bunları yargılayabiliyorsanız, teşebbüs aşamasında kaldıkları için yargılayabiliyorsunuz. Zaten bunlar başarıya ulaştıktan sonra, kendi hukuklarını kendileri kurarlardı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;.”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Gördüğümüz gibi aylardır ne yapsak, ne etsek de uzun süredir içeride tuttuğumuz iki gazeteci, iki bilim adamı, üç teğmeni suçlu kılacak delil bulabilmek için saman yığınında toplu iğne aramaktan helak olan yargıçların bulamadıklarını o, kafasında bulmuş, sanıkları suçlu ilan etmiştir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu, sözünü ettiğim o olağanüstü pratik zekânın bir başarısıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;O halde tutuklular serbest bırakılmamalı, serbest bırakılmamalarına ses çıkarılmamalıdır. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Onun için bunları yadırgamamak lazım&lt;/i&gt;&lt;span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;span&gt;dır. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Zaten bunlar zihinsel olarak gelişen suçlardır.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; Kısacası tutuklular içeride kalacakları kadar kalmalı, çürümeye bırakılmalıdırlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İşte, çözümleme denen şey budur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Ona göre &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;suç&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; henüz zihinsel gelişme aşamasındayken önlemi alınmalı, zihinsel gelişme bir &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;zihniyet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;e dönüşmeden o zihni taşıyan kafa cezasını bulmalıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Çünkü &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ortada bir plan var&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;dır. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Bu planın içerisinde yer almanın da ceza kanununca öngörülmüş bir cezası var&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;dır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bu sözlerde hukuk felsefesi de, hukuk mantığı da yeni boyutlar kazanmaktadır. Bu felsefe, bu mantık referandum sonrası ortaya çıkan &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;yeni demokrasi&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;ye önemli bir katkıdır. Bir kazanım, bir zenginliktir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İşte ben hukukçunun böylesini severim, dememin gerekçesi de budur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-4696085066637516250?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/4696085066637516250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=4696085066637516250' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/4696085066637516250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/4696085066637516250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/iste-ben-hukukcunun-boylesini-severim.html' title='İŞTE BEN HUKUKÇUNUN BÖYLESİNİ SEVERİM - 10.11.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-2674968014906045257</id><published>2010-12-06T02:18:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T02:24:19.439-08:00</updated><title type='text'>HERKES KENDİ TUHAFLIĞINI YAŞAMAKTA ÖZGÜRDÜR - 08.11.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Dün &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Nilgün Cerrahoğlu&lt;/b&gt;&lt;span&gt; ile &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Zeynep Oral&lt;/b&gt;&lt;span&gt; arkadaşlarım da aynı konuya değindiler; onlardan esinlenip bir de ben yazayım dedim. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Konu, üç gün önceki Uluslararası Kadın Buluşması&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nda bir avuç kadının pankart açarak Başbakan&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı ve başbakancı kadınları huzursuz etmesi olayıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Huzursuzluk kaynağı pankartta,&lt;/span&gt;&lt;i&gt; “&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Erkeklerin Sevgisi Her Gün 3 Kadını Öldürüyor&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; ve&lt;/span&gt;&lt;i&gt; “&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Eşit Değilsiniz Dendikçe Daha Çok Öldürülüyoruz&lt;/i&gt;&lt;span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;span&gt; yazıyor. Olacak şey değil tabii, hem de İstanbul Kültür Başkenti 2010 gibi önemli bir etkinlik çerçevesinde yapılan bir toplantıda. Üstelik de Başbakan &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kadın mevzuunda&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; konuşurken... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bizim Başbakan boş gezmiyor bilindiği gibi, kendisini halktan koruyan korumalarla dolaşıyor hep. İriyarı, gürbüz çocuklar. E, böyle bir olay olacak da bir şey yapmayacaklar! Yapmışlar, açtıkları pankartla toplantının ahengini bozan kadınları derdest edip dışarı atmışlardır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Salondaki başbakancı kadınlar ise gördüklerinden mutlu, bir yandan huzursuzluk çıkaran hemcinslerini yuhalarken, öte yandan Başbakan&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;a, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Türkiye seninle gurur duyuyor!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diye bağırmışlardır olanca sesleriyle. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Yakışmıştır. Başbakan&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;a da, o kadınlara da. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Daha önce bu köşede yazmıştım. Dünya Ekonomik Forumu&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nun 2010 yılı raporunda 134 ülkede yapılan bir araştırma sonuçlarına göre kadın-erkek eşitliğinde Türkiye&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin 124. sırada yer aldığı belirtiliyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Yakışıyor&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; dememin nedeni de budur; Başbakanının, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ben kadın-erkek eşitliğine inanmıyorum&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; dediği bir ülkenin konuya ilişkin uluslararası sıralamada 124.&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;lüğü alması, geniş bir kadın kitlesinin ülkenin bulunduğu yerden mutlu olması gibi, bu mutluluğa gölge düşüren hemcinslerini yuhalaması da doğal değil midir? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Başbakancı, aynı zamanda da başları türbanlı bu kadınları artık iyice tanıyoruz. Onlar &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;özgürlükçüler&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;dir. Önce demokratlaşarak savaşımını vermişler, sonra da savaşımını verdikleri türbanı takarak özgürleşmişlerdir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu size tuhaf, hem de çok tuhaf gelebilir. Ama unutmayalım ki herkes kendi tuhaflığını yaşamakta özgürdür. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Özgürleşmiş bu kadınlar, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ben kadın-erkek eşitliğine inanmıyorum&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;diyen Başbakan&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;a yürekten bağlıdırlar, çünkü erkeklerle eşit tutulmak gibi bir dertleri yoktur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Varsın, son yedi yılda kadın cinayetleri yüzde 1400 artmış olsun! &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu, onların ilgi alanları dışındadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ne yalan söyleyeyim, televizyon kanallarında ilk göründükleri dönemde merakla izliyordum acaba ne söyleyecekler diye. Giderek söyledikleri eskidi, söylediklerini yineler oldular, sıradanlaştılar. Kendi kendileriyle çelişmelerinden doğan tuhaflıkları bile ilgimi çekmez oldu. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Gördüm ki bunların onulmaz bir kimlikleşme-aidiyet sorunları var; türbanı aidiyetlerinin bir simgesi olarak görüyorlar. Bu simgeyi korumak için verdikleri savaşımın kendilerini bir arada tutacağına, güçlü kılacağına inanıyorlar. Aslında türbanın serbest bırakılmasını hiç istemiyorlar, serbest bırakılırsa ellerinden oyuncakları alınmış çocuklar gibi ortada kala kalacaklarını biliyorlar. İçinden nasıl çıkacaklarını bilemedikleri bir ikilemdeler. Onları tuhaflaştıran da bu!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Onların türban savaşımlarını insan hakları bağlamında destekleyen feministleri, salt, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ben kadın-erkek eşitliğine inanmıyorum&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyen Başbakan&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;a, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Eşit değilsiniz dendikçe daha çok öldürülüyoruz&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diye pankart açtıkları için yuhalamak başlı başına bir tuhaflık değil midir?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bırakalım tuhaflıklarının özgürlüğünü yaşasınlar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yaşadıkları kadar!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-2674968014906045257?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/2674968014906045257/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=2674968014906045257' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/2674968014906045257'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/2674968014906045257'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/herkes-kendi-tuhafligini-yasamakta.html' title='HERKES KENDİ TUHAFLIĞINI YAŞAMAKTA ÖZGÜRDÜR - 08.11.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-8697843580595273830</id><published>2010-12-06T02:14:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T02:17:06.019-08:00</updated><title type='text'>İYİ ŞEYLER DE OLUYOR BU ÜLKEDE - 07.11.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Sevgili dostum &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Ataol Behramoğlu&lt;/b&gt;&lt;span&gt; dünkü yazısında, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ülkemizde yaşanmakta olan her şey kötü mü?&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;diye sorduktan sonra, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;değil kuşkusuz&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;diyerek kendisi yanıtlıyordu sorusunu. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ona katılıyorum. Aşağıdaki sözlerine de... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Son günlerde olan ve olabilecek en iyi şey, 3 Kasım tarihli ilk &lt;/i&gt;&lt;span&gt;‘&lt;/span&gt;&lt;span&gt;Onuncu Köy&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;i&gt;ünde, &lt;/i&gt;&lt;b&gt;İlhan Selçuk&lt;/b&gt;&lt;i&gt; için sevgi satırlarıyla örülmüş, akıl ve duyguyla işlenmiş ilk yazısıyla, hepimizin gönüllerindeki yerini daha da güçlendiren &lt;/i&gt;&lt;b&gt;Bekir Coşkun&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;i&gt;un &lt;/i&gt;&lt;span&gt;‘&lt;/span&gt;&lt;span&gt;Cumhuriyet&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’ &lt;/span&gt;&lt;i&gt;ailesine katılması oldu. Demokrasi için yürüyüşümüz şimdi daha güçlü ve uzun soluklu olacak...&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bu akşam sona erecek olan 29. İstanbul Kitap Fuarı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın son yıllardaki ziyaretçi sayısı 320 ile 350 bin arasında değişiyordu. Bu yıl ise bizleri daha ilk iki günde şaşırtan bir gelişme oldu; bu sayıda önemli bir artış gözlemledik. Bu akşam fuarın kapıları kapanırken ziyaretçi sayısı tam ne kadar olur bilemiyorum ama mutlaka 400 binin üzerinde olacak. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu artışın ardındaki nedenler nedir, bunu araştıracağız. Fakat ne olursa olsun bu, ülkemiz adına, ülkemizin geleceği adına olumlu bir gelişmedir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Kitap fuarlarına gelmek, kitapları incelemek, kitap satın almak insanların bilgilenme, öğrenme gereksiniminin bir yansımasıdır. Uzun yıllardır edindiğimiz deneyimler bize bu gereksinimin toplumdaki &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;arayış&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;eğilimlerinin artmasına bağlı olarak yoğunlaştığını gösteriyor. Her &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;arayış&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;ın temelinde ise belli bir durumdan kurtulma, çıkma, durumu değiştirme-dönüştürme arzusu yatar. Durum bir bunalıma dönüştüğü ölçüde de bu arzu giderek güçlenir. Sanırım, kitap fuarındaki olağanüstü ziyaretçi artışını insanlarımızdaki söz konusu arzunun güçlenmesiyle de ilişkilendirebiliriz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Toplumumuz mutlaka kendisini sıkıştıran, acıtan, kanatan siyasal kıskaçtan kurtulmanın yollarını bulacaktır. İktidar sahipleri ne kadar uğraşsalar, ne kadar didinseler de toplumun kurtuluşu mutlaka gerçekleşecektir. İnsanlarımız beslendikleri yalanlardan artık kusma noktasına gelmiştir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;12 Eylül referandumu öncesinde iktidar sözcüleri tarafından söylenip sonrasında unutulan örneklerden yalnızca ikisi bile gelinen noktayı göstermek için yeterlidir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;İlki, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;taş atan çocuklar&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;a ilişkindir. AKP iktidarının demokratikleşme sözünün bir parçası olan bu konuda verilen sözler tutulmamıştır. Taş attıkları için tutuklanmış, hüküm giymiş ya da yargılanmakta olan çocukların yarıdan fazlası hâlâ içeridedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;İkincisi, referandum öncesi topluma 12 Eylül 1980 darbesi suçlularının yargı önüne çıkarılacağı sözü verilmiştir. Baş suçlu &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Kenan Evren&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;in, simgesel olarak bile yargı önüne çıkarılmaması bir yana 2011 yılı bütçesiyle maaşı 11.400 TL&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;den 12.300 TL&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ye çıkartılmıştır. Bırakalım yargılanmasını&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;span&gt;İstanbul-Kızıltoprak&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;taki &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Kenan Evren Lisesi&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;nin adı bile değiştirilmemiştir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Toplumumuz, çok şükür, binlercesi sayılabilecek bu yalanları göremeyecek kadar ahmak, salak, kör değildir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Yine kitap fuarına dönerek yazımı bir teşekkürle sonlandırmak istiyorum. İstanbul Kitap Fuarı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın bugünlere gelmesinde fuara desteğini hiç esirgemeyen yazılı ve görsel basının önemli katkısı vardır. Özellikle televizyonların fuar özel programları ve gazetelerimizin yayımladıkları kitap eklerinin rolleri çok büyüktür. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Kitap eki deyince gazetemiz Cumhuriyet&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;i anmadan geçemeyeceğim. Cumhuriyet, 1984 yılından itibaren kitap fuarları süresince okurlarımıza kitap eki vermeye başlayarak bu konuda da yazılı medyaya bir örnek oluşturdu. Fikir babası&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Okay Gönensin&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;di. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Mürşit Balabanlılar&lt;/b&gt;&lt;span&gt; ve &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Turhan Günay&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın çabalarıyla önceleri &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Fuar Eki&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”,&lt;/i&gt;&lt;span&gt; sonra &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Çerçeve&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”,&lt;/i&gt;&lt;span&gt; daha sonra da &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Cumhuriyet Kitap&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;olarak bugüne kadar geldi. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Emeği geçen herkese teşekkürler. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-8697843580595273830?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/8697843580595273830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=8697843580595273830' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/8697843580595273830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/8697843580595273830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/iyi-seyler-de-oluyor-bu-ulkede-07112010.html' title='İYİ ŞEYLER DE OLUYOR BU ÜLKEDE - 07.11.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-8208843336274453435</id><published>2010-12-06T02:08:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T02:12:59.446-08:00</updated><title type='text'>GÖZLERİM MUSTAFA BALBAY'I ARIYOR - Ğ3.11.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;Tutuklandığımda &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;Deniz&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt; emekliyordu ve henüz dişleri çıkmaya başlamıştı&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;Yağmur&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;un büyümesini adım adım izlemiş, yazmıştım. Deniz&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;i de öyle bir heyecanla bekliyordum.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;Olmadı&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;…&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Mayıstaki açık görüşte ağzında altı diş saydım.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Temmuzda usul usul yürümeye başladı. Görüş salonunda birlikte 8-10 adım attık.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;2010 başında iyice afacanlaşmıştı. Açık görüşte, kapalı görüşte eğer uykuda değilse ortamın belirleyicisi oluyordu.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İlk oyunlarımız kapalı görüşte cama vurmaca çeşitleri oldu.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;En güzel oyunumuz Nisan 2010 açık görüşündeydi. Kollarından tuttum, ayaklarıyla vücuduma tırmanmaya başladı. Tırmandı, tırmandı, göğsüme kadar gelince belinden tuttum, takla atma hareketiyle göğsümden yüzüme doğru adımladı. Tabanlarını burnumda, alnımda hissetmek ne güzeldi.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;Derken telefonu keşfetti. 2010 Mayıs ayının ilk kapalı görüşünde, camın arkasında ben, elindeki telefonda sesim&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;…&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt; Arada cama vurdu, vurdu&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;…&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt; Artık pencereyi de iyice anlamış, keşfetmiş olmalı ki, cam bölmenin iki yanında açıp kapama kolu aramaya başladı&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;Bulamayınca sinirlendi, cama vurdukça vurdu&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;…&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ağlamasa o kadar hüzünlü olmayacaktı. Görüp dokunamamanın acısını yüksek hissettiğim anlardan biriydi.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;Burun direği sızlamasının tarifi böyle de yapılabilir.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Yukarıdaki satırları&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;b&gt; Mustafa Balbay&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;ın yeni çıkan, okumaya başlayıp elimden bırakamadığım &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;Silivri Toplama Kampı&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt; –&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt; ZULÜMHANE&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; adlı kitabından aktardım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Balbay 608 gündür &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;Zulümhane&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;de tutuklu. Neden, niçin, niye tutulduğunu bilmeden yatıyor. Adam mı vurmuş? Bir yere bomba mı koymuş? Silah mı kaçırmış? Teröristlere yataklık mı yapmış? Tümüne hayır! Salt iyi bir gazeteci olduğu, merak eden, araştıran, öğrendiklerini okurlarıyla paylaşan bir gazeteci olduğu için yargılanıyor. 608 gündür acı çektiriliyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Savcıya göre arkadaşımız bir darbeci; darbe yapıp hükümeti devirecek, devlet erkine el koyacak. Peki, bunu kimlerle yapacak? Bu sorunun yanıtını birlikte yattığı kişilere bakarak verebiliyoruz: İki gazeteci, iki bilim adamı ve üniversite rektörü, bir parti başkanı, üç de teğmen! Ya generaller, albaylar? Onlar yok, onlar dışarıda!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Özü dram olan bir komedi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İstanbul Kitap Fuarı tüm coşkusuyla sürüyor. TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi dört gündür on binlerce kitapseverle dolup dolup taşıyor. Pazar akşamına kadar 400 binin üzerinde ziyaretçinin katılımı bekleniyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Balbay&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;ın yukarıda sözünü ettiğim kitabı fuarda en çok satılan kitaplardan biri; bir haftada dördüncü basımı yapılmış. Cumhuriyet Kitapları standının önünden her geçtiğimde orada olmadığını bilmeme karşın gözlerim onu arıyor. Şimdi burada olsaydı önündeki kuyruğun sonu görünmezdi, diyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Balbay, binlerce okuruyla buluştuğu kitap fuarlarının yıldızlarından biriydi. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;Dava&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;, yalnızca ailesini, yakınlarını, dostlarını değil, on binlerce okurunu da onun sevecenliğinden, sıcaklığından, gözlerinin ışıltısından yoksun bıraktı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Ah, diyorum, Silivri yargıçları, ikisi değil, tümü ellerini vicdanlarına koysalar, vicdanlarıyla mantıkları arasında bir köprü kurup Balbay&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;ı serbest bıraksalar. O da çıkıp fuara gelse, hep olması gereken yerde olabilse ne güzel olur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Hayal işte, ama kimi hayaller gün gelip gerçeğe dönüşmezler mi? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;O gün niçin bu gün olmasın?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-8208843336274453435?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/8208843336274453435/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=8208843336274453435' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/8208843336274453435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/8208843336274453435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/gozlerim-mustafa-balbayi-ariyor.html' title='GÖZLERİM MUSTAFA BALBAY&apos;I ARIYOR - Ğ3.11.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-8960830526119440174</id><published>2010-12-06T02:02:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T02:07:53.553-08:00</updated><title type='text'>YÜZDE 10'LUKSEÇİM BARAJI YA DA ÜZERİMİZDEKİ DELİ GÖMLEĞİ - 01.11.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Genel seçimler büyük olasılıkla önümüzdeki yıl haziran ayının 5&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;inde yapılacak. Seçmenler bu seçimlerde de sandığa Siyasal Partiler Yasası&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nda gerekli değişiklikler yapılmaksızın, yüzde 10&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;luk seçim barajı aşağıya çekilmeksizin gidecekler. Bu kadar yüksek orandaki seçim barajını gelecek seçimlerde de elimizi kolumuzu bağlayan, özgür hareket olanaklarımızı sınırlayan bir deli gömleği gibi üzerimizde taşıyacağız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Seçim barajı tüm Avrupa ülkelerinde var ve her ülkenin kendi koşullarına göre belirlenmiş. Bir bakalım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Almanya&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 5 ya da bir partinin adaylarının üç seçim bölgesinde birinci olmaları durumunda. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Arnavutluk&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 3, iki partinin ortak katılımında yüzde 5.&lt;/span&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Avusturya&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 4. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Belçika&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Her bir seçim bölgesinde yüzde 5. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Bosna/Hersek&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 3. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Bulgaristan&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 4.&lt;/span&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Çek Cumhuriyeti&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 5. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Danimarka&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 2. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Estonya&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 5. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Faroe Adaları&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 4.&lt;/span&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Hırvatistan&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 5. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Hollanda&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde 0.667. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;İtalya&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 4.&lt;/span&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;İspanya&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Seçim bölgelerinde yüzde 3. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;İzlanda&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 5. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Karadağ&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 3. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Kosova&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 5. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Letonya&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 5. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Litvanya&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 5, iki ve/veya daha fazla partinin ortak katılımında yüzde 10.&lt;/span&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Macaristan&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Bölgesel oyların yüzde 5&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;i. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Moldova&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 5, bağımsızlar için seçim bölgelerinde yüzde 3, iki ve/veya daha fazla partinin ortak katılımda yüzde 12. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Norveç&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 4. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Polonya&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 5, iki ve/veya daha fazla partinin ortak katılımında yüzde 8. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Romanya&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 5, iki partinin ortak katılımında yüzde 8, ikiden çok partinin ortak katılımında yüzde 10. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Rusya&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 7. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;İsveç&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 4. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Sırbistan&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 5. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Slovakya&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 5, iki ve/veya daha fazla partinin ortak katılımında yüzde 10. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Slovenya&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 4. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Ukrayna&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 3. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Yunanistan&lt;/b&gt;&lt;span&gt;: Ülke genelinde yüzde 3. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Görüldüğü gibi, ülke genelinde yüzde 10&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;luk baraj gibi antidemokratik bir engel hiçbir Avrupa ülkesinde yoktur. Bu engel, 12 Eylül 1980 faşizminin, doğuşundan güdük olan demokrasimize giydirdiği bir deli gömleğidir. Bugüne kadar &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;demokratlık&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; savında olan ve TBMM&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de temsil edilmiş ve edilen partiler -BDP geleneği dışında- bir faşizan yaptırım olan bu engelin kaldırılması için hiçbir girişimde bulunmamışlardır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Her olanakta yasaklara karşı mücadele ettiğini dile getiren AKP, başlı başına bir &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;demokratik temsiliyet yasağı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; olan bu engeli kaldırmayı aklına bile getirmemektir. Bunu, AKP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin, sivil diktatörlüğe geçişte son eşik olan &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;çoğunlukçuluk&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; anlayışına uygun düşen bilinçli suskunluğuna verebiliriz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;AKP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;yi anladık da, peki CHP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ye ne oluyor? Elinde kapı gibi bir &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;demokratikleşme raporu&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; vardır. Oturup inceleseler, TBMM&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;çoklu temsiliyet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;in önemini kavrayıp buna göre davranacaklardır. Fakat zahmet edip okumuyorlar, bu tür raporlar genel merkezde dolap bekliyor. Sonra Sayın &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Kemal Kılıçdaroğlu&lt;/b&gt;&lt;span&gt; çıkıyor, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Seçim barajı yüzde 7&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ye çekilmelidir&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyor. Niçin sözgelimi Danimarka&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;daki gibi yüzde 2, Yunanistan&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;daki yüzde 3 gibi değil de Rusya&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;daki gibi yüzde 7? Bunu bilemiyoruz, Sayın Kılıçdaroğlu bize seçim barajlarının en fazla yüzde 5 olduğu Avrupa&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;dan bir ülkeyi değil de bir Avrupa ülkesi olmayan Rusya&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;yı neden örnek aldığını açıklamıyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Böyle bir açıklamayı bekliyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Demokrat geçinen, fakat demokrasiyi içselleştirememiş partilerin yalanla özdeş vaatlerinden bıktık, usandık artık. Açık sözlü, mert politikacıları; özleri sözleri bir, politikaları saydam partileri özlüyoruz. Öyle bir sıkıştırılmışız ki özlemlerimizi dile getirmekten başka elimizden bir şey gelmiyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu ülkeye de, bu ülkenin sahipleri olan insanlarına da yazık.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-8960830526119440174?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/8960830526119440174/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=8960830526119440174' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/8960830526119440174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/8960830526119440174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/yuzde-10luksecim-baraji-ya-da.html' title='YÜZDE 10&apos;LUKSEÇİM BARAJI YA DA ÜZERİMİZDEKİ DELİ GÖMLEĞİ - 01.11.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-4598331815371525427</id><published>2010-12-06T01:49:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T01:51:30.526-08:00</updated><title type='text'>KAFAYA ALINMAK - 31.10.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Haber kanallarından birinin ileti servisine aboneyim. Önemli haberleri özet olarak cep telefonuma gönderiyorlar. Yararlı bir hizmet olduğunu söylemeliyim. Ne var ki kimi zaman öyle haberler geliyor ki insan &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kafaya alındığı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; duygusuna kapılıyor. 29 Ekim günü böyle bir haber düştü cep telefonumun ekranına. Başbakan&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın eşi Cumhurbaşkanı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın Çankaya Köşkü&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nde verdiği Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna gitmemiş. Yine o duyguya kapıldım. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Emine &lt;/b&gt;&lt;span&gt;Hanım&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın Cumhurbaşkanı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ndan da olsa gelen bir çağrıya uyup uymaması beni niye ilgilendirsin? İsterse gider, isterse gitmez, bana ne?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Doğal ki ardında yatan belli bir amaç var servis edilen bu türden haberlerin. Oturup, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Acaba Emine Hanım Cumhurbaşkanı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;nın resepsiyonuna niçin gitmemiş olabilir?&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diye düşüneceğiz, yorumlar üretip birbirimize anlatacağız. Acaba &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Hayrünnisa &lt;/b&gt;&lt;span&gt;Hanım&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;la aralarında bir soğukluk mu var ya da Başbakan, eşinin bu kararını nasıl karşılamıştır, diye. Fasa fiso şeyler kısacası, iyi de tüm bunlar bizleri neden ilgilendirsin?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Amaç, bizleri asıl üzerinde düşünmemiz gereken konulardan, sorunlardan uzaklaştırmak. Çoğu zaman bu tuzağa düşmüyor değiliz ne yazık ki. Zamanımızın önemli bir bölümü bizi hiç ilgilendirmemesi gereken faso fiso konular üzerinde düşünmekle, konuşmakla geçiyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Başbakan, 12 Eylül referandumunun sonuçlarına ilişkin bir araştırma yaptırmış. Türkiye genelinde 75 bin kişiyle konuşularak bir yargıya varılmış. Buna göre, verilen &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; oyları seçmenin eğitim düzeyi yükseldiği oranda yükseliyor, oylar, seçmenin eğitim düzeyi düştüğü oranda da &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;e dönüşüyormuş. Başbakan, 12 Eylül&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de aldığı bu &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;cahil&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;desteğine çok şaşırmış. Vah ki vah! Ben de doğrusu Başbakan&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın ezelden beri bilinen bir gerçeğe salt bir araştırma sonucu ortaya çıktı diye şaşırmasına çok şaşırdım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;AKP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin talan kapitalizminden yararlanan yeniyetme girişimciler ile sekiz yıldır toplumun sindirimine sunulan fakat istenilen ölçüde sindirilemeyen koşullu özgürlük alanlarında doludizgin at koşturan yeniyetme liberaller dışında kalan toplum kesimleri hangi olağanüstü nedenlerle AKP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;yi desteklesinler? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kendisi gibi düşünmeyen, kendisi gibi davranmayan bireylerin yaşam olanaklarını daraltan, özgürlüklerini kısıtlayan, bin bir çabayla erişilen aydınlığı karanlığa dönüştürmek için elinden geleni ardına koymayan bir iktidarı ancak eğitimsizlerin desteklemeleri, desteklemiş olmaları doğal değil midir? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bunda şaşılacak ne vardır?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;AKP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;yi destekleyenler bu toplumun eğitimsizlikleri oranında en yoksun, en yoksul, en aç kesimleridir. Din gibi, iman gibi siyasallaştırılmış araçlarla kendi çıkarlarına aykırı davranışlara kolayca yönlendirilebilen kitlelerdir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Eğitimli insan hiç celladının işini kolaylaştırır mı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Eğitimli insanlar &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Emine Hanım&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ın resepsiyon kararı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; gibi faso fisolarla kafaya alınmalarına izin verirler mi?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bugün pazar. Günümü İstanbul Kitap ve Sanat Fuarı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nda geçireceğim. Yayıncı, yazar, ressam dostlarımla buluşacağım, kitapları karıştıracağım, resimlerle, heykellerle ruhumu zenginleştireceğim. Binlerce ziyaretçiyle birlikte kitap ve sanat coşkusunu soluyacağım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Gün boyu aklıma ne Çankaya Köşkü ne Cumhurbaşkanı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın resepsiyonu ne Emine Hanım ne de Başbakan gelecek. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-4598331815371525427?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/4598331815371525427/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=4598331815371525427' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/4598331815371525427'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/4598331815371525427'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/kafaya-alinmak-31102010.html' title='KAFAYA ALINMAK - 31.10.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-1130567285843767789</id><published>2010-12-06T01:41:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T01:43:56.464-08:00</updated><title type='text'>KATİL ÇOCUK MASALI - 27.10.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Masalı biliyorsunuz, ama yine de belleğimizi tazeleyelim. O, küçücük bir çocuktu, ufacıktı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Top oynadı acıktı / Yerde buldu bir erik, / Kaptı bir alageyik. / Geyik kaçtı ormana, / Bindi bir akdoğana. / Doğan yolu şaşırdı, / Kaf Dağı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ndan aşırdı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;.” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;Serüveni böyle başlar &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;katil çocuk&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;un.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Gel zaman git zaman kendini bir çölde bulur; dağdan yürür, kırdan gider, bir Dünya Güzeli&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin elinden &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;sırlı elmayı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; yiyip gizli dünyayı görür. Geceler gündüz olur, çevresini aksakallı cüceler sarar, korkunç devler hortlar, cinler cirit oynar. Kesik başlar yürür saçlarını sürüyerek. Yüreği güm güm atar korkudan. Derken, bir de bakar ki başlarında çiçeklerle karşısında melekler... İçi ferahlar, sevinir. Kılıcını çıkartır, perileri kurtarır. Ne var ki, kurtardığı periler, adım adım geriler, kanatlarını açarlar, selam verir kaçarlar. Şaşırır çocuk, yola koyulur. Az gider uz gider, dolaşır, bir kapısı açık, öbürü kapalı Altın Köşk&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;e ulaşır. Şaşkınlıktan henüz kurtulamamıştır, açık kapı yerine kapalı kapıyı açar, açık kapıyı da kapatır. İçeri girer, bir atın önünde et, bir itin önünde de ot olduğunu görür. Hayvanlar açlıktan ağlaşmaktadır. Kollarını sıvar otu ata, eti de ite yedirir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bir odayı açar; oda elmastandır. İçeride bir dev uyumaktadır. Kılıcına davranıp başını keser devin, sonra da kesik başlı deve, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ey dev!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diye sorar, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Nerede dünya güzeli?&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; Dev, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Elinde eli!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diye yanıtlar. Döner, bakar çocuk. Bir Kırgız elbiseli güzel kız yanında durmaktadır. Canında şimşek çakar. Kız güler ve der ki: &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Türk Beyi, tanıdın mı geyiği? / Kimse beni bu devden, alamazdı ancak sen, / Kaya deldin, dağ yardın,/ Geldin, beni kurtardın.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; Sevincinden ağlar çocuk. Sen&lt;/span&gt;&lt;i&gt;, “&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Turan Meleği, / Türk&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ün yüce dileği! / Yüz milyon Türk bu anda / Seni bekler Turan&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;da.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;El ele Turan&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;a doğru yola çıkarlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Yıllar geçer çocuk doğduğu yurduna, Trabzon&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;a geri döner; kentin mahalle kahvelerinde kendi gibi özbeöz Türk olan, damarlarında katıksız Türk kanı dolaşan arkadaşlar edinir. Bilardoya ara verip istekalarını duvara astıklarında memleket meselelerini konuşurlar. Vatanın, memleketin düşmanlarını ad ad belleyip onlara lanet okurlar. Ne var ki lanet okumakla düşmanlar yok edilemez. Başka şeyler yapmak gerekir; canlarını almak gibi örneğin. Bu &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;başka şeyler&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;e aklı yatar çocuğun. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ben&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diye öne atılır. Hayallerini gerçeğe dönüştürmenin günü gelmiştir. Kimler olduğu bugüne kadar öğrenilemeyen, güçlü olasılıkla öğrenilmesi de istenmeyen birileri eline bir silah tutuştururlar. İstanbul&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;a doğru yola çıkar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Onun yola çıkış nedenini Trabzon&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;un ve İstanbul&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;un jandarması, polisi, Mısır&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;daki &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Sağır Sultan&lt;/b&gt;&lt;span&gt; ile birlikte herkes duymuştur. Ne hikmetse hiçbir önlem alınmaz. Çocuk, elini kolunu sallayarak gider kendisine söylenen yer ve saatte &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Hrant Dink&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;i vurur. Hrant, kanlar içinde kaldırıma düşer, yüreğinin ve beyninin ak ışıltısını yansıtan gözleri kapanırken, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;katil çocuk&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; koşar adım uzaklaşır olay yerinden. Takvim, 19 Ocak 2007&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;yi, saat 15.00&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;i göstermektedir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;“&lt;/span&gt;&lt;i&gt;Katil çocuk&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; çok geçmeden babasının ihbarı üzerine yakalanır. Elinde Türk bayrağı, yanında üniformalı jandarmalarla basına fotoğraf pozları verir. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Elmas Oda&lt;/i&gt;&lt;span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;span&gt;da uyuyan devin başını kesen, Turan&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın masal kahramanı muamelesi yapılır &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;katil çocuk&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;a. Dava başlar, sürer, sürer, sürer... Ve bu hafta mahkeme, cinayeti işlediğinde henüz 18&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ini doldurmadığından dosyasının &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Çocuk Mahkemesi&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;ne devrine karar verir. Bu arada 20&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;sini aşmıştır &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;katil çocuk&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;. Yasa, yasadır deniyor. Büyük olasılıkla dava sona erdiğinde &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Fatih Sultan Mehmet&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;in İstanbul&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;u fethettiği yaş olan 23&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ü çoktan aşmış olacaktır. Dava elbet bir gün sona erecek, alacağı cezaya 5 yıl &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;çocuk indirimi&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; uygulanacak, tutukluluk süresi de cezasından düşürüleceğinden hükümlü olarak hiç yatmadan çıkacaktır cezaevinden. Hukuk, hukuktur deniyor. Bu mu hukuk?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Hakkâri sokaklarında zırhlı polis araçlarına taş atan 13-14 yaşındaki çocuklar için düşünülüp çıkartılan yasa, demek ki artık taammüden cinayet işleyen soğukkanlı katiller için de uygulanacak. Bir kâbus görüyoruz sanki. Uyanalım istiyoruz, uyanamıyoruz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Gerçekle masal birbirine karışıyor. Ayıramıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-1130567285843767789?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/1130567285843767789/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=1130567285843767789' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/1130567285843767789'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/1130567285843767789'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/katil-cocuk-masali-27102010.html' title='KATİL ÇOCUK MASALI - 27.10.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-7785876014213274295</id><published>2010-12-06T01:36:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T01:40:16.626-08:00</updated><title type='text'>KOLAY GELSİN - 25.10.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Gene birbirimize girdik. Oysa ne güzel referandumumuzu yapmış, yenenlerle yenilenler belli olmuş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Nâzım Hikmet&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;in &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Şeyh Bedrettin Destanı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;i&gt;nda söylediği gibi, &lt;/i&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;yenenler, yenilenlerin ak libaslarında silmişlerdi kılıçlarının kanını&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”.&lt;/i&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Ama şimdi anlıyoruz ki olmamış, yenenler yengilerini, yenilenler de yenilgilerini sindirememişler içlerine. Demek ki böyle olmuyor; anlaşmayı, uzlaşmayı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;mutabakatı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; aklına bile getirmeden yap bir değişiklik paketi, at milletin önüne, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Haydi, değiştiriverin şu anayasayı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;!”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; de, onlar da &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Baş üstüne&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; desinler, değiştirsinler. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Üstelik değiştirdiler de, ama buna rağmen olmadı. Olamazdı da, çünkü sizin niyetiniz baştan kötüydü. Bir yandan demokrasi nutukları atarken, öbür yandan en kurnaz tilkilerin bile akıllarına gelmeyen işlere başvuracaktınız. Asıl amacınızın yüksek yargıyı ele geçirmek, egemenliğiniz altına almak olduğunu biliyorduk, sandığınız kadar ahmak değildik çünkü. Neyse, bari bıraksanız da yargıçlar, savcılar özgürce seçebilseydiler Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini! Ama hayır, ille de bir numara çevirecektiniz; çevirecektiniz ki namınız yürüsün. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Fakat burası Türkiye, delik deşik edilmiş bir ülke, siz istediğiniz kadar gizli tutmaya çalışın, burada tüm gizler dışarı çıkacak bir delik mutlaka bulurlar kendilerine. Nitekim Ankara&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;da hazırladığınız aday listeleri de bir delik bulup aydınlığa çıktılar. Gördük. 10&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;da 10! Tam isabet! İşin en komik yanı da tüm bu rezalete karşı hâlâ &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;demokratik seçimden&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; söz edebiliyor olmanızdı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Artık RTÜK gibi, YÖK gibi HSYK de emrinizdeydi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Ne var ki insanın başına ne gelirse sindirimsizlikten gelir, sizler de kazandığınız &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;zafer&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;i sindiremediniz. Dün bir, bugün iki YÖK&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;çü müderris &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Yusuf Ziya&lt;/b&gt;&lt;span&gt; Bey zafer sarhoşluğuyla kendini atıverdi ortaya, türbanlı kızlara, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Haydi&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; dedi, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;bundan böyle başlarınız kapalı derslere de, sınavlara da girebilirsiniz!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;Müderris Bey&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;in hem anayasa hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını takmayan cevvaliyetine sizler bile şaşırdınız. Ama ok yaydan çıktı bir kez. Önce Yargıtay Başsavcısı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın uyarısı, ardından siyasal parti sözcülerinin yaylım ateşi, kamuoyunda yükselen tepkiler... Ne yapacağınızı bilemediniz. Öyle bir bilemeyişti ki, TBMM Başkanı, Yargıtay Başsavcısı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nı yaptığı uyarı açıklaması nedeniyle TBMM&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;den ve &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;yüce Türk milleti&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;nden özür dilemeye bile çağırdı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Yüce Türk milletinin olaylar karşısında şaşkına dönmüş bireyleri, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Yargıtay Başsavcısı niçin bizden özür dilesin?&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diye kendi kendilerine sorarken, kabak yine saçları kapalı kızların başında patladı. Yeniden boy hedefi oldular. Yoksa bunu mu istiyordunuz aslında, Müderris Yusuf Ziya Bey&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;in çıkışıyla bu sonuca mı varmaktı hedefiniz? Yeni bir &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;mağduriyet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; durumu yaratmak! Bunu mu amaçlıyordunuz? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Şimdi de ilköğretim çocukları tutturdular, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Biz de okula başımız kapalı gitmek isteriz&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diye. Öyle ya, onların ne günahı var. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Haydi bakalım. Yapın bir şeyler. Ya da yeni bir &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;mağdur&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; kesim yaratın, 12, 13, 14 yaşında kız çocuklarından &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;müteşekkil&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”. &lt;/i&gt;&lt;span&gt;Genel seçimlere çok kalmadı, sizeyse yeni malzeme lazım. Alın işte, bu çocuklardan daha iyi malzeme mi olur? Din, iman, ahiret, falan... Kürsülere çıkar konuşursunuz, hatta &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Fethullah Hocaefendi&lt;/b&gt;&lt;span&gt; örneği televizyon ekranlarında hüngür şakır ağlarsınız. Millet zaten yalanla, dolanla beslenmeye alışmış. Yerler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bir seçim daha idare edersiniz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Aman dünyanın 17. büyük ekonomisi olduğumuzdan, dev başarılara &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;imza attığımızdan&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;, yurdun dört bir yanını saran &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;duble yollardan&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; söz etmeyi ihmal etmeyin sakın. Milletin yarısı zaten batmış, bataklıkta yaşıyor, bataklıkta yaşayan bataklığı görebilir mi? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kolay gelsin.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-7785876014213274295?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/7785876014213274295/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=7785876014213274295' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/7785876014213274295'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/7785876014213274295'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/12/kolay-gelsin-25102010.html' title='KOLAY GELSİN - 25.10.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-8149776389456121246</id><published>2010-10-24T04:00:00.000-07:00</published><updated>2010-10-24T04:04:50.845-07:00</updated><title type='text'>AFERİN BENİM GÜZEL KIZIMA - 24.10.2010</title><content type='html'>&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;     Benim ruhu gibi aklı da güzel kızım, başarın sevgili yurdumuzun tüm hürriyetperverleri gibi benim de göğsümü kabarttı, göz pınarlarımda yaşlar birikti, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“işte,”&lt;/i&gt; dedim, dudaklarım titreyerek, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“yeni bir &lt;/i&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Rabia Hatun&lt;/b&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt; doğuyor,”&lt;/i&gt; inançlı, kararlı ve yılmaz bir savaşçı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Kolay iş değildi başardığın. Ama beni en çok heyecanlandıran o müthiş sabrın oldu. Yüreğin ilim irfan aşkıyla yanıp tutuşurken, bir ay boyunca okulunun eşiğine adım atmama sabrını nasıl gösterdin, gösterebildin? Nasıl bir iradedir, ne yüce bir kararlılıktır bu? Haklısın, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“iman gücü, amca”&lt;/i&gt; diyeceksin bana, haklısın. İnsanın benliği iman ile dolunca karşısında kim, ne durabilir ki, henüz 14’ünde bile olsan. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Demek önce bir ay &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Hz. Eyüp&lt;/b&gt; sabrıyla bekledin, sonra eşik atlama denemelerine giriştin; bir, iki, üç, dört… Sonuçsuz, nihayet beşincisinde kapılar açılıyor, seni de buyur ediyorlar, eşiği atlıyorsun başındaki türbanınla. Pes doğrusu!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Düşünüyorum da, &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Mehmet &lt;/b&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Calibri"&gt;Â&lt;/span&gt;kif&lt;/b&gt; üstadımız &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım,” &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;dizesini sanki senin için yazmış diyorum. &lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;*** &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Gazetelerdeki açıklamalarını okudum. &lt;/span&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“Dün başörtümü taktım okula geldim. Beklediğim gibi oldu okula alınmadım. Bugün de 4 kez çıkarttılar ama ısrarımız üzerine derslere giriyorum. Yarın ne olacak bilmiyorum. Sonuna kadar direneceğim. Onlar kovacak ben geleceğim,” &lt;/i&gt;diyorsun. Seni kovmalarına hiç aldırma sakın, unutma, sen kükremiş bir selsin, sen de bu iman gücü olduktan sonra önünde hiçbir bent duramaz, çiğner aşarsın.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Ne var ki seni eleştirmeden de geçemeyeceğim. Keşke bu kutsal girişimin için bir süre daha bekleseydin. Çünkü bu &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“zamansız”&lt;/i&gt; davranışınla türbanı, başörtüsünü bir hürriyet meşalesi olarak simgeleştiren hürriyetperver-münevver ablalarının, ağabeylerinin, teyzelerinin, amcalarının tekerlerine istemeden de olsa çomak soktun. Sana şimdi&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“provokatör” &lt;/i&gt;diyorlar. Biliyorum, bu kötü sıfatı asla hak etmiyorsun, fakat insanoğlunun çiğ süt emmiş bir mahl&lt;span style="mso-bidi-font-family: Calibri"&gt;û&lt;/span&gt;k olduğunu hiç aklından çıkarma, bir mücahit olarak böyle şeylere daima hazırlıklı ol!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Müderris &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Yusuf Ziya&lt;/b&gt; Bey’i mutlaka tanıyorsundur. Geçenlerde yürekleri seninki gibi iman dolu üniversiteli ablalarına konan &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“türbanla/başörtüsüyle derslere girme”&lt;/i&gt; yasağını kaldırdı. O da çok hürriyetperver bir zattır ve kelamı emirdir, Allah selamet versin. O günden bugüne herkes bu meseleyi tartışıyor memlekette; bir çift kelamla Anayasa hükmü ortadan kalkar mı, kalkmaz mı diye. Hürriyetperver olmayan muhalif kesim ise &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“bu işin sonu ilköğretimde türban/başörtüsü iznine kadar varır”&lt;/i&gt; diyerek itiraz ediyor. Hürriyetperverler tam da &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“yok yav”,&lt;/i&gt; &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“öyle şey olur mu”&lt;/i&gt; falan diyerek konuyu geçiştirmeye çalışırlarken, devreye sen girdin. Şimdi sana niçin &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“provokatör/kışkırtıcı”&lt;/i&gt; dendiğini anladın mı?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Benim gönlü güzel kızım, bu cennet vatanda ayakta kalabilmek için gerekli yolları, yordamları, yöntemleri iyice belleyeceksin. Her şeyden önce olduğundan da fazla sabırlı olacaksın. Yukarıda sana, sabrının beni heyecanlandırdığını söyledim, doğrudur. Ama keşke biraz daha bekleyebilseydin. Sıra üniversiteli ablalarındaydı. Önce onların işi kotarılacak, sonra sıra hekim, avukat, yargıç, savcı, vali, diplomat teyzelerine gelecekti. Sen ne yazık ki en son sıradaydın; sıranı beklemeden öne çıktın. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Zamansız çıkışın, başındaki örtüyü &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“kılık kıyafet özgürlüğü&lt;/i&gt;” çerçevesinde değerlendiren, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“üniversiteye başörtüsü ile girilse dünyanın sonu mu gelir”&lt;/i&gt; diyen laik-özgürlükçü çevreleri bile ürküttü.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Bak, herkes konuşmaya başladı bile; Yargıtay Başsavcısı, Başbakan, hükümet sözcüleri, muhalefet sözcüleri, hürriyetperver türbancılar, karşıtları, kısacası ağzı laf yapan herkes… Korkarım, çözüm yine &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“divan”&lt;/i&gt;a kalacak.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Ah kızım, azmini koruyarak biraz daha sabredecektin. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;     &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“Azimle i..yen mermeri deler,” &lt;/i&gt;diye boşuna söylememiş büyüklerimiz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-8149776389456121246?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/8149776389456121246/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=8149776389456121246' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/8149776389456121246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/8149776389456121246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/10/aferin-benim-guzel-kizima-24102010.html' title='AFERİN BENİM GÜZEL KIZIMA - 24.10.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-3055613927879515446</id><published>2010-10-24T03:55:00.000-07:00</published><updated>2010-10-24T03:59:24.365-07:00</updated><title type='text'>TÜRKİYE'NİN DÜNYADAKİ YERİ  - 20.10.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Dünya Ekonomik Forumu 2010 Raporu açıklandı. Türkiye&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;ye ilişkin ilginç veriler var bu raporda; bir göz atalım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;•&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; Ülkemiz 134 ülke arasında ekonomide 131. sıradadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;•&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; Kadın-erkek eşitliğinde 126.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;•&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;İşgücüne katılım oranında 125.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;•&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; Eğitim düzeyi sıralamasında 109.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;•&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; Siyasal yetkilendirmede 104.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;•&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; Sağlık ve yaşam ölçütleri açısından 61. sırada yer almaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu veriler bütün olarak değerlendirildiğinde genel sıralamadaki yerimiz 125. sıradır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Devam edelim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;•&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;İşgücüne katılım oranı açısından 125. sırada yer alan Türkiye&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;de, bu oranın yüzde 26&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;sını kadınlar, yüzde 74&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;ünü erkekler oluşturmaktadır. Türkiye&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;de kadınlar yılda 5 bin 300 dolar, erkekler 20 bin 400 dolar kazanmaktadır. Buna göre erkekler kadınlara oranla 4 kat daha fazla kazanmaktadır. Çalışan kadınların yüzde 78&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;i tarım alanında çalışmaktadır.  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;•&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; Okuryazarlık oranı bakımından 106. sırada bulunan Türkiye&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;de kadınların yüzde 81&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;i, erkeklerin ise yüzde 96&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;sı okuryazar durumundadır. Türkiye, ilköğretim mezunları sıralamasında 108, ortaöğretim mezunları sıralamasında 114, yükseköğretim mezunları sıralamasında ise 113. sırada yer almaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;•&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; Türkiye, parlamentodaki kadın sayısıyla 134 ülke arasında 104. sıradadır. TBMM&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nin sadece yüzde 9&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;u kadınlardan oluşurken kadın bakanlarının sayısı açısından 98. sırada bulunmaktadır.  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;•&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; Türkiye&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;de gerçekleşen her 100 bin doğumda 44 anne yaşamını yitirmektedir. Ayrıca her 1.000 doğumda 20 bebek ölmektedir. Türkiye&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;de kadınların ortalama 67, erkeklerin ise 64 yaşına kadar yaşadığı bildirilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Türkiye, Dünya Adalet Projesi 2010 yılı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; “&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Hukukun Üstünlüğü Endeksi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nde de olumlu bir görünüm sergileyememektedir. Özellikle üç önemli kategoride Türkiye 35 ülke arasındaki sıralamada sonlarda bulunmaktadır. Türkiye, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;•&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; “&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Hükümetin yetkilerinin kısıtlanması&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; kategorisinde 31. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;•&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; “&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Yasaların anlaşılırlığı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; kategorisinde 32.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;•&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; “&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Temel haklar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; kategorisinde ise 32. sırada yer almaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Durum budur. Başbakan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;ın sıkça dile getirdiği &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;“&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Dünya çapında 17. büyük ekonomiyiz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; sözleri de doğrudur. Ne var ki büyük ekonomi olmakla &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;“&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;refah toplumu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; doğru orantılı değildir, aynen &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;“&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;zenginleşmek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; ile &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;“&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;adam olmanın&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;da doğru orantılı olmadığı gibi. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Refah, ancak ekonominin büyümesi ile sağlanan zenginliğin toplumda hakça bölüşülmesiyle mümkündür. Türkiye gibi vahşi kapitalizmin egemen olduğu ülkelerde ekonomik büyüme, tüm devlet kurumlarını da arkasına alan sermaye sahibi dar bir kesimi varsıllaştırırken, geniş kitleleri daha da yoksullaştırmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Liberallerimize duyurulur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Bu yazıda kullandığım verileri Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD) Genel Sekreteri &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Suay Karaman&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;ın İlk Kurşun gazetesinde yayımlanan &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;“&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Yurtseverlik&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; başlıklı makalesinden aktardım. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-3055613927879515446?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/3055613927879515446/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=3055613927879515446' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/3055613927879515446'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/3055613927879515446'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/10/turkiyenin-dunyadaki-yeri-20102010.html' title='TÜRKİYE&apos;NİN DÜNYADAKİ YERİ  - 20.10.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-1933956820860907399</id><published>2010-10-18T11:04:00.000-07:00</published><updated>2010-10-18T11:07:55.794-07:00</updated><title type='text'>HAYATLA ÖLÜM ARASINDA - 17.10.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bugün cuma. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Yazımı Karadeniz&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;in en güzel, yüzü en aydınlık kentlerinden biri olan Ordu&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;dan yazıyorum. Ordu Valiliği, Belediye Başkanlığı, kentin aydınları el ele vermişler, bir Uluslararası Edebiyat Festivali düzenlemişler. Bulgaristan, Yunanistan, Gürcistan, Moldova, Romanya ve Ukrayna&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;dan şairler, yazarlar çağırmışlar. Katılımcılar çeşitli etkinliklerde yer alıyorlar, konuşmalar yapıyorlar, tiyatro gösterileri, müzik dinletileri sunuyorlar. Orduluların etkinliklere ilgisi yoğun. Ben de cumartesi günü &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Mesut Şenol&lt;/b&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Kostas Katsoularis&lt;/b&gt;&lt;span&gt; (Yunanistan), &lt;/span&gt;&lt;b&gt;İbrahim Dizman&lt;/b&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Anton Baev&lt;/b&gt;&lt;span&gt; (Bulgaristan), &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Hüseyin Mevsim&lt;/b&gt;&lt;span&gt; ve &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Ahmet Günbaş&lt;/b&gt;&lt;span&gt; ile birlikte &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Karadeniz&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;le Ege&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;nin Kardeşliğinde Edebiyat&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;başlıklı açık oturuma katılacağım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu tür sivil girişimler birbirlerinin kültürlerine yabancı insanlar arasında ileride meyvelerini verecek dostlukların kurulmasına olanak sağlıyor. Dört gün sürecek festivalde yalnızca Türkler ile yabancılar arasında değil, yabancıların da kendi aralarında ilişkiler kuruluyor, yeni projelere dönük ilk adımlar atılıyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Ordu, kültür merkezleri, tiyatro ve konser salonları gibi konaklama olanakları açısından da donanımlı bir kent. Festival komitesi katılımcıları&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span&gt;İkizevler Otel&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de ağırlıyor. Otel, Rumlardan kalma yan yana iki eski konağın birleştirilmesiyle ortaya çıkmış; son derece güzel bir manzarası ve bahçesi olan bir mekân. Okumak, yazmak, üç beş gün kafa dinlemek için ideal bir yer. Kısacası Ordu, beyinleri aydınlık insanları ve ufukları açık yerel yöneticileriyle ilkini gerçekleştirdiği Uluslararası Edebiyat Festivali&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ni sürekli kılabilmek için tüm olanaklara sahip. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Festival Komitesi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin Başkanı ve Ordu Belediye Başkanı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Seyit Torun&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;u, Başkan Yardımcısı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Özer Karadağ&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı, Kültür ve Sosyal İşler Müdürü &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Mehmet Kefeli&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;yi, Festival Direktörü, eğitimci, şair &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Şinasi Tepe&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;yi, İl Kültür ve Turizm Müdürü &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Erkan Gülderen&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;i, Uluslararası Koordinatör &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Tozan Alkan&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı, festival danışmanları&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Mesut Şenol&lt;/b&gt;&lt;span&gt; ve İbrahim Dizman&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı yürekten kutluyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Şimdi &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Deniz Som&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;u yitirdiğimiz haberi geldi. Bilgisayarımın başında dondum kaldım. Ne düşüneceğimi bilemedim. Gözlerimin önüne önce kitap fuarlarında, Cumhuriyet standında okurlarıyla konuşurkenki sevecen yüzü, sonra da televizyon ekranlarında yandaş basının temsilcileriyle tartışırken gemleyemediği, büyük olasılıkla gemlemeyi düşünmediği o öfkeli hali geldi. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Onun o öfkeli halini görüp &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ekran adabı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”, “&lt;/i&gt;&lt;i&gt;karşısındakine saygı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”, “&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hoşgörü&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;filan diyerek eleştirenler oluyordu. Oysa Deniz, hep doğrunun yanındaydı, doğruların adına yanlışı savunanlarla tartışıyordu. Söz konusu inançları, düşünceleri olduğunda kıskanılacak ölçüde ödünsüzdü. Üzerine gelindiğinde, yanlışların yaylım ateşine tutulduğunda öfkeleniyordu. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Haklı bir öfkeydi onunki. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;O, bugün yaşadıklarımızı, yarın yaşayacaklarımızı dünden gören, insanları geleceğe ilişkin uyarmayı görev bilen bir arkadaşımızdı. Kandırılamayanlardan, uyutulamayanlardan, sindirilemeyenlerdendi. Gürültüye pabuç bırakmayanlardandı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Korkusuzdu. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Zaman zaman ters düştüğümüz, tartıştığımız da oldu sayfa arkadaşımla. Ama ulusal kurtuluşçulukta, Cumhuriyetçilikte, aydınlanmacılıkta, tam bağımsızlıkta, laik ve demokratik Türkiyecilikte her zaman buluştuk.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Onun olmayışı yalnızca Cumhuriyet için değil, Türkiye için de bir eksikliktir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Deniz Som&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;u arayacağım, özleyeceğim. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Işıklar içinde yatsın.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-1933956820860907399?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/1933956820860907399/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=1933956820860907399' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/1933956820860907399'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/1933956820860907399'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/10/hayatla-olum-arasinda-17102010.html' title='HAYATLA ÖLÜM ARASINDA - 17.10.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-4897501861316708885</id><published>2010-10-18T10:50:00.000-07:00</published><updated>2010-10-18T11:04:12.276-07:00</updated><title type='text'>HEP AYNI ŞEYLERİ YAZMAK - 13.10.2010</title><content type='html'>&lt;table cellspacing="5" cellpadding="5" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="td_baslik" align="right"&gt;&lt;p align="justify"&gt; &lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;form method="post" name="EHABER" action="http://www.ehaber.yore.com.tr/hksayfa.cgi"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;Bir köşe yazarı için hep aynı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span&gt;şeyleri yazmak kadar sıkıcı bir şey yok. Ama ne yapalım ki Türkiye böyle bir ülke; ortaya çıkan herhangi bir sorun giderek büyüyor, büyüdükçe karmaşıklaşıp yumaklaşıyor, sonunda çözülemez bir duruma geliyor. Ermenistan&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;la ilişkiler, Kıbrıs ve Kürt sorunları bunların tipik örnekleri. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) konusu da bu doğrultuda gelişiyor. En çözülebilir sorunları bile çözümsüzleştirmekte doğrusu pek mahir insanlarız. Bu maharette cehaletimizin de hiç kuşkusuz büyük payı var. Örneğin, HSYK&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin oluşumu ve başkanlığına ilişkin söylenenler tam anlamıyla birer cehalet ürünü. Biri çıkıyor, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;tüm gelişmiş ülkelerde benzer kurulların üyelerini parlamento belirliyor&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyor. Bir diğeri, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Adalet Bakanı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;nın her yerde bu kurula başkanlık ettiğini&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; söylüyor. Bir başkasına göre, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Adalet Bakanı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;nın kurul başkanlığı hiçbir ülkede söz konusu değil&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;Hiçbiri konuyu inceleme çabası göstermemiş, tümü de işkembeden atıyor, birbirlerini palavralarla mat etmeye çalışıyorlar. Üstelik bunu televizyon ekranlarında yapıyorlar, halk da işin eğrisi nedir, doğrusu nedir bilmeden bunları izliyor. Bize ise sıkılsak da, bunalsak da yazmak, yanlışları düzeltmek düşüyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;HSYK benzeri kurulların oluşumuyla ilgili olarak Avrupa ülkelerinden birkaç örnek verelim:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;İspanya&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;da &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Consejo General&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; adı verilen, Başkanlığını Yargıtay Başkanı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın yaptığı 21 kişilik kurulun tüm üyeleri beş yıllık görev süresi için Senato ve Meclis tarafından belirleniyor. Senatör ve milletvekilleri 4&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;er avukat ve/veya hukukçu ile 6&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;şar yargıç seçiyorlar. Böylece yargıçlar kurulda mutlak çoğunluğa sahip oluyorlar. Yargıç dernekleri parlamentodaki parti gruplarına önerilerini sunuyorlar. Kurul üyelerinin seçimi için Senato ve Meclis&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;te &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;nitelikli çoğunluk&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;(yüzde 60) gerekiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;Portekiz&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Conselho Superior da Magistratura&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;olarak adlandırılan ve Yargıtay Başkanı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın başkanlık ettiği kurul 17 üyeden oluşuyor. Bunlardan 7&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;sini parlamento partilerin temsil oranına göre kendi içinden, 2&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;sini cumhurbaşkanı yargıçlardan ve 7&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;sini de yargıçlar kendi aralarından seçiyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;Kurulun &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;Belçika&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;daki adı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; “&lt;/span&gt;&lt;i&gt;Conseil Supérieur de la Justice/Hoge Raad voor de Justitie&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;. 22 Flaman ve 22 Valon kökenli 44 üyeden ve iki daireden oluşuyor. Her iki dairede de üyelerin yarısını yargıç ve savcılar kendi aralarından, diğer yarısını ise Senato hukuk uzmanları arasından seçiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;Bu ülkelerdeki kurulların temel görevleri terfiler ve atamalar iken aşağıdaki örneklerde gösterilen ülkelerde bu kurullar ağırlıklı olarak bütçe planlamasında ve idari konularda etken rol oynuyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;İsveç&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;teki &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Domstolsverket&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;2’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;si 1. derecede Mahkeme Başkanı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, 2’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;si 2. derecede Mahkeme Başkanı olmak üzere 4 yargıçtan, 2 parlamento üyesinden, 1 avukattan ve 2 sendikacıdan oluşuyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;Danimarka&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;daki &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Domstolsstyrelsen&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;, çeşitli kademelerde görev yapan 5 yargıç, 1 yargıç yardımcısı, 2 yargı memuru, 1 avukat ile 2 idari görev uzmanı üyeden oluşuyor ve bu üyelerin tümü Adalet Bakanı tarafından belirleniyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;Hollanda&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;daki &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Hukuk Konseyi&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; ilgili yasada &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;yargı görevi olmayan hukuk organı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;olarak tanımlanıyor ve ağırlıklı olarak bütçe planlaması, adalet yapılarının bakımı, teknolojik donanım vb. konularda danışmanlık görevi yapıyor. 3&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ü yargıç, 2&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;si ilgili mesleklerden olan 5 kişilik kurulun üyelerini altı yıllığına Adalet Bakanı belirliyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;Görüldüğü gibi diğer ülkelerdeki HSYK benzeri kurulların işlevleri de, oluşumları da, seçim yöntemleri de farklı. Örneklerini verdiğimiz ülkelerde de, öbür Avrupa ülkelerinde de Adalet Bakanı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;na bizdeki ölçüde hak ve yetki tanınmıyor. Örneğin, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;İtalya&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;da &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Consiglio Superiore della Magistratura&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;ya cumhurbaşkanı başkanlık ediyor. Adalet Bakanı ise üye değil, ancak açıklama yapmak üzere toplantılara katılabiliyor, fakat görüşmelere katılamıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;Kısacası, televizyon kanallarında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olup laf üreten sözde uzmanların sözlerinin hiçbir değeri bulunmuyor. Onlar yalan yanlış konuşuyor, bize de her seferinde düzeltmek düşüyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/form&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-4897501861316708885?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/4897501861316708885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=4897501861316708885' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/4897501861316708885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/4897501861316708885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/10/hep-ayni-seyleri-yazmak-13102010.html' title='HEP AYNI ŞEYLERİ YAZMAK - 13.10.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-113349202305220721</id><published>2010-10-11T10:12:00.000-07:00</published><updated>2010-10-11T10:15:23.648-07:00</updated><title type='text'>İNSANLAR (2) - 11.10.2010</title><content type='html'>&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Atatürk Havalimanı uluslararası hava ulaşımında önemli aktarma merkezlerinden biri; aktarma yapacak kimi yolcuların Türkiye vizesi bulunmadığından terminalin dışına çıkamıyorlar, uçaklarının kalkış saatine kadar gümrüksüz satış mağazalarında, kafeteryalarda oyalanıyorlar. Oldukça rağbet gören yerlerden biri de merkez yapısının ikinci katında bulunan üç yanı camlı, üzeri telle örtülmüş, bir kümesi andıran &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“dumancılar bölümü”&lt;/i&gt;. Buraya bir kafeteryadan geçilerek giriliyor. İçerisi günün her saati tıklım tıkış sigara, puro, pipo içenlerle dolu. Bazılarının ellerinde kafeteryadan geçerken aldıkları çay, kahve fincanları, içki bardakları var. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Dünyanın dört bir yanından gelmiş dilleri, dinleri, soyları, uyrukları, gelenekleri, görenekli farklı bu insanları bir içimlik süre için &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“nikotin”&lt;/i&gt; bir araya getiriyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Uçak yolculuğu yapmış olanlar bilirler, yolculuk öncesi insanın içini -korku demeyeyim de- belli bir tedirginlik kaplar. Doğruluk payı nedir, bilemem, ama nikotinin bu tedirginliğin bastırılmasında bir araç olduğu söylenir.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;“Dumancılar bölümü”&lt;/i&gt;nde sigara içenleri izliyorum. Dirseklerimi dayadığım yüksek sehpanın çevresinde beş erkek, bir kadın altı kişiyiz. Orta yaşta iki kişi bir Slav dili olduğu kesin fakat Rusça mı, Çekçe mi, Ukraynaca mı, hangisi olduğunu çıkartamadığım bir dilde oldukça yüksek sesle konuşuyorlar. Ellerinde sigaralar var, ağızlarına götürüp derin mi derin çekiyorlar dumanı içlerine; sigarayı içmiyorlar da somuruyorlar sanki.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;Sigarayı hep böyle içiyor olsalar, oldukları yaşa gelemezlerdi, diye düşünüyorum.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;Uçak tedirginliğini bastırma çabası mı? Olabilir. O daracık yerde o kadar yüksek sesle konuşmaları da aynı çabanın bir parçası olmalı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Giyimlerinden, davranışlarından bağımsız olarak insanlara &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“dumancılar bölümü” &lt;/i&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;sefil bir görünüm veriyor. İnsanlar birbirlerini her köşeden, her noktadan yükselen dumanlar arasından görüyorlar. Uzun süre dayanılacak bir durum değil, kendimi dışarıya, kafeteryaya atıyorum. Bir kahve alıp biraz önce çıktığım bölüme gidip gelenleri izliyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;İnsanların yüzleri duygularının aynası; bu aynalara sevinç, hüzün, keder, acı, mutluluk, rahatlık, endişe, kısacası duygunun her türü yansıyor.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Bu insanların arasında yeni yerler görecek olmanın heyecanı gibi ayrılık acısı taşıyanlar da var. Kimi özlediği bir yakınının yanına, kimi bir hasta ziyaretine, kimi bir cenazeye, kimi de bir düğün şölenine gidiyor. &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Buket Uzuner&lt;/b&gt;’in bu havalimanında geçen &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“İstanbullular” &lt;/i&gt;adlı romanının kahramanlarını anımsıyorum insanları gözlemlerken.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Dünkü ve bugünkü yazımı Kitap Fuarı için Frankfurt’a giderken aldığım bellek notlarımdan derledim. Biraz da hepimizi bunaltan, sonu gelmez siyasal karmaşalardan, yalanlardan, dolanlardan, lastik gibi uzayan ve bir türlü bitmek bilmeyen sonuçsuz, çözümsüz tartışmalardan birkaç gün uzak durmak istedim. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Ne var ki siz istediğiniz kadar kaçmak isteyin, olaylar peşinizi bırakmıyor. Fuara gidiyorsunuz, ana giriş kapısının önünde sergilenen günlük Alman gazetelerinde bir &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“Türkiye fotoğrafı”&lt;/i&gt; karşılıyor sizi. Saçlarından sürüklenen bir genç kız, çevresinde üniformalı, üniformasız, yüzleri öfke dolu birtakım adamlar... Ne o, öğrenciler İstanbul Üniversitesi’nin bahçesinde Cumhurbaşkanı’nı protesto etmişler, parasız eğitim ve yedi aydır tutuklu iki arkadaşlarının serbest bırakılmasını istemişler! Karşılığı tekme, tokat, dayak, gözaltı… Hani demokrasi vardı? Hani demokratikleşiyorduk? Hani özgürlükler genişliyordu? Her ulustan insanlar başlarını iki yana sallayarak bakıyorlar bu yüz kızartıcı Türkiye fotoğrafına. Size de utanmak düşüyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Sevgili arkadaşım &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Mine Kırıkkanat&lt;/b&gt;’ın aramıza katılması, yuvasına dönmesi beni mutlu etti. Ona başarılar diliyor, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“kalemine kuvvet”&lt;/i&gt; diyorum.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;     &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;       &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;      &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;       &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-113349202305220721?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/113349202305220721/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=113349202305220721' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/113349202305220721'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/113349202305220721'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/10/insanlar-2-11102010.html' title='İNSANLAR (2) - 11.10.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-6624015422001742305</id><published>2010-10-11T10:06:00.000-07:00</published><updated>2010-10-11T10:09:45.437-07:00</updated><title type='text'>İNSANLAR (1) -  10.10.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Atatürk Havalimanı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın Dış Hatlar Terminali&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ndeyim. Saat sabahın yedisi; bir bankta oturmuş, insanları izliyorum. Yanımdaki bankta bir adam yatıyor, ayakkabılarını çıkarmış, çıplak ayakları esmer. Çantasını başının altına yastık yapmış, hafiften horlayarak uyuyor. Bir Arap olmalı. Çünkü çoğunlukla onlar, Pakistanlılar, Bangladeşliler bir de Hindular böyle sere serpe yatıyorlar diledikleri yerde. Adam bir ara sıçrar gibi oluyor; korkulu bir rüya görüyor, diye aklımdan geçiriyorum. Sonra, onu rüyasında korkutan şey ne olabilir, sorusu takılıyor kafama. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Tam o sırada önümden sarışın, yaşlı bir çift geçiyor, adamın yattığı bankın önüne geldiklerinde ikisinin de yüzleri ekşiyor, kadın, gördüğünden tiksindiğini belli eden bir anlatım takınarak yanındaki erkeğe yüksek sesle bir şeyler söylüyor. Çift, İskandinav ülkelerinden birinden olmalı. Kulağıma çalınan sözcüklerden bu kanıya varıyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Dünyanın bir yerindeki insanlar için doğal olan, bir başka yerindeki insanlar için aykırı hatta tiksindirici olabiliyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Oturduğum bankın öbür yanındaki boşlukta yaşlıca bir erkekle bir kadın, yanlarında da başı türbanlı, pembe yanaklı bir kız çocuğu var. Kadın oldukça şişman, başı yazmalı, allı güllü, uzun bir etek giymiş altına, üzerinde kavuniçi merserize bir kazak, onun üzerinde de fıstık yeşili, yünden elişi bir hırka var. Bir renk cümbüşü! Kızın üzerinde yakası kapalı, uzun, kirli sarı renkte bir pardösü var. Ayakları çorapsız; bej renkli, küt topuklu, burnu gereğinden fazla açık ayakkabılardan başparmakları dışarı taşmış, küçük birer patlıcanı andırıyorlar Kolunda ayakkabılarının renginde bir çanta var. Adam ise tıknaz ve sert yüzlü, üzerindeki, pantolonu diz yapmış kahverengi takımın içinde bir de aynı kumaştan yeleği var. Siyah gömleğinin yakası açık Elindeki 33&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;lük tespihi tek aksesuvarı. Büyük olasılıkla saati de vardır ama görünmüyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Kadın kıza hiç durmaksızın bir şeyler anlatıyor; kız da başı hep önde dinliyor, arada bir kafasını sallayarak dinlediklerini onaylıyor. Duyabildiğim kadarıyla kadın kızcağızın kaynanası olmalı; bir ara susar gibi olunca kız (artık &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;gelin&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;diyebiliriz) kafasını kaldırıp gözlerini çevrede gezdiriyor, sonra karşıdaki gümrüksüz satış mağazasının geniş kapısında beklemeye kalıyor gözleri. Çok geçmiyor, beklediği yerde yaşı en fazla yirmi olan bir delikanlı beliriyor ve onlara doğru geliyor, elinde iki plastik torba var. Kız başını yeniden öne eğiyor. Kadın yüksek sesle, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Nerede kaldın?&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diye sitem edip &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Kasada bekledim&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; karşılığını alıyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Delikanlının jöleli siyah saçları bir kirpinin sırtını andırıyor. Kumlanması abartılmış, gri-bej karışımı renkte, dar mı dar bir kot pantolon var altında. Ayaklarında da burunları uzun yarış kiklerinin sivri burunlarına benzer taba renkte, krokodil desenli ayakkabılar var. Siyah kemerinin aslan başlı pirinç tokası el büyüklüğünde. Yukarıdan üç düğmesi açık, önü fırfırlı beyaz gömleğinin üzerine siyah kumaştan dar bir ceket giymiş. Giysileri ve davranışlarıyla tipik bir &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;á l&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Allemagne&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; varoş genci. Anası babası ona haytalıktan belki kurtulur umuduyla köyden &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;dini bütün&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;bir kız almışlar. Görüntü bu. Çocuğun da kızın da çok yakın gelecekteki mutsuzlukları aileleri tarafından programlanmış. Kadın hiç kuşkusuz geliniyle övünecek komşuları arasında, delikanlı büyük olasılıkla haytalığını sürdürecek, kızın yılları ise kaynanasının bitmek tükenmek bilmeyen dırdırından biraz olsun kurtulurum umuduyla, işsiz fakat iş aramaya da niyetsiz kocasının yolunu beklemekle geçecek. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Delikanlı geldikten bir süre sonra uzaklaşırlarken arkalarından bunları düşünüyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Yan komşum uyandı, daha doğrusu iki kadın tarafından uyandırıldı. Kadınlardan biri genç, öbürü yaşlı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;span&gt;İkisinin de üstlerinde kara çarşaf, yüzlerinde peçe var. Yalnızca gözleri görünüyor. Kadınlardan birinin yaşlı olduğunu kamburundan anlıyorum. Varsayımım doğruymuş, Arapça konuşuyorlar. Adam uyku sersemi, ayaklarını indirip kadınlara yer vermek aklına gelmiyor. Belki de bu aklına hiç gelmeyen bir davranış, bilemiyorum. En iyisi gidip bir kafede oturmak. Kalkıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-6624015422001742305?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/6624015422001742305/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=6624015422001742305' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/6624015422001742305'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/6624015422001742305'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/10/insanlar-1-10102010.html' title='İNSANLAR (1) -  10.10.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-5140202560318346704</id><published>2010-10-11T10:03:00.000-07:00</published><updated>2010-10-11T10:05:43.555-07:00</updated><title type='text'>TERK EDİLMEK - 04.10.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Yaz bitti, kıyı beldeleri boşaldı. Birçok lokanta, otel, pansiyon gelecek yaza doğru yeniden açılmak üzere kapılarını kapattı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;İnsansızlaşan sokaklarda, sitelerde köpekler, kediler dolaşıyor. Sonra gidip hep aynı evlerin önlerinde bekleşiyorlar. Kulakları dik; duydukları her ses onları heyecanlandırıyor. Şimdi boş olan o evler daha birkaç gün öncesine kadar &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;onların&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; evleriydi. Özgürce girip çıktıkları, karınlarını doyurdukları, o evlerde oturan insanlar tarafından sevilip okşandıkları, kendileri için hazırlanmış özel köşelerinde uyudukları, mutluluk içinde yaşadıkları evleri&lt;/span&gt;&lt;span&gt;…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Onlar o boşalmış, insansızlaşmış evleri hâlâ kendi evleri sanıyorlar. Oysa artık değil, fakat bunu bilmiyorlar. Bilmedikleri için o evlerin önünden ayrılmıyorlar, sarsılmaz bir umutla kendilerini sevip okşamış, sevilmeye alıştırmış o &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;iyi&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; insanların dönmesini bekliyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;O insanlar ise uzun bir süre dönmeyecekler boşalttıkları yazlıklarına. Geride bıraktıkları, bir zamanlar sevip okşadıkları, varlıklarından mutluluk hatta övünç duydukları o hayvancıkların ne durumda olduklarını sorup sorgulamadan, onların olası sonlarını vicdan terazilerinde tartmadan hayatlarını alışageldikleri olağanlıkla sürdürecekler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;O, bir zamanlar sevdikleri, bakıp besledikleri hayvancıklar &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kendi yuvaları da&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; belledikleri evlerinin kapı önlerinde yarı aç, yarı susuz daha bir süre bekleyecekler. Umutları giderek tükenecek. Umutlarını ayakta tuttukları günlerde kendilerine mama veren, su veren yaşlı amcalar, teyzeler de başlayan soğuklarla baş edemeyip kışı geçirmek üzere kentlerdeki kaloriferli apartmanlarına dönecekler. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İşte o zaman terk edilmiş kediler, köpekler için çetin bir yaşam savaşımı başlayacak. Bir lokma kuru ekmek, bir kap yemek artığı, bir parça kemik, bir tas su bulabilmek için yollara düşecekler. Günler geçtikçe köpeklerin o güzelim, parlak tüyleri matlaşacak, kirlenecek, çamurlara bulanacak; bir araya gelip sürüleşecekler. Tek tük açık kalmış bakkal dükkânlarının, lokantaların önlerinden taşlarla, sopalarla kovalanacaklar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kediler, çöp kutularında yiyecek arayacaklar. Devirdikleri her çöp kutusunun anısı belleklerinde yedikleri tekmelerin acısı olarak yer edecek.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu kedilerden, köpeklerden ancak çok azı kış ayları boyunca verecekleri bu yaman var olma savaşımından sağ çıkacaklar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Yaz gelecek. Yazlıkçılar boşalttıkları evlere geri dönecekler. Akıllarına geride bıraktıkları hayvancıklar gelecek. Birbirlerine, köpeklerin ne kadar sadık, kedilerin ne kadar evcil olduklarını anlatacaklar, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Bir yerlerdedirler, gelirler mutlaka!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyecekler. Onların açlıktan, susuzluktan ölebileceklerini, düştükleri yollarda bir kazaya kurban gidebileceklerini, tekmeyle, sopayla, taşla öldürülebileceklerini, kimi yerel yönetimler tarafından zehirlenebileceklerini hiç düşünmeden, düşünemeden.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Oysa bir canlıyı umarsızlığa, sonu bilinmezliğe terk ederken, tüm bunları düşünmek gerekir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Hayvanlara eziyet yalnızca tekmeyle, taşla, sopayla sınırlı değildir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Terk edilmek insana da, hayvana da aynı acıyı verir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bir hayvanı sahiplenirken bu gerçeği göz ardı etmemek gerekir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bugün &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Dünya Hayvan Hakları Günü&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;. 4 Ekim, 79 yıldır &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Hayvanları Koruma Günü/Dünya Hayvan Hakları Günü&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; olarak kutlanıyor. 15 Ekim 1978&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de Paris&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;te UNESCO evinde ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Bildirisi ile hayvanlar da evrensel haklar elde ettiler. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Yerel yönetimlere bu haklara uyulması doğrultusunda önemli görevler düşüyor. Özellikle de terk edilen, sahipsizleşen hayvanlara ilişkin olarak&lt;/span&gt;&lt;span&gt;…&lt;/span&gt;&lt;span&gt; Günü gelmişken anımsatalım dedik.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-5140202560318346704?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/5140202560318346704/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=5140202560318346704' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/5140202560318346704'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/5140202560318346704'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/10/terk-edilmek-04102010.html' title='TERK EDİLMEK - 04.10.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-2821843552167452171</id><published>2010-10-02T02:51:00.000-07:00</published><updated>2010-10-02T02:58:33.752-07:00</updated><title type='text'>TUHAF ŞEYLER - 03.10.2010</title><content type='html'>&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İki dönemdir milletvekili olan İçişleri Bakanı Sayın Prof. Dr. &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Beşir Atalay&lt;/b&gt;’ı soğukkanlı, sözlerini seçerek konuşan bir kişi olarak tanıdık. Kendisi Atatürk ve Marmara üniversitelerinde öğretim üyeliği, Kırıkkale Üniversitesi’nde Kurucu Rektörlük görevlerinde bulunmuş bir bilim adamı olmasının yanı sıra Devlet Planlama Teşkilatı eski Sosyal Planlama Daire Başkanı, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="UNESCO" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/UNESCO"&gt;&lt;span style="TEXT-DECORATION: none; text-underline: nonecolor:windowtext;" &gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;UNESCO&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; Türkiye Milli Komisyonu Yönetim Kurulu Üyesi, Ankara Sosyal Araştırmalar Merkezi Koordinatörü sıfatlarını da taşımaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Son zamanlarda Sayın Bakan’ın soğukkanlılığını yitirdiğine, önce düşünüp sonra konuşmak yerine önce konuşup sonra düşünmek gibi bir tuhaflık içinde olduğuna tanık oluyoruz. Örneğin, TBMM’de yirmi milletvekili ile yer alan BDP’yi &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“terörden beslenen”&lt;/i&gt; bir siyasal parti olarak değerlendiriyor. &lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Bu değerlendirmeyi ne zaman yapıyor? Kürt sorununun çözümüne ilişkin görüşmelerde BDP’nin bu sorunun çözümünde hükümetin muhataplarından biri olduğu iyice belirginleştiği zaman! &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Sayın Bakan, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“sorun çözüldüğünde terörden beslenen bu parti ortadan kalkacak”&lt;/i&gt; derken, Sayın Cumhurbaşkanı, TBMM’deki konuşmasında, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“Kürt sorununun muhataplarıyla demokratik bir zeminde çözümü&lt;/i&gt;” doğrultusunda öneriler getiriyor. BDP’ye, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“Gel, şu sorunu birlikte çözelim, sen de ortadan kalk!”&lt;/i&gt; deniyor bir biçimde. Bu mantık bana tuhaf geliyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Hanefi Avcı&lt;/b&gt;’nın başarılı bir polis olduğunu dostu da düşmanı da kabul ediyor. Göreve 1976 yılında Mersin’in Mut ilçesinde Emniyet Komiseri olarak başlamış, daha sonra İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü’ne getirilmiş. 2003 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’na atanmış. 2006 yılında vek&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;â&lt;/span&gt;leten, 2007 yılında da asaleten Edirne İl Emniyet Müdürü, iki yıl sonra da Eskişehir İl Emniyet Müdürü olmuş. &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“Susurluk Olayı”&lt;/i&gt;nı deşifre eden ilk ve tek resmi görevli olarak biliniyor ve bulunduğu her yerde yolsuzluklara karşı etkili savaşımlar vermiş bir polis olarak tanınıyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Hanefi Avcı şimdi Silivri’de tutuklu; &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“Devrimci Kararg&lt;/i&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;â&lt;/span&gt;h”&lt;/i&gt; adlı silahlı bir örgüte &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“yardım etmek”&lt;/i&gt; savıyla içeride. Deneyimli polis aylar önce telefonlarının dinlendiğinin farkına varıyor, küplere biniyor. Önce İçişleri Bakanı’na gidiyor, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;“&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;İstihbarat Dairesi beni dinliyor, komplo hazırlığı var. Kanunsuz dinleme var. Emniyet Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı yöneticileri de dinletiliyor,”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-family:Calibri;" &gt; diyor. Aldığı yanıt, &lt;/span&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;Ben niye dinleteyim, üstelik bu işleri de hiç sevmem. O zaman biz burayı (İstihbarat Dairesi’ni) denetletelim,”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt; oluyor. Bakıyor ki bu görüşmeden bir sonuç çıkmayacak, şik&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-family:Calibri;" &gt;â&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;yet ve ihbar dilekçeleri yazıp &lt;/span&gt;Adalet ve İçişleri Bakanlıkları’na, İstanbul ve Ankara Başsavcılıkları’na, Ankara ve İstanbul Özel Yetkili Başsavcı Vekillikleri’ne, Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve Başbakanlık’a veriyor. &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Geriye bir tek mahalle muhtarlığı kalıyor. Aylar geçiyor. Sonuç: sessizlik!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Oturuyor, &lt;b&gt;Fettullah Gülen&lt;/b&gt; Cemaati’nin emniyet örgütünü ahtapot kolları gibi nasıl sardığını anlattığı&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt; “Haliç’te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat” &lt;/i&gt;adlı kitabı yazıyor. Vay, sen misin yazan!&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;Dinlenen telefon görüşmelerinin birinde konuştuğu kişinin kullandığı telefonun numarası ile bir silahlı örgüt üyesi arasında ilişki kurularak tutuklanıyor. Tüm bunlar bana tuhaf geliyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Bekir Coşkun&lt;/b&gt; severek okuduğum bir yazardır. Gazetesinden kovuldu; &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“bertaraf”&lt;/i&gt; edildi. Onun o&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;vurdu mu ses getiren yazılarını, yürekliliğini, saydamlığını, yalınlığını çok özlüyorum. Hürriyet’ten Habertürk’e geçtiğinde yeni gazetesinin televizyonda sürdürdüğü o etkili tanıtım kampanyasını anımsıyorum. Habertürk’ün üst yönetimi o zaman Bekir Coşkun’un &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“nasıl bir yazar”&lt;/i&gt; olduğunu bilmiyor muydu?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kimi &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“liberal”&lt;/i&gt; yazarlar pek sevindiler Bekir Coşkun’un ortada kalmasına. &lt;b&gt;Eser Karakaş&lt;/b&gt; gibi onu &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“merkez basının”&lt;/i&gt; bir köşe yazarı olarak &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“meşruiyet sınırlarını” &lt;/i&gt;zorladığı savıyla kovulmasını haklı görenler bile çıktı.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;Liberal/özgürlükçü olduğunu söyleyen insanlar nasıl olup da düşünce ve anlatım özgürlüğünün karşısında bir beton duvar gibi dikilebiliyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Tuhaf değil mi? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Tuhaf, hem de &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“burası Türkiye”&lt;/i&gt; deyip geçiştirilemeyecek ölçüde tuhaf!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-2821843552167452171?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/2821843552167452171/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=2821843552167452171' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/2821843552167452171'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/2821843552167452171'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/10/iki-donemdir-milletvekili-olan-icisleri.html' title='TUHAF ŞEYLER - 03.10.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-4286285522250275558</id><published>2010-10-02T02:45:00.000-07:00</published><updated>2010-10-02T02:50:46.455-07:00</updated><title type='text'>KÜRT SORUNU VE ANADİL - 29.09.2010</title><content type='html'>&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;    &lt;/span&gt;Beklendiği gibi Kürtçe, yine Kürt sorununun çözümüne ilişkin yapılan tartışmaların merkezine oturdu. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;BDP, anadil eğitiminden ödün verilmeyeceğini söylerken, hükümet de yanıt olarak Başbakan’ın ağzından &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“Kürtçe &lt;/i&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;u&gt;anadilde&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt; eğitimin söz konusu olamayacağını”&lt;/i&gt; dile getiriyor. Aslında bu yanıt havayadır, çünkü istenen &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“anadilde eğitim”&lt;/i&gt; değil, &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;u&gt;“anadil&lt;/u&gt;&lt;/b&gt; &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;eğitimi&lt;/i&gt;”dir. Kürtler, ortak ve resmi dilin Türkçe olduğu, öyle de kalacağı devlet okullarında kendi anadillerinin de öğretilmesini istiyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Bu, haklı bir istektir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Anadil, kişinin doğuştan edindiği etnik kimliğinin ayrılmaz bir öğesidir. Fransızlar, Japonlar, İsveçliler, Türkler, Araplar gibi farklı etnik kimlik taşıyan insanlar anadillerini nasıl etnik kimliklerinin ayrılmazı olarak görüyorlarsa etnik kimliklerini bilinçli olarak sahiplenen Kürtler de kendi anadillerini öyle görüyorlar, öğrenmek istiyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;   &lt;/span&gt;Denilebilir ki, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“O zaman onlar da kurslara gidip öğrensinler!”&lt;/i&gt; İyi de Türkler kendi dilleri olan Türkçeyi kurslarda mı öğreniyorlar? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Kürtler de Türkler gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşlarıdır. Aynı devletin yurttaşlarının bir bölümüne tanınan bir hak diğer bir bölümüne niçin tanınmasın? Gittiği okulda tüm dersleri Türkçe alan bir Kürt kökenli öğrenci seçmeli ders olarak Kürtçeyi niçin alamasın? Bu ayırımcılığı ezelden beri temel insan haklarına aykırı bir haksızlık olarak görüyorum. Kürt kökenli öğrencilerin yoğun olarak bulunduğu okullarda velilerden belli sayıda istek geldiğinde bu isteğin karşılanmasının demokratik bir devlet görevi olduğunu düşünüyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Bu düşüncenin karşıtlarının her tartışmada, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“O zaman Boşnaklar da, Çerkezler de, Araplar da, Lazlar da benzer isteklerde bulunmazlar mı?”&lt;/i&gt; sorusunu ortaya attıklarını biliyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Bu olası soruya yanıtım açıktır; bulunabilirler, eğer toplumda böyle bir istek varsa devlet bu isteği de karşılamakla yükümlü olmalıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Çok dilliliğin ülkenin bölünmesine yol açacağını düşünenler de var. Ortak dilin Türkçe olduğu ülkemizde kendi anadillerini de iyi konuşan, kendi anadillerinde okuyan, yazan, yapıtlar üreten insanların bir aradalığı niçin bölünmeye yol açsın? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Hiç kuşku yok ki bir ülkeyi, bir toplumu ayrışmanın, bölünmenin eşiğine getiren birçok neden vardır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Örneğin, toplumun bir kesimi refah içinde yüzerken, bir kesiminin sefalet içinde debelenmesi; toplumun bir kesimi dünyaya açılırken, bir kesiminin dinsel/feodal ilişkiler içine hapsedilmesi; toplumun iktidara yandaş kesimlerine her türlü hak tanınırken, karşıt kesimin var olan haklarından yoksunlaştırılması; toplumun bir kesimi kendini &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;‘asli unsur’&lt;/i&gt; olarak görürken, kendi dışında kalan kesimleri etnik nedenlerden ötürü &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;‘öteki’ &lt;/i&gt;olarak görmesi&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;gibi nedenler ülkenin bölünmesi, toplumun ayrışması doğrultusunda potansiyel tehlikeler oluşturur.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Üzerine gidilmesi, kurutulması gereken bölünme ve ayrışma kaynakları bunlardır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Artık anladık ki Kürt sorunu ülkemizin temel sorunudur. Akan kanın durması, kalıcı barış gibi ülkemizin demokratikleşmesi de bu sorunun kesin çözümüne bağlıdır. Bu çözüm siyasal/toplumsal bir uzlaşmayı gerektirmektedir. Uzlaşma ise ancak karşılıklı anlayışla ve karşılıklı verilecek ödünlerle sağlanabilir.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Anadil sorunu da bu zeminde ele alınıp değerlendirilmelidir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-4286285522250275558?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/4286285522250275558/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=4286285522250275558' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/4286285522250275558'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/4286285522250275558'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/10/kurt-sorunu-ve-anadil-29092010.html' title='KÜRT SORUNU VE ANADİL - 29.09.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-8518380892108466726</id><published>2010-10-02T02:39:00.000-07:00</published><updated>2010-10-02T02:43:41.106-07:00</updated><title type='text'>TOPHANE OLAYI ÜZERİNE - 27.09.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Beyoğlu ilçesinin bir semti olan Tophane bütününü ya da bir bölümünü içine aldığı altı mahalleden oluşuyor: Hacımimi Mah, Müeyyetzade Mah, Tomtom Mah, Şahkulu Mah, Kılıç Ali Paşa Mah. ve &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Firuzağa Mah. Bu mahallelerin tümü adlarını camilerden almışlar. Bunlardan en eskisi, 1491 yılında &lt;/span&gt;&lt;b&gt;II. Beyazid&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;in hazinebaşı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Firuz Ağa&lt;/b&gt;&lt;span&gt; tarafından yaptırılmış&lt;/span&gt;&lt;span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;b&gt; Kılıç Ali Paşa&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın yaptırdığı caminin yapım tarihi 1580, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Tomtom Mehmet Kaptan&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın yaptırdığı caminin ise 1592. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;El Hac Mehmet Çelebi&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin (Hacımimi) camisi ile &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Müeyyetzade Yazıcı Mehmet Efendi&lt;/b&gt;&lt;span&gt; camisi 16. yüzyılda yapılmış. Yine aynı yüzyılda &lt;/span&gt;&lt;b&gt;III. Mehmet&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;in nedimlerinden &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Mehmet Çelebi&lt;/b&gt;&lt;span&gt; tarafından yaptırılan cami ise burada imamlık yapan ve kabri caminin avlusunda bulunan &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Şahkulu Mehmet Efendi&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin adını taşıyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Kılıç Ali Paşa Camisi dışındaki camilerin boyutları oldukça küçük, bu da o tarihlerde bölgedeki Müslüman nüfusun azlığını gösteriyor. Buna karşılık bölgede çok sayıda Katolik ve Ortodoks kiliseleri ile Yahudi cemaatin sinagogları var. Bunlar büyük ve gösterişli yapılar. 15, 16. yüzyıllara kadar gitmeye gerek yok, bu bölgede 1950&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;li yılların ortalarına kadar Hıristiyan, Ortodoks ve Yahudi nüfusun neredeyse Müslüman-Türk nüfusa yaklaştığı biliniyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Tophane&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ye komşu bir semt olan Cihangir&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de dünyaya geldiğimden çocukluk yıllarımda semtin kozmopolitliğini bire bir yaşadım. Sonradan İstanbullu, özellikle de Cihangirli, Galatalı olan kimi köşe yazarları bölgedeki Romanların sonradan geldiklerini yazıyorlar. Bu, doğru değildir; onlar Tophane&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin en eski sakinlerindendiler. Tophane&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;yi herhalde Hacıhüsrev&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;le karıştırıyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bölgenin nüfus yapısındaki değişiklik ilkin, önce 6-7 Eylül 1955 olayları, sonra da 1964 tarihinde Yunan uyruklu Rumlara zorunlu göç uygulanması nedeniyle boşalan Rum evlerine çoğunlukla Bitlis ve Siirt&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ten gelen Güneydoğulu göçerlerin yerleşmesiyle başladı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. 1950’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;li yılların sonlarına doğru Ermeni esnaf bölgeyi terk etti; Yahudi nüfus Nişantaşı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;span&gt;Şişli gibi semtlerde yükselen daha modern, daha konforlu apartmanlara taşındı. Boşalan evler, işyerleri düşük bedellerle kırsal kesim göçerlerinin eline geçti. Güneydoğulu Müslüman nüfus zamanla mülk sahibi ya da kiracı olarak bölgeye egemen oldu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Tophane, on on beş yıldır orta kesim kentsoyluların çekim merkezidir. Özellikle yazarlar, gazeteciler, sanatçılar semti mesken tutmaktadırlar. Açılan küçük oteller, lokantalar, kafeler, barlar, atölyeler ve galerilerle semte yeni bir&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hava&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; gelmiştir. Bu havayla birlikte emlak fiyatları, kira bedelleri hızla artmaya başlamış, hayat pahalılanmış, semtin göçerlikten yerleşikliğe geçiş sürecini henüz tamamlamamış görece yoksul kesimi semtte &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;var olma kaygısına&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;kapılmıştır. Son galeri baskınları bu kaygının sokağa yansımasıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Farklı bir sosyokültürel ortam karşısında içe kapanma/gettolaşma göçerlerin doğal korunma refleksidir. Tophane nüfusunun bugün çoğunluğunu oluşturan &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;yeni Tophaneliler&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; de içlerine dönük, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;muhafazakâr&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; bir yaşam sürmekte, bu yaşamın merkezinde de &lt;/span&gt;&lt;span&gt;“&lt;/span&gt;&lt;i&gt;din&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;birleştirici/ortak &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;temel öğe&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;olarak yer almaktadır. Bu tür sosyokültürel yapılarda temel öğenin yerine göre savunma ya da saldırı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;silah&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;ı olarak kullanılması olağanüstü bir davranış değildir. Hele bizim gibi şiddete eğilimli bir toplumda bunun hiçbir şaşırtıcı yanı yoktur. İçki bir simgedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Çeşitli kentlerde uygulanan &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kentsel dönüşüm projeleri&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; insan odaklı olarak gerçekleştirildiği koşullarda desteklenmeli, fakat insanların yerlerinden yurtlarından edilmesi yoluyla belli sermaye güçlerine yeni rantlar sağlamak biçiminde uygulanıyorsa mutlaka karşı çıkılmalıdır. Tophanelilerde haklı olarak bu korku uyanmış, kendilerini ifade etmenin birçok yolu varken, Başbakan&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Dünyayı&lt;/i&gt;&lt;i&gt; &lt;/i&gt;&lt;i&gt;şişenin içinden görenler,&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; tuzağına düşmüşlerdir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Tophane olayı bir kez daha göstermiştir ki dinsel duyguları kaşıyarak siyaset yapmak çok tehlikeli bir oyundur. Kimseye, hele ülkeye hiçbir şey kazandırmaz. Başbakan&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın söylediğinin tam tersine Tophane olayı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;çok önemlidir&lt;/b&gt;&lt;span&gt;, medya bu konuda iyi bir sınav vermiştir, üzerinde daha da çok konuşulmalı, tartışılmalı ve mutlaka dersler çıkartılmalıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-8518380892108466726?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/8518380892108466726/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=8518380892108466726' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/8518380892108466726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/8518380892108466726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/10/tophane-olayi-uzerine-27092010.html' title='TOPHANE OLAYI ÜZERİNE - 27.09.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-7039849537417494719</id><published>2010-10-02T02:36:00.000-07:00</published><updated>2010-10-02T02:38:40.114-07:00</updated><title type='text'>DEĞİŞİM VE DAYAK - 26.09.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Modalıların iskelelerindeki lokantaya konan içki yasağını protesto için 22 hafta boyunca eylem yaptıkları günlerin üzerinden epeyce bir zaman geçse de o sıralar yaşananlar hâlâ belleklerde. Kaçıncı haftaydı, anımsamıyorum, Başbakan o günlerde yapılan AKP Kadıköy İlçe Kongresi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ne katılmış, bir de konuşma yapmış, Modalı eylemcileri de bu arada unutmamıştı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Bunlar&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;demişti, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;dünyayı&lt;/i&gt;&lt;i&gt; &lt;/i&gt;&lt;i&gt;şişenin içinden görenlerdir.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;Semtlerindeki &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;değişim&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;e ayak uyduramayan, ayak uydurmak istemeyen genç-yaşlı, kadın-erkek Modalılar salt yasağa, yasakçılara karşı çıktıkları için &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ayyaş&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; ilan edilmişlerdi Başbakan tarafından. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Oysa içlerinde yaşamları boyunca ağızlarına tek damla alkol değmemiş insanlar da vardı aralarında.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Boğazkesen&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;deki saldırı olayını duyunca aklıma Başbakan&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın sözleri geldi. Bir grup Tophaneli ellerinde demir çubuklar, sopalar, biber gazlarıyla semtlerindeki sanat galerilerine saldırmışlar, galerici, sanatçı, yerli, yabancı, kadın, erkek demeden önlerine kim çıkmışsa dayaktan geçirmişler, üç galerinin de camını çerçevesini yere indirmişlerdi. Kimi galericiler, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;değişimci&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; saldırganların ellerinden kendilerinin ve konuklarının canlarını, sergiledikleri sanat yapıtlarını kepenklerini kapatarak zar zor kurtarmışlardı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Görgü tanıklarının anlattıklarına göre &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;mahalleli&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;, galeri açılışlarına katılan kadın-erkek konukların ellerinde içki bardaklarıyla kaldırımlara taşarak &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;semt sakinlerinin huzurunu bozmalarına&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;bir &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Dur!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; demek gereksinimi duymuş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;dünyayı&lt;/i&gt;&lt;i&gt; &lt;/i&gt;&lt;i&gt;şişenin içinden gören&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;o ayyaşlara gereken dersi vermişti. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Yazılı ve görsel medyada köşe tutmuş&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;değişimciler&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;, özellikle de bunların arasındaki &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;liberaller&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; konuya ilişkin derin sosyolojik analizler yapıp lafı dolandırıyorlar. Oysa durum açıktır, söylenen de, söylenenin sonucu uygulanan da apaçık ortadadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Olay, İstanbul&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;un ortasında gerçekleştiği, olayın mağdurları da entelektüel seçkinler olduğu için medyada kendine yer bulmuştur. Yoksa benzer olaylar özellikle İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;da birçok kez yaşanmış, yüzlerce içkili lokanta sahibi korkutularak, dayak atılarak, camı çerçevesi indirilerek içki satışından vazgeçirilmiştir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Yiğidi öldürelim, ama hakkını da verelim. Beyoğlu Belediye Başkanı Sayın &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Ahmet Misbah Demircan&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın kentsel dönüşüm programı çerçevesinde sanatsal çalışmaları ilçe geneline yayma yolundaki çabaları desteklenmelidir. Aynı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span&gt;şekilde Kültür ve Turizm Bakanı Sayın&lt;/span&gt;&lt;b&gt; Ertuğrul Günay&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın Tophane olayından sonra gösterdiği duyarlılık övgüye değerdir. Fakat bunlar AKP iktidarının öngördüğü &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;değişim&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;in özü göz önüne alındığında kişisel çabalar, kişisel duyarlılıklar olarak kalmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;AKP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;değişim&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;den anladığı&lt;/span&gt;&lt;i&gt;, &lt;/i&gt;&lt;span&gt;toplumun yaşam biçemini kendi iktidarının çıkarları doğrultusunda yönlendirmek, değiştirmektir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İçki, toplumun Müslümanlaştırılması doğrultusunda başlıca simgelerden biridir; bu nedenle önemlidir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Başbakan bir yandan içki içenleri, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Dünyayı&lt;/i&gt;&lt;i&gt; &lt;/i&gt;&lt;i&gt;şişenin içinden görenler&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;, bir başka deyişle &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ayyaş&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; olarak nitelendirip kötüleyecek, sense öbür yanda tüm dünyada alışıldığı üzere sergi açılışlarında konuklarına bir kadeh içki sunacaksın, onlar da genel geçer geleneklere uyup ellerindeki kadehle kaldırıma çıkacaklar... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Sonu böyle olur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-7039849537417494719?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/7039849537417494719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=7039849537417494719' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/7039849537417494719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/7039849537417494719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/10/degisim-ve-dayak-26092010.html' title='DEĞİŞİM VE DAYAK - 26.09.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-7750673563224108877</id><published>2010-10-02T02:23:00.000-07:00</published><updated>2010-10-02T02:27:43.144-07:00</updated><title type='text'>TÜRKİYE'DE REFERANDUMLAR - 22.09.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Türkiye, Cumhuriyet tarihi boyunca altı referandum yaşamıştır. İlki, 27 Mayıs 1960 Darbesi sonrası hazırlanan anayasanın seçmenlerin onayına sunulduğu 9 Temmuz 1961 tarihli referandumdur. Bu referandumda seçmenlerin yüzde 61.7&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;si yeni anayasaya &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt;, yüzde 38.3&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ü de&lt;/span&gt;&lt;i&gt; ‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; demiştir. 67 ilin 56&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;sında &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; oyları ağırlıktayken, 11 ilde &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; oyları ağırlık kazanmıştır. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyen iller Sakarya, Bolu, Zonguldak, Çorum, Samsun, İzmir, Aydın, Manisa, Kütahya, Denizli ve Bursa&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;dır. Daha sonra il olan Düzce, Karabük ve Bartın ilçelerinde de &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’ &lt;/i&gt;&lt;span&gt;oyları ağırlıktadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;10 ili kapsayan Marmara Bölgesi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nden yalnızca Bursa ve Sakarya &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyen iller arasındayken, geri kalan sekiz il 1961 Anayasası&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;na &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; demiştir. 8 ili içeren Ege bölgesinde ise üç il, Muğla, Uşak, Afyon &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;span&gt;İzmir, Aydın, Manisa, Kütahya ve Denizli ise &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; oyu vermiştir. 7 Akdeniz ilinin tümü &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt;, 14 Karadeniz ilinin 2&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;si (Zonguldak, Çorum) &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt;, 13’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ü &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt;, 10 &lt;/span&gt;&lt;span&gt;İç Anadolu ilinin tümü gibi, 12 Doğu Anadolu kentiyle 6 Güneydoğu Anadolu kentinin de tümü &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; demiştir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;‘&lt;/span&gt;&lt;i&gt;Hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; oyu veren illerin tümünde 1957 genel seçimlerinde Demokrat Parti kazanmıştı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;İkici referandum, 12 Eylül 1980 Darbesi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nden sonra hazırlanan 1982 Anayasası için süngü zoruyla ve &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır propagandası&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’ &lt;/i&gt;&lt;span&gt;yasaklanarak 7 Kasım 1982&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de yapıldı. Anayasa, yüzde 8.63 &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;(1.626.431 seçmen) oyuna karşılık, yüzde 91.37&lt;/span&gt;&lt;i&gt; ’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; (17.215.559 seçmen) oyuyla kabul edildi. Bu referandumda en çok &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; oyunun çıktığı üç il Bingöl (yüzde 23.5), Diyarbakır (19.7) ve Tunceli (17.4) idi. Kürt ve Zaza nüfusun yoğun olduğu bu illerde faşist-ırkçı baskıların, işkencelerin toplumun tepkisinde bir rol oynadığı haklı olarak ileri sürülebilir. Fakat en çok &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; çıkan Kars (97.5) ve Bilecik&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;in (95.9) arasında yine Kürt nüfusun yoğun olduğu Ağrı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın (96.4) yer alması ilginçtir; şablona uymamaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Üçüncü referandum, 1982 Anayasası&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın geçici 4. maddesi ile getirilen &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Süleyman Demirel&lt;/b&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Bülent Ecevit&lt;/b&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Necmettin Erbakan&lt;/b&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Alparslan Türkeş&lt;/b&gt;&lt;span&gt; gibi politikacılara ilişkin 10 ve 5 yıllık siyasal yasakların kalkıp kalkmaması konusunda 6 Eylül 1987&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de düzenlendi. Yüksek Seçim Kurulu, halkoylaması sonuçlarını 12 Eylül 1987&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de açıkladı. Halkoylamasına 24.436.821 seçmen katıldı. Geçerli 23.347.856 oydan 11.711.461&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;i &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; (50.16), 11.636.395’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;i &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; (49.84) çıktı. Böylece, geçici 4. madde yürürlükten kalktı. Tüm İç Anadolu illeriyle Doğu Anadolu&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nun büyük bölümünde seçmenler &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’ &lt;/i&gt;&lt;span&gt;derken, Çanakkale dışında tüm Trakya ile Akdeniz&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;in tüm kıyı illeri &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; dediler. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bu referandumda &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’ &lt;/i&gt;&lt;span&gt;ile &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’ &lt;/i&gt;&lt;span&gt;oyları arasında yalnızca 75.066 oyluk bir fark ortaya çıkmıştır. Sonuçların açıklanması ile dönemin Başbakanı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Turgut Özal&lt;/b&gt;&lt;span&gt; erken genel seçim kararı almış ve aynı yıl 29 Kasım 1987 Türkiye Cumhuriyeti Milletvekili Genel Seçimleri yapılmıştır. 1987 referandumunda seçim yasaklarının kalkmasına, dolayısıyla Necmettin Erbakan&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın politikaya dönmesine &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyen Konya, 1991 genel seçimlerinde Refah Partisi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin ve Erbakan&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın kalesi oldu. İlginçtir, şaşırtıcıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Türkiye&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de yapılan dördüncü halkoylamasının sonucu &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’ &lt;/i&gt;&lt;span&gt;çıkmıştır. 1982 Anayasası&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın 127. maddesindeki yerel seçimlerin 1 yıl erkene alınıp alınmaması konusunda 25 Eylül 1988&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de yapılan bu halkoylamasında seçmenlerin yüzde 65&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;i &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt;, yüzde 35&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;i de &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; oyu kullandılar. Böylece yerel seçimlerin erkene alınması için anayasanın 127. maddesindeki değişiklik kabul edilmedi ve 13 Kasım 1988 olarak öngörülen erken yerel seçim yapılmadı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bu halkoylamasında &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; çıkan tek il Malatya idi, bu sonucu Malatyalıların Turgut Özal&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;la olan hemşerilik bağlarıyla açıklayabiliriz. Gönül bağından kaynaklanan siyasal bir sonucun demokrasi ile ne ölçüde bağdaşabilir olduğu konusunda sanırım düşünmek gerekir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bu referandumları anımsatmak istedim, hem 12 Eylül Referandumu&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nu hem de demokrasimizin düzeyini daha iyi anlayabiliriz düşüncesiyle&lt;/span&gt;&lt;span&gt;… &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-7750673563224108877?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/7750673563224108877/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=7750673563224108877' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/7750673563224108877'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/7750673563224108877'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/10/turkiyede-referandumlar-22092010.html' title='TÜRKİYE&apos;DE REFERANDUMLAR - 22.09.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-249487362519788715</id><published>2010-10-02T02:18:00.000-07:00</published><updated>2010-10-02T02:23:28.182-07:00</updated><title type='text'>BEN NE YAPTIM Kİ? - 20.09.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Keyfi yerinde olan şeytan, sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineği sağan genç bir kadını izlemeye başlamış&lt;/span&gt;&lt;span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Şeytan, kadını epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş. Buzağı bu, az ötede annesinin sütünün kovaya sağılmasını aç karnına izlemeye daha fazla dayanamamış. Debelendikçe boynundaki ip biraz daha gevşemiş ve sonunda yular hepten çözülmüş. Koşarak annesini emmeye giden buzağı, süt kovasına çarpmış ve bütün sütler yere dökülmüş. Sağdığı süt ziyan olunca siniri tepesine çıkan genç kadının, eline geçirdiği bir odunu buzağının kafasına vurmasıyla yavru kan içinde yere yıkılmış. Yavrusuna saldırılmasına kayıtsız kalmayan inek bir tekmede kadını yere serip öldürmüş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Uzaktan geçmekte olan kadının kayınpederi, ineğin gelinini öldürdüğünü görüp, elindeki tüfekle ateş ederek ineği öldürmüş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Silah sesini duyan koca koşup gelmiş. Karısını yerde cansız yatar, babasını da elinde tüfekle görünce, belinden silahını çekip, tek atışta babasını vurmuş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Kısa bir süre sonra gerçeği öğrenen genç adam bu kadar acıya dayanamayacağını düşünüp bir kurşun da kendi kafasına sıkmış&lt;/span&gt;&lt;span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bütün bu olayları bir kenardan izleyen şeytan, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;bu felaketi de bana yüklerler şimdi&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; demiş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;oysa buzağının ipini gevşetmekten başka ne yaptım ki ben?&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Gazetemizin Milas muhabiri, arkadaşımız &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Olcay Akdeniz&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;in gönderdiği bu fıkradaki şeytanın sözleri düşündürdü beni. Bir an eskilere, 1982 Anayasası&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın ve darbe lideri &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Kenan Evren&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;in cumhurbaşkanlığının halkın yüzde 92&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;si tarafından onaylandığı günlere gittim. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;O günlerde &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; oyu verenler, tercihlerinin haklılığını bin bir neden göstererek gerekçelendiriyorlardı. Aradan çok zaman geçmedi, 12 Eylül faşizminin uygulamaları, işkenceler, zindanlar, sürgünler, ölümler; yüzbinlerce insanın çektiği acılar ayyuka çıkmaya başlayınca verilen &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; oyları verilmeyen &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; oylarına dönüştü. Hele yeni onaylanan yeni anayasadan kaynaklanan faşizan uygulamalarla ülke karanlığa sürüklendikçe ortada &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ben o anayasaya &lt;/i&gt;&lt;span&gt;‘&lt;/span&gt;&lt;span&gt;evet&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;i&gt; dedim!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyen hemen hiçbir babayiğit kalmadı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bir hafta önce 26 maddelik anayasa değişikliği paketi halkoyuna sunuldu; seçmenlerin yüzde 58&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;si AKP iktidarı tarafından önerilen değişikliğe &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; dedi. Madem &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;demokrasi&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyoruz, öyleyse çoğunluk tercihi karşısında boynumuz kıldan ince; fakat bu bizim eleştiri hakkımızı ortadan kaldırmıyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Ben, yüzde 58&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;lik çoğunluk tercihini AKP iktidarı adına &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;büyük başarı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; olarak görenlerden değilim. Türkiye gibi yetişkin nüfusunun okulluluk/eğitim süresi ortalamasının beş yılın altında olduğu bir toplumda yapılan bu tür oylamalar seçmenlerin özistencini yansıtmaz. Okulsuz/eğitimsiz kitleler her türlü yönlendirmeye açıktır. &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ben odunu aday göstersem milletvekili seçtiririm!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; sözleri eski başbakanlardan &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Adnan Menderes&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;indir. Bu, bir durum saptamasıdır ve aradan geçen elli yıl içinde Türkiye&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin geniş bölgelerinde bu durum değişmemiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Burada sözüm eğitimsiz/okulsuz kitlelere değil, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Yetmez ama evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyen okumuş-yazmışlaradır. Dilerim, yarın bir gün, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ben ne yaptım ki&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diye sormak zorunda kalmazlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-249487362519788715?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/249487362519788715/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=249487362519788715' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/249487362519788715'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/249487362519788715'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/10/ben-ne-yaptim-ki-20092010.html' title='BEN NE YAPTIM Kİ? - 20.09.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-5009168160965213057</id><published>2010-09-28T05:12:00.000-07:00</published><updated>2010-09-28T05:18:01.754-07:00</updated><title type='text'>BİR BAŞKA AÇIDAN REFERANDUM SONUÇLARI (2) - 19.09.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Referandumda, Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerindeki 27 ilden 16&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;sında &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; oyu çıkarken, Türkiye&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin geri kalan &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;coğrafi&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; bölgelerinde, Karadeniz, İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;daki 54 ilin -Artvin, Tunceli, Eskişehir dışında- tümünde &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; çıkmasını nasıl açıklayacağız?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Mantıklı bir açıklama yapabilmek için bu bölgelerdeki oy dağılımına bir göz atmak gerekiyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Önce Karadeniz Bölgesi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ne bir bakalım. Bu bölgede Amasya, Artvin, Bartın, Bayburt, Bolu, Çorum, Düzce, Giresun, Gümüşhane, Karabük, Kastamonu, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat, Trabzon, Zonguldak olmak üzere 18 il yer alıyor. Bu illerdeki seçmen toplamı 4.438.259; sandığa gidenlerin sayısı ise 4.361.604 (yüzde 80). Evet oylarının sayısı 2.810.597 (yüzde 64), hayır oylarının sayısı 1.551.099 (yüzde 36). &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Coğrafi olarak İç Anadolu Bölgesi 13 ili kapsıyor: Aksaray, Ankara, Çankırı, Eskişehir, Karaman, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Sivas, Yozgat. Bu illerdeki toplam seçmen sayısı 8.100.433; oy kullanan seçmen sayısı ise 6.530.427 (yüzde 81). Evet oylarının sayısı 4.172.172 (yüzde 64), hayır oylarının sayısı 2.358.255 (yüzde 36). &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Görüldüğü gibi her iki bölgede de katılım oranı oldukça yüksektir (yüzde 81 ve yüzde 80). Evet ve hayır oylarının oranları ise her iki bölgede de aynıdır (yüzde 64 ve yüzde 36). &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bu sayılar Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinde seçmen davranışları arasındaki benzerliği belirgin olarak ortaya koyuyor. Toplam 31 ili kapsayan bu iki bölgede yapılan sosyo-demografik analizler seçmen yaşındaki yetişkin nüfusun eğitim/okulluluk düzeyinin başta Ankara ve Eskişehir olmak üzere beş-altı il ve il merkezi dışında Türkiye ortalaması düzeyinde olduğunu gösteriyor. Türkiye&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;deki okulluluk düzeyi ise bilindiği gibi beş yılın altındadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Hakkâri, Iğdır, Kars, Malatya, Muş, Tunceli ve Van&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı kapsayan Doğu Anadolu Bölgesi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nde durum diğer bölgelere kıyasla farklılıklar göstermektedir. Bölge illerindeki toplam seçmen sayısı 3.371.121, bunlardan sandığa gidenlerin sayısı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; 2.183.167’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;dir (yüzde 65). Bölgede evet oyu veren seçmenlerin sayısı 1.774.266 (yüzde 81), hayır diyenlerin sayısı ise 408.901&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;dir (yüzde 19). &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Güneydoğu Anadolu Bölgesi ise Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı kapsamaktadır. Bölgedeki toplam seçmen sayısı 4.097.524, sandığa gidenlerin sayısı ise 2.243.077&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;dir (yüzde 55). BDP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin boykot çağrısı Doğu Anadolu gibi bu bölgede de etkili olmuştur. Örneğin, katılım oranı Batman&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;da yüzde 38, Şırnak&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ta yüzde 17&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;dir. Referandumda bu bölgede toplam 1.892.170 (yüzde 84) evet, 360.929 (yüzde 16) hayır oyu çıkmıştır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;oranları temel alınarak bir sıralama yapıldığında bölgeler açısından şöyle bir Türkiye görünümü ortaya çıkmaktadır: Ege yüzde 44, Akdeniz yüzde 49, Marmara yüzde 53, İç Anadolu yüzde 63.88, Karadeniz 64.43, Doğu Anadolu yüzde 81, Güneydoğu Anadolu yüzde 84. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Geçen yazımızda, Türkiye genelinde yüzde 58 evet, yüzde 42 hayır çıkması&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span&gt;şaşırtıcı bir sonuç değildir, demiştik. Verdiğimiz sayılar bunu gösteriyor. Bu sonuçlarda birincil olarak belirleyici olan bölgelerdeki insanların eğitim/okulluluk düzeyidir. Düzey düştükçe evet oranı artıyor. Öte yanda sanayileşmenin insanların siyasal bilincini bire bir etkilemediği gerçeği de ortaya çıkıyor. Örneğin, hızlı bir sanayileşme gösteren Kahramanmaraş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ta &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; oranı yüzde 79, Konya&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;da yüzde 78, Kayseri&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de yüzde 73, Gaziantep&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;te yüzde 70, Kocaeli&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de yüzde 61, Bursa&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;da yüzde 56&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;dır. Bu kentlerdeki insanlara &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;bilinç taşımak&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; solcuların, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;örgütlü solun&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; görevidir; çünkü bilinçlenme &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kendiliğinden&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;gerçekleşen bir süreç değildir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Sudan nedenlerle CHP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;yi, özellikle de genel başkanını eleştirmek bize bir şey kazandırmaz. Feodal ilişkilerden kaynaklanan dinsel yapılanmalarla yeşil kapitalizm arasında tutsaklaştırılmış geniş kitleleri özgürleştirmek için neler yapılmalıdır, bu köşede bunları tartışacağız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-5009168160965213057?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/5009168160965213057/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=5009168160965213057' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/5009168160965213057'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/5009168160965213057'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/09/bir-baska-acidan-referandum-sonuclari-2.html' title='BİR BAŞKA AÇIDAN REFERANDUM SONUÇLARI (2) - 19.09.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-3385363623029201113</id><published>2010-09-28T05:03:00.000-07:00</published><updated>2010-09-28T05:12:16.321-07:00</updated><title type='text'>BİR BAŞKA AÇIDAN REFERANDUM SONUÇLARI (1) - 15.09.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Referandumda, Yüksek Seçim Kurulu&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nun açıkladığı sonuçlara göre, gümrük ve cezaevleri dahil 52.051.828 kayıtlı seçmenden 38.369.253&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ü (Yüzde 73.7) oy kullandı. Bunlardan 21 milyon 788 bin 911&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;i (Yüzde 57.88) hükümetin hazırladığı anayasa değişiklik paketine &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”,&lt;/i&gt;&lt;span&gt; 15.854.379’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;u ise (Yüzde 42.12) &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; dedi. 725.963 oy da çeşitli nedenlerden ötürü geçersiz sayıldı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;AKP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;liler referandum sonuçlarını&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;büyük başarı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; olarak kutluyorlar; aslında ortada büyük bir başarı görünmüyor, 58-42 aşağı yukarı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;beklenen&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; bir sonuçtu. Bu durum ters açıdan CHP için de geçerlidir, dolayısıyla onların da üzüntülerini abartmalarına gerek yoktur, düşüncesindeyim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Beklenen&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; bir sonuçtu deyince doğal olarak bunu açıklamak gerekiyor. Referandum sonuçlarını sayısal olarak üç coğrafi bölgede (Marmara, Ege ve Akdeniz) irdelemeye çalıştım. Kent adlarının yanındaki &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;E&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; harfi referandum sonucu bağlamında &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt;i, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;H&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt; harfi de &lt;/span&gt;&lt;i&gt;‘&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;span&gt;ı gösteriyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Marmara Bölgesi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nde 11 kent yer alıyor: &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Balıkesir (H), Bilecik (H), Bursa (E), Çanakkale (H), Edirne (H), İstanbul (E), Kırklareli (H), Kocaeli (E), Sakarya (E), Tekirdağ (H), Yalova (E). Bunlardan 5&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;i evet, 6&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;sı da hayır oyu vermiş. Bölgedeki seçmen sayısı 15.343.570; bu seçmenlerin yüzde 76&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;sı (11.666.959) sandığa gitmiş, 6.205.960 kişi (Yüzde 53) evet, 5.460.999 kişi (Yüzde 47) hayır oyu vermiş. Burada İstanbul 3.643.896 evet ve 2.997.264 hayır oyuyla belirleyici bir rol oynuyor. Bölge, İstanbul dışarıda tutularak değerlendirildiğinde ortaya yine &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; lehine 51-49 gibi bir oran çıkıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu sayılar göz önüne alındığında gelecek yıl yapılacak genel seçimler öncesinde İstanbul ile birlikte Kocaeli ve Bursa gibi sanayi kentlerinde yoğun bir çalışma yürütülse CHP, Marmara Bölgesi toplamında ibreyi kendine kaydırabilir, demek sanırım yanlış olmaz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Afyon (E), Aydın (H), Denizli (H), İzmir (H), Kütahya (E), Manisa (H), Muğla (H) ve Uşak (H) illerinden oluşan Ege Bölgesi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ndeki seçmen sayısı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; 6.950.837’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;dir; bu seçmenlerin yüzde 82&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;si (5.706.586) oy kullanmış, 2.516.702 kişi (Yüzde 44) evet, 3.189.884 kişi de (Yüzde 56) hayır demiştir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Kıyı kenti olmayan illerden Afyon ve Kütahya&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;da seçmenler ağırlıklı olarak &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; derlerken, aynı konumdaki Manisa, Denizli ve Uşak illerindeki seçmenler ağırlıklı olarak &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; demişlerdir. Dolayısıyla, CHP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin potansiyel seçmenlerinin ya da AKP karşıtlarının yalnızca Ege ve Akdeniz&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;in kıyı kentlerinde bulunduğu söyleminin bir &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kesin doğru&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; olmadığı referandum sonuçlarıyla birlikte ortaya çıkmıştır. İnsanları sosyal-demokrat bir partiye yönelten güç &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;deniz havası&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; değil, bilinç düzeyidir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Akdeniz Bölgesi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ni ise Adana (H), Kahramanmaraş (E), Antalya (H), Burdur (E), Hatay (H), Isparta (E), Mersin (H), Osmaniye (E) oluşturmaktadır. Bu bölgedeki seçmen sayısı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; 6.224.721’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;dir. Bu seçmenlerin yüzde 77&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;si (4.776.714) oy kullanmış, 2.327.496 kişi (Yüzde 49) evet, 2.449.218 kişi de (Yüzde 51) hayır oyu kullanmıştır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Marmara, Ege ve Akdeniz&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;den oluşan coğrafya Türkiye&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin en gelişmiş bölgesidir. Bu geniş bölgedeki toplam seçmen sayısı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; 28.519.128’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;dir. Referandumda bu seçmenlerden 22.150.259&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;u (Yüzde 77.7) oy kullanmış; 11.050.158 seçmen (Yüzde 49.9) evet, 11.050.158 seçmen de (Yüzde 50.1) hayır demiştir. Coğrafi bölgeler esas alınarak belirlenen bu 27 ilde evet ve hayır oyları başa baştır. Dolayısıyla bu bölge toplam olarak ele alındığında burada &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;yenen&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; ve &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;yenilen&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;den söz etmek gerçekçi değildir. Ne var ki Orta Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ele alındığında durum değişmektedir. Bu bölgelere de gelecek yazımızda bakalım&lt;/span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-3385363623029201113?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/3385363623029201113/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=3385363623029201113' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/3385363623029201113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/3385363623029201113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/09/bir-baska-acidan-referandum-sonuclari-1.html' title='BİR BAŞKA AÇIDAN REFERANDUM SONUÇLARI (1) - 15.09.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-8512263676125464428</id><published>2010-09-13T00:38:00.000-07:00</published><updated>2010-09-13T00:43:36.431-07:00</updated><title type='text'>NE YAZACAĞINI BİLEMEMEK - 13.09.2010</title><content type='html'>&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;   &lt;/span&gt;Bugün pazar, saat 12.00. Ne yazacağımı bilemiyorum. Penceremden sokağa bakıyorum. İnsanlar çiseleyen yağmura aldırmadan oy vermeye gidiyorlar. Sandıklardan nasıl bir sonuç çıkacağı ancak akşam geç saatlerde belli olur. Artık referandum üzerine tahmin yürütmenin bir anlamı yok, çünkü bu yazı okunduğunda sandıklar açılmış, oylar sayılmış olacak. Bir ara yazıp yazmamayı düşündüm daha yazarken eskiyecek bu yazıyı. En iyisi referandumu bir yana bırakıp spora, doğal ki basketbola yönelmek.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;    &lt;/span&gt;Ne var ki benzer bir durum basketbolda da geçerli; ulusal takımımız bu akşam ABD ile final maçı oynayacak. 12 Dev Adam’ın kazanmasını öyle istiyorum ki. Finale kadar hiç yenilmeden geldik. Yunanistan, Slovenya, Sırbistan gibi bugüne kadar diş geçiremediğimiz güçlü takımları dize getirdik. Hele Sırbistan maçında yüreğimiz ağzımıza geldi. Hele o son saniyeler… &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Kerem Tunçeri&lt;/b&gt;’nin turnikeden attığı, skoru 83:82’ye getiren o son basketi,&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt; Semih Erden&lt;/b&gt;’in o son beş salise bloku…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Sırbistan, eski Yugoslavya&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;döneminde de ulusal takımın omurgasıydı. 1950 yılında başlayan ve dört yılda bir düzenlenen FIBA Dünya Şampiyonası’nda 5 birinciliği, 3 ikinciliği, 2 üçüncülüğü var. Avrupa şampiyonalarında ise 8 birincilikleri, 6 ikincilikleri, 4 üçüncülükleri var. Kısacası, ulusal takımlar ölçeğinde dünyanın en başarılı takımını eledi basketbolcularımız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Bakalım bu akşam ne yapacağız? Ben bu yazıyı yazarken maçın sonucunu bilmiyorum, siz ise yazdıklarımı okuduğunuzda biliyor olacaksınız. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Tuhaf bir durum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Yine de içimden geçenleri yazayım, diyorum.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;Slovenya maçında kurduğumuz savunma örgüsünü yineleyelim, bu ABD’lileri yeneriz. Avrupa basketbolu ile ABD basketbolu arasındaki temel fark onlarınkinin gösteriye yönelik olması; bu durumda da doğal olarak takım değil birey öne çıkıyor. Biz ise bir basketbol bilgesi olan &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;BogdanTanjeviç&lt;/b&gt;’in hocalığında Avrupalı güçlü rakiplerimiz gibi takım oyunu oynuyoruz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Kaptanımız ve oyun kurucumuz &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Hidayet Türkoğlu&lt;/b&gt;’na da bugün de büyük iş düşecek. Bekleyelim, göreceğiz. Ya yenilirsek? &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“Galip sayılır bu yolda mağlup”&lt;/i&gt; demenin tam yeridir burası. Tarihinde ilk kez dünya şampiyonasında finale kalan takımımızın bu şampiyonada 3 kez altın, 3 kez gümüş, 4 kez de bronz madalya almış ABD gibi bir takıma yenilmesi dünyanın sonu değildir. Olası bir yenilgi 12 Dev Adam’ın başarılarına gölge düşürmemelidir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Bu yazıyı yazarken aklıma Kadıköyspor geliyor. Gençlik yıllarımın basketbolda favori takımlarından biriydi. Açıkhava sahası Moda’daki evimize 100 metre uzaklıktaydı. Aynı semtin başka bir takımı olan Modaspor’la karşılaştığında 1.500 kişilik tiribünleri dolar, unutulmaz maçlar izlerdik yaz gecelerinde. Her iki takım da birçok kez İstanbul ve Türkiye şampiyonu oldu. Birçok ulusal basketbolcumuz bu kulüplerde yetişti. Zaman içinde Modaspor küçüldü, Kadıköyspor ise Efes Pilsen’in içinde eridi. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;O zamanki basketbol tekniklerini şimdi izlediklerimle karşılaştırıyorum, o kadar farklı ki. Bütün spor dallarında olduğu gibi her şey daha hızlı, her şey daha teknik. Değişmeyen tek şey başarıdaki en büyük pay olan takım ruhu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Kolektif sporlardaki takım ruhu, hayatın tüm alanlarına örnek olmalı, diye düşünüyorum. Özellikle de muhalif siyasette. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;Değerli okurlarım, ne yazacağını bilmeden ancak bu kadar yazılabiliyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;     Anlayışınıza sığınıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;     &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-8512263676125464428?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/8512263676125464428/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=8512263676125464428' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/8512263676125464428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/8512263676125464428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/09/ne-yazacagini-bilememek-13092010.html' title='NE YAZACAĞINI BİLEMEMEK - 13.09.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-8518202035688533446</id><published>2010-09-10T14:48:00.000-07:00</published><updated>2010-09-13T00:45:11.154-07:00</updated><title type='text'>FARENİN ÖYKÜSÜ YA DA KISSADAN HİSSE - 12.09.2010</title><content type='html'>&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördü.&lt;br /&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Kendi kendine: &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“İçinde hangi yiyecek var acaba?”&lt;/i&gt; diye düşündü. Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştı.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var!”&lt;/i&gt; diye bağırarak telaşla bahçeye fırladı.&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;*** &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı: &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“Zavallı farecik… Bu senin sorunun benim değil. Bana bir zararı olamaz küçücük kapanın,”&lt;/i&gt; dedi.&lt;br /&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla domuzun yanına koştu ve &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;”Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var!”&lt;/i&gt; diye adeta çırpındı. Domuz anlayışla karşıladı ama &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;”Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol,”&lt;/i&gt; dedi. &lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü: &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!”&lt;/i&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;İnek; “Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni ilgilendirmiyor,” dedi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü. Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anladı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik farecik aç ve susuzdu. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses duyuldu. Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyordu.&lt;br /&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırladı ve mutfağa koştu. Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark edememişti. Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden çiftçinin karısını ısırdı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor, zehri temizledi sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı. Karısının ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu. Kadıncağız ateş ve ter içinde kıvranıp duruyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu herkes bilir, çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koştu. Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler. Onlara ikram etmek için çiftçi domuzunu kesti. Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki çok zehirliydi. Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi ve öldü.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya yolladı.&lt;br /&gt;Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden izledi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Öyleyse…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Birisi, sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike ile karşı karşıya ise tehlike bir gün siz de dahil hepimiz içindir, unutmayalım!… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;*** &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Değerli okurlarım, bu kısa öyküye internette dolaşırken (&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.kissadanhisse.net/"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;color:#0000ff;"&gt;www.kissadanhisse.net&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;) adlı sitede rastladım. Hoşuma gitti, sizlerle paylaşmak istedim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Güzel bir pazar günü geçirmeniz dileğiyle.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-8518202035688533446?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/8518202035688533446/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=8518202035688533446' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/8518202035688533446'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/8518202035688533446'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/09/farenin-oykusu-ya-da-kissadan-hisse.html' title='FARENİN ÖYKÜSÜ YA DA KISSADAN HİSSE - 12.09.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-7658729556705223546</id><published>2010-09-10T14:43:00.000-07:00</published><updated>2010-09-10T14:47:48.509-07:00</updated><title type='text'>12 EYLÜL KIVIRTGANLARI - 08.09.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bilmem, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kıvırtgan&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;diye bir sözcük var mı dilimizde, sözlüğü açıp bakmadım. Ama &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kırılgan&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;olduğuna göre &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kıvırtgan&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;niçin olmasın? Ayrıca referandumda &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;yetmez ama&lt;/i&gt;&lt;i&gt;…” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;diyerek AKP Anayasası&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nı onaylayacaklarını açıklayan eski solcuları tanımlayacak daha uygun bir sözcük bulamadım. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Özellikle medya pazarında bunlardan oldukça fazla var, çoğunu tanıyorsunuz. 60&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;lı yıllardan başlayarak gençlik, örgüt, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;aydın&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;hareketleri içinde yer alıp ünlendiler. Öğrenci eylemlerine, işçi hareketlerine, toprak işgallerine katılmışlar, elde silah dağlara çıkmışlar, bunların bedelini tutuklanarak, işkence görerek, cezaevlerinde gün sayarak ödemişlerdi. 12 Mart 1971 darbesini izleyen yıllarda hepsi birer &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kahraman&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;dı, toplumun geniş kesimlerinde kendilerine haklı olarak saygın bir yer edindiler. Sonra 12 Eylül 1981 darbesi geldi. Gazeteleri, dergileri, örgütleri, partileri kapatıldı; içlerinden bazıları yeniden tutuklandı. Bu darbe okumuş-yazmış kesimleri baş hedef almamakla birlikte 12 Mart&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;tan daha şiddetli ve daha planlıydı. 1982 Anayasası ile askeri diktatörlük meşrulaştırıldı, Türkiye aydınlanmacılığının üniversitelerden Dil Kurumu&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;na kadar belli başlı kurumları iğdiş edildi. Bireysel ve toplumsal özgürlüklerin, demokrasinin düzeyi 1961 Anayasası öncesinin düzeyine çekildi. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;1983 genel seçimlerini darbecilerin umut ve beklentilerinin tersine &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Turgut Özal&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın liderliğindeki Anavatan Partisi kazandı. Amerika Birleşik Devletleri&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ne yakın politikalar izleyen Turgut Özal&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ın görece &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;liberal&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;söylemleri ve girişimleri 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin kendilerine yaşattığı baskılardan bunalmış solcuların azımsanamayacak bir kesimini etkiledi. Buna &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;bigâne&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;kalmayan Özal, bunlardan bazılarını çevresine topladı, bazılarına önemli &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;devlet görevleri&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;verdi. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Dünyada hızla esmeye başlayan neo-liberal rüzgârlar ve bu rüzgârların Türkiye&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de oluşturduğu hava liberalizmi, dolayısıyla kapitalizmi eski devrimcilerin/solcuların gözünde çekici kılıyordu. Dönenler, dönmeleriyle birlikte &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kapitalizmin nimetlerinden&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;yararlanmaya başlıyorlar, o güne kadar kapısından içeri ayak basmayı akıllarına bile getirmedikleri medya organlarında bol maaşla&lt;/span&gt;&lt;i&gt; “&lt;/i&gt;&lt;i&gt;köşe sahibi&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;ya da üst düzey yönetici oluyorlardı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Sovyetler Birliği&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin 1991 yılında dağılmasıyla birlikte dönenler kervanına Türkiye Komünist Partisi/Türkiye Birleşik Komünist Partisi örgüt şefleri de katıldı. Onların da büyük çoğunluğu aynı saflarda yer aldı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Hayatı herkes kendince yaşar. Karşılaştığı zorluklar insanın hayat çizgisini değiştirebilir. İnsanın düşünceleri, inançları farklılaşabilir. İnsan, dün yanlış gördüğünü bugün doğru görebilir. Bütün bunlar anlaşılabilir değişimlerdir. Dolayısıyla dün sosyalist olanın bugün liberalizmi savunmasında da anlaşılamayacak bir durum yoktur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Ne var ki bir yandan liberalizmi, kapitalizmi savunurken öte yandan hâlâ &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ben solcuyum, sosyalistim, Marksistim,&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;demek sahtekârlıktır, ahlaksızlıktır, kıvırtganlıktır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Liberalsen &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;liberalim&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;de! &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Eser Karakaş&lt;/b&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Mehmet Altan&lt;/b&gt;&lt;span&gt; gibi dürüst ol; seni eleştireceksek bu yönünle eleştirelim. Yadsıdığın nitelikleri, solculuğu, sosyalistliği, Marksistliği neden katıyorsun işin içine?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Sosyalizm bir dünya görüşüdür; temeli emek-sermaye çelişkisinin emekten yana çözümüne dayanır. Bugün savunduğun siyasal/ideolojik görüşlerinin bu çözümle uzaktan yakından bir ilgisi var mıdır? Sosyalizm aynı zamanda bir ilkeler bütünü, bir ahlak kuramıdır. Sen bu kuramın hiçbir yerinde değilsin ki, vazgeçmişsin, dönmüşsün, bırakmışsın; hâlâ neden direniyorsun? Bırak artık o eski hikâyeleri; referandumda &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;i savunacaksan yeni kimliğinle savun, belki o zaman yitirdiğin saygınlığını yeniden kazanabilirsin. Bu toplum kıvırtganlara, hele senin gibi 12 Eylül kıvırtkanlarına hiç saygı göstermez. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Unutma!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-7658729556705223546?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/7658729556705223546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=7658729556705223546' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/7658729556705223546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/7658729556705223546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/09/12-eylul-kivirtganlari-08092010.html' title='12 EYLÜL KIVIRTGANLARI - 08.09.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-3832381627169946371</id><published>2010-09-10T14:33:00.000-07:00</published><updated>2010-09-10T14:42:50.881-07:00</updated><title type='text'>DAYAK YEMEDEN ŞU İŞİ BİTİRSEK - 06.09.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu yaşıma kadar onca seçim, iki de halkoylaması gördüm, toplumun gelecek pazar yapılacak referandum öncesinde olduğu kadar azarlandığını, korkutulduğunu, sindirilmeye çalışıldığını anımsamıyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Başbakan çıkıyor, işadamlarına, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Oyunuzu açıklayın&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyor ve ekliyor: &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Bitaraf olan bertaraf olur!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; Yani &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;yok olursunuz&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;silinirsiniz&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;gidersiniz&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; demeye getiriyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Sanayi Bakanı kükrüyor:&lt;/span&gt;&lt;i&gt; “&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Eğer &lt;/i&gt;&lt;span&gt;‘&lt;/span&gt;&lt;span&gt;hayır&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;diyecekseniz bir daha yanıma gelmeyin!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Uluslararası ün yapmış iki pop sanatçımızdan biri olan&lt;/span&gt;&lt;b&gt; Tarkan&lt;/b&gt;&lt;span&gt; Allianoi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ye sahip çıkacak oluyor, bu kez Çevre ve Orman Bakanı kaşlarını kaldırıyor: &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;O her işe burnunu sokmasın, kendi işine baksın!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kısacası her ağzını açan azarlanıyor, bir dayak yemediği kalıyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bu üç örneğin dışında başka &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;fırçalamalar&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; da var tabii. Sözgelimi,&lt;/span&gt;&lt;i&gt; “&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Alevi dedeleri&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Türk soyundan olmayanlar&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; da paylarını alıyorlar atılan fırçalardan.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;AKP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;liler bu &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;fırça düzeni&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;ni demokrasi sanıyorlar. Belki onlar da kendi açılarından haklılar, çünkü sarmalandıkları dogmalar bu kadarına izin veriyor. Haksız oldukları nokta demokrasi sandıkları bu ucubeliği toplumun geneline dayatma arzuları&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bu köşede birçok kez yinelendiği gibi AKP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;lilerin gönüllerinde yatan düzen Orta Anadolu otokratizmi. Bir liderin ve çevresindeki oligarşik yapılanmanın bu hot-zot düzenini Türkiye&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin geneline yaymak istiyorlar. Başbakan yıllar önce demokrasinin son hedefe varma yolunda ilerleyen bir tramvay olduğunu söylemişti. Gerçekten de &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;demokrasi tramvayı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; son durak olan otokratik egemenliğe doğru hızla yol alıyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;12 Eylül referandumu bu nedenle çok önemli; çoğunluk &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;evet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; derse tramvay hedefi doğrultusunda daha da hızlanacak, çoğunluk &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; derse bu makas değişikliğine yol açacak. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bu referandum işi bir bakıma iyi oldu, çünkü toplumun bakmasını değil ama görmesini bilebilen kesimi AKP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin niyetinin ne olduğunu daha açık olarak algılayabildi. Anlaşıldı ki &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;din&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; bunların elinde bir oyalama aracıymış. Türban falan fasa fisoymuş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;“&lt;/span&gt;&lt;i&gt;Din&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;i bilinçli olarak umacılaştırarak laik kesimlerin tüm güçlerini bu alanda yoğunlaştırmalarını sağlarlarken, hedefleri doğrultusunda devleti alttan alta ele geçirmeyi büyük ölçüde başarmışlar. Geriye bir tek yüksek yargı kalmış. Gelecek haftaki referandumda da esas oylanacak olan yargıyla ilgili iki madde zaten. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bir de AKP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ye yandaş medyada düzen çığırtkanlığı yapan sonradan olma liberal bir kesim var. Referandum sürecinde şaşkın tavuklara döndüler. Televizyonlardaki açık oturumlarda hâlâ yüzleri patlıcan moru, avurtları&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span&gt;şişik, ağızlarından tükürükler saçarak canhıraş bir şekilde AKP politikalarını savunmaya çalışıyorlar, ama söylediklerine kendileri de pek inanmıyorlar. AKP yöneticilerinin &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;fırça harekâtı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;ndan onlar da rahatsızlar. Ama bir ikisi dışında bunu dile getirmeye yürekleri yetmiyor. Kıvırtıyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Geçenlerde bir TV kanalında &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Eser Karakaş&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı izledim. AKP&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nin &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ekonomik büyüme&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; politikasını yere göğe sığdıramadı. Bir de, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ekonomiyi büyütmek en büyük milliyetçiliktir!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;gibi bir söz etti. Eh be kardeşim, sen ekonomi profesörüsün, ekonomik büyüme kazanımlarında adil paylaşım söz konusu olmadığında ne anlam taşır? Yoksa 19. yüzyılın İngilteresi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nde mi yaşıyoruz? Bak, &lt;/span&gt;&lt;span&gt;“&lt;/span&gt;&lt;i&gt;milliyetçilik&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt;i olumlandırmak gibi gerçek özgürlükçüleri/liberalleri mezarlarında ters döndüren o apriori saçmalığa bir şey demiyorum. Sorularıma yanıt ver, yeter.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Neyse, biz yine başa dönelim ve yazımızı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Şu referandum işini dayak yemeden bir bitirsek&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;diyerek bitirelim&lt;/span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-3832381627169946371?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/3832381627169946371/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=3832381627169946371' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/3832381627169946371'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/3832381627169946371'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/09/dayak-yemeden-su-isi-bitirsek-06092010.html' title='DAYAK YEMEDEN ŞU İŞİ BİTİRSEK - 06.09.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-4217796492357823664</id><published>2010-09-06T11:49:00.000-07:00</published><updated>2010-09-06T11:52:16.619-07:00</updated><title type='text'>BU AVRUPALILAR GERÇEKTEN TUHAF OLUYORLAR - 05.09.2010</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Haberi okuyunca güldüm... Biliyorsunuz, Almanya&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın yeni bir cumhurbaşkanı var. 31 Mayıs 2010 tarihinde istifa eden &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Horst Köhler&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;in yerine yine Hıristiyan Demokrat Birliği&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nden &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Christian Wulff&lt;/b&gt;&lt;span&gt; seçildi. Eski bir savcı olan Bay Wulff bu göreve son 50 yıldır gelenler arasında en genci, 51 yaşında. Kendisinin ilk evliliğinden 16 yaşında, eşi &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Bettina&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın da yine ilk evliliğinden 6 yaşında birer kızları var. Haberin konusu olan 2 yaşındaki &lt;/span&gt;&lt;b&gt;Linus Wulff&lt;/b&gt;&lt;span&gt; ise ortak çocukları&lt;/span&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bay Wulff cumhurbaşkanı seçilince aile yaşadıkları Hannover&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;den başkent Berlin&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;e taşınıyor. İlk işleri de kızları okula, küçük oğlan çocuğunu da bir kreşe yerleştirmek için ilgili yerlere başvurmak oluyor. Kızlarda bir zorluk yok, fakat Linus&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;un kreşi bir sorun oluyor. İlgili makam Cumhurbaşkanı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;na, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Berlin&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;de kreş talebinin 152 bin, mevcut yer adedinin ise yalnızca 116 bin&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; olmasını gerekçe göstererek, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Kusura bakmayın, talebinizi ancak sıraya koyabiliriz!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyor. Wulf çifti ise aylarca bekleyecek durumda değiller; devlet işleri, protokol zorunlulukları, iç ve dış geziler... Kucakta da bir çocuk... Olacak şey değil! Cumhurbaşkanı bu kez de Federal Parlamento&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nun kreşine başvuruyor ama oradan aldığı yanıt da olumsuz. İlgili görevli, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Sayın Cumhurbaşkanı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyor, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;siz milletvekili değilsiniz, parlamento çalışanı da değilsiniz, o halde yapabileceğim bir şey yok!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Habere güldüm ama yüreğim de kalkmadı değil. Sen koskoca cumhurbaşkanı ol fakat çocuğunu bir kreşe vereme! Peh, peh, peh...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Şimdi, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;O da çocuğunu özel bir kreşe versin, koca Berlin&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;de hiç mi özel kreş yok?&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; diyebilirsiniz. Hiç olmaz mı, doğal ki vardır, ama Bay Wulff, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;sokaktaki vatandaş&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;değil ki! Adamı orada tefe koyarlar. Özel bakıcı tutsa yine aynı durum, millet &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Vay be!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;der. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;İster gülün, ister ağlayın. Almanya&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;da cumhurbaşkanı olmak hiç kolay değildir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;İnsan, Avrupalıların bu tuhaflıklarını duyunca kendi ülkesiyle iftihar ediyor. Örneğin biz, hepimiz adımız gibi biliyoruz ki bu cennet vatanımızda hiçbir cumhurbaşkanımızın başına böyle şeyler gelmez, gelemez, getirmezler, getiremezler. Her şeyden önce hiçbir &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kıçı kırık&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; görevlinin, Cumhurbaşkanı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın bir isteğini geri çevirmek gibi bir tuhaflık aklının ucundan bile geçmez çünkü. Niye geçmez, daha doğrusu geçemez, bu soruyu yanıtlamayı bir deneyin, bakın ne kadar çok yanıt bulacaksınız! &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Türkiye&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de kamu hizmetleri açısından bir cumhurbaşkanıyla niteliksiz bir işçi arasında hiçbir fark yoktur. İkisi de yasalar karşısında ve kamu kuruluşlarının verdiği hizmetlerden yararlanma hakkı açısından eşittir; aralarındaki eşitlik her ikisinin de Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmalarından kaynaklanır. Doğumumuzdan başlayarak ölümümüze kadar tanık olduklarımız, yaşadıklarımız ise bu eşitlik ve hakkın hayatta karşılığı olmadığını&lt;/span&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;kâğıt üzerinde&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;span&gt; kaldığını göstermektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Bu nedenledir ki Türkiye&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;de bırakın Cumhurbaşkanı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nı, Başbakan&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı, bakanları ya da milletvekillerini, orta düzeyde bir bürokratın bile Alman Cumhurbaşkanı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nın yaşadığı sorunları yaşayacağı düşünülemez. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Alimallah adamı sürüm sürüm süründürürler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;Başbakan ikide bir &lt;/span&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;üstünlerin hukuku&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;span&gt;diyor ya, çok komiğime gidiyor. Başka komiklikler de var tabii, ama başka sefere. Hele şu referandum komedyasını arkada bırakalım, tuhaflıklar üzerine daha çok pazar yazıları yazarız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-4217796492357823664?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/4217796492357823664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=4217796492357823664' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/4217796492357823664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/4217796492357823664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/09/bu-avrupalilar-gercekten-tuhaf.html' title='BU AVRUPALILAR GERÇEKTEN TUHAF OLUYORLAR - 05.09.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-5045127873112817443</id><published>2010-09-01T11:46:00.000-07:00</published><updated>2010-09-06T11:44:45.417-07:00</updated><title type='text'>NEREDEN NEREYE YA DA GÜLAY GÖKTÜRK'ÜN HAZİN HAYAT HİKAYESİ - 30.08.2010</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;table cellspacing="5" cellpadding="5" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="td_baslik" align="right"&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;a name="ICERIKBASI"&gt;&lt;/a&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Gülay Göktürk&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Hanefi Avcı&lt;/b&gt;’nın &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Haliç&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;teki Simonlar&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; kitabını okumuş, bir sonuca varmış. Bilindiği gibi kitabın ağırlık noktasını Gülen cemaatinin polis teşkilatını ele geçirmesi oluşturuyor. Gülay Göktürk bunu doğal karşılıyor, soruyor: &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Neden Gülen Cemaati mensuplarının Emniyet Teşkilatı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;nda ya da bir başka devlet kurumu içinde etkin olmaları suç olsun? Gayrimeşru yollardan mı gelmişler oralara? Bazı makamlar bazı vatandaşlara yasak mı? Bunu engelleyen bir kanun mu var?&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ortaya attığı soruyu yanıtladıktan sonra vardığı sonucu açıklıyor: &lt;i&gt;“(…&lt;/i&gt;&lt;i&gt;) Demokratik devletlerde, sivil toplum içinde var olan her türlü gücün, politik toplumda yansımasını bulması doğaldır. Dini örgütlenmeler, cemaatler ve tarikatlar da sivil toplumun bir parçasıdır ve onların da, kendi Türkiye projelerini hukuk düzeni içinde ve yasal sınırlar dahilinde, devlet katlarına taşıma hakları vardır. Dolayısıyla Gülen Cemaati mensuplarının da Emniyet Teşkilatı&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;nda ya da bir başka devlet kurumu içinde etkin olması suç ya da ayıp değildir.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ona göre Fethullahçıların tüm devlet katlarında, örneğin polis teşkilatında örgütlenerek etken bir konuma gelmelerinde olumsuz bir yan bulunmuyor. Bunu engelleyen bir kanun da olmadığına göre...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Gülay Göktürk, yaklaşık 70.000 basılan, çoğu havalimanları gibi yerlerde bedelsiz dağıtılan, birazı da bayilerde satılan Fethullahçı Bugün gazetesinin bir yazarıdır. Dolayısıyla Gülen cemaatinin devlet katlarında konuşlanmasına olumlu yaklaşması doğaldır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Doğal olmayan, onun bu yaklaşımını ileri derecede savunduğu &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;liberalizm&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; ile bağdaştırabiliyor olmasıdır. Göktürk, bu yaklaşımını, &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;sivil toplumda oluşan bir gücün kendi Türkiye projesini devlet katına taşıması&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; olarak açıklarken, bir gerçeği görmezlikten geliyor. Devlete, üniformalı ya da üniformasız olsun, devlet bürokrasisine entegre olan bir güç &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;sivil&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; niteliğini koruyabilir mi? Sözgelimi, bir polis memuru, bir emniyet müdürü, bir istihbarat şefi ya da bir emniyet amiri salt &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;cemaatten&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; diye hâlâ sivil toplumun bir üyesi olarak tanımlanabilir mi? Bir cemaatçi devlet memuru görevi sırasında ait olduğu cemaatin çıkarlarından kendini soyutlayabilir mi, bağımsızlaştırabilir mi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Göktürk, bu soruların yanıtlarının &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;hayır&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; olduğunu bilecek kadar zeki bir insandır. Fakat bilmezden geliyor. Çünkü bu ülkede &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;liberalim/özgürlükçüyüm&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;diyen birçok insan gibi o da sırtını yasladığı güç odağının &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;icazet&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;i ölçüsünde liberaldir, özgürlükçüdür. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Gülay Göktürk toplumumuzdaki birçok &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;icazetli liberal&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; gibi &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;sol&lt;/i&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;i&gt;dan dönme&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;dir. Bir zamanlar Marksizm-Leninizm’in, Maocu düşüncenin, proleterya diktatörlüğünün &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;yılmaz&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; bir savaşçısıyken, şimdi İslamik-kapitalist Fethullah Gülenci örgütlenmenin bağnaz bir savunucusudur. O, doğal ki ülkemiz sosyalist hareketinin tek &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;dönek&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;i değildir; sayısız benzeri vardır. Türkiye gibi toplumsal değişim sürecinin büyük bir hızla geliştiği bir ülkede bu tür kişilik deformasyonlarına, amorflaşmalara, saf değiştirmelere sıkça rastlanıyor olması olağanüstü bir durum değildir. Bu açıdan bakıldığında Göktürk’ün bir yazı konusu olacak ölçüde ilginç bir yanı olup olmadığı sorgulanabilir. Bence vardır! İlginçliği, sol’dan sağ’a savruluşundaki polarizasyonun derecesinden kaynaklanmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Gülay Göktürk, bugün 61 yaşındadır. Sol ile lise çağlarında tanışır, 20 yaşında ODTÜ öğrencisiyken örgütlenir. Üniversiteyi terk edip fabrikalarda işçilik yapar. 12 Mart 1971 sonrası 2.5 yıl cezaevinde yatar, 1974 affı ile serbest kalır. Yeniden işçiliğe döner. Gecekonduda oturur. 1977 yılında yayımlanmaya başlayan günlük Aydınlık gazetesinin işçi sayfasının sorumluluğuna getirilir, &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Örs ve Çekiç&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; köşesinde yazılar yazar. 12 Eylül 1981 darbesinden sonra Aydınlık hareketinden kopar. Güneş ve Günaydın gazetelerinde, Nokta ve Aktüel dergilerinde çalışır. 1994 yılında &lt;b&gt;Dinç Bilgin&lt;/b&gt;’in Sabah gazetesinde köşe yazıları yazmaya, aynı zamanda da &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;liberalleşmeye&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt; başlar. Sonunda bugün bulunduğu yere gelir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Nereden nereye, öyle değil mi? Hazin bir hayat hikâyesidir onunki.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;a href="mailto:dkavukcuoglu@superonline.com?subject=YoreNet"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;a name="ICERIKSONU"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;a name="EHABERSONU"&gt;&lt;/a&gt;&lt;form method="post" name="EHABER" action="http://www.ehaber.yore.com.tr/hksayfa.cgi"&gt;&lt;table border="0" cellspacing="0" cellpadding="5" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td rowspan="3"&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="90%"&gt;&lt;/td&gt;&lt;td rowspan="3" align="right"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="td_bos"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/form&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-5045127873112817443?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/5045127873112817443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=5045127873112817443' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/5045127873112817443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/5045127873112817443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/09/nereden-nereye-ya-da-gulay-gokturkun.html' title='NEREDEN NEREYE YA DA GÜLAY GÖKTÜRK&apos;ÜN HAZİN HAYAT HİKAYESİ - 30.08.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-8872118191498417547</id><published>2010-09-01T11:42:00.000-07:00</published><updated>2010-09-01T11:46:44.704-07:00</updated><title type='text'>ABARTILI ÖZGÜVEN YA DA TOP YUVARLAKTIR GERÇEĞİ - 29.08.2010</title><content type='html'>&lt;table cellspacing="5" cellpadding="5" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="td_baslik" align="right"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;UEFA Avrupa Ligi grup kuraları çekildi, Beşiktaş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;ın rakipleri belli oldu: FC Porto, CSKA Sofya ve Rapid Wien. Ertesi günkü gazetelerin konuyla ilgili haber başlıklarına bakıyorum: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;Beşiktaş&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;’&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;a dişine göre rakipler!&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;Bundan iyisi can sağlığı&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;!”,&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;Lokum gibi grup!&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Aynı hafta içinde Trabzonspor İngiltere&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nin Liverpool, Fenerbahçe Yunanistan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;ın PAOK, Galatasaray da Ukrayna&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nın Karpaty takımları karşısında başarı gösteremeyerek elendiler. Trabzonspor&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;a bir diyeceğimiz yok, çünkü Liverpool dünyanın en güçlü futbol takımlarından biriydi. Fenerbahçe ve Galatasaray ise karşılarındaki takımlardan önce kendi kötü futbollarına yenik düştüler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Ben spor yazarı değilim, gazetemizin spor sayfalarında konuyu futbol açısından ele alıp irdeleyen uzman arkadaşlarımız var. Beni ilgilendiren Fenerbahçe ve Galatasaray&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;ın rakipleri belli olduğunda basında yer alan haber başlıkları; bunların yukarıda üç örneğini verdiğim rakibe saygısızlıkla eşanlamlı olan başlıklardan hiç farkları yoktu. Takımlarımız rakiplerini daha ilk karşılaşmada birer böcek gibi ezecekler, aynı başarıyı güle oynaya ikinci karşılaşmada da gösterip gruplara kalacaklardı. Olmadı. Fenerbahçe ilk maçta Yunanistan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;dan 1-0 yenik döndü, ikinci maçı ise 1-2 verdi. Galatasaray da İstanbul&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;daki ilk maçta 2-2, Ukrayna&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;daki maçta ise 1-1 berabere kalıp elendi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Bir kez daha görüldü ki hayatın her alanında olduğu gibi futbolda da mücadele &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;gaza getirmekle&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;”,&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;dereyi görmeden paçaları sıvamakla&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;”,&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;senaryolaştırılmış özgüvenle&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; kazanılmıyor. Özgüven emekle, çabayla, bilgiyle, süreklilikle, kararlılıkla ediniliyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Dilerim Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;ın yaşadıkları düş kırıklıklarını yaşamaz. FC Porto bir yana bırakılacak olursa CSKA Sofya da, Rapid Wien de güçleri açısından Avrupa&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nın ilkleri arasında değiller, fakat gerçekçi olalım, Beşiktaş da henüz değil. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;1948 yılında kurulan CSKA Sofya 31 kez Bulgaristan şampiyonu olmuş, 11 kez Bulgaristan Kupası&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nı, 13 kez Sovyet Ordu Kupası&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nı, 2 kez de Bulgaristan Süper Kupası&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nı kazanmış. Avrupa&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;da herhangi bir başarısı yok. 2009-2010 sezonunu 2. olarak bitirmiş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;1899’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;da kurulan Rapid Wien ise 32 kez Avusturya şampiyonu olmuş, 14 kez Avusturya Kupası&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nı, 3 kez de Avusturya Süper Kupası&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nı kazanmış. Bu köklü Viyana takımının 2 İntertoto şampiyonluğu var. Ayrıca Avrupa Kupa Galipleri Kupası&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nda 2 kez final oynamış. Geçen sezonu 3. olarak tamamlamış&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;1903 yılında kurulan Beşiktaş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;ın ise 1957 yılı öncesindeki yerel ligdeki başarıları dışarıda tutulacak olursa 13 Türkiye Süper Lig şampiyonluğu var. 8 kez Türkiye Kupası&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nın, bir kez de Süper Kupa&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nın sahibi olmuş. Geçen sezonu 4. olarak tamamlayan Beşiktaş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;ın uluslararası başarısı ise 2002-2003 sezonunda UEFA şampiyonasında çeyrek final oynamış olmasıyla sınırlı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Zaten iyi olan kadrosunu &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;b&gt;Quaresma Bernardo&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;b&gt;Gutiérre Hernandez&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; gibi uluslararası üne sahip futbolcularla güçlendirmiş ve &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;b&gt;Bernd Schuster &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;gibi başarılı bir teknik direktöre de sahip olsa Beşiktaşlı spor yazarlarının takımlarını dolduruşa getirmeleri doğru değildir. Unutulmamalıdır ki Beşiktaş daha bir hafta önce bu güçlü kadrosuyla İstanbul Büyükşehir Belediyespor&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;a kendi sahasında 0-2 yenilmiştir. İstanbul BB Spor herhalde CSKA Sofya&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;dan da, Rapid Wien&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;den de daha güçlü bir takım değildir. O halde &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;Top yuvarlaktır&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; gerçeği akıldan çıkarılmamalıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Bir de FC Porto vardır. 1893 yılında kurulan kulüp 24 kez Portekiz lig şampiyonluğunu, 15 kez Portekiz Kupası&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nı, 17 kez Portekiz Süper Kupası&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nı, 2 kez Avrupa Kupası&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nı (1987, 2004), 1 kez UEFA Kupası&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nı (2003), 1 kez UEFA Süper Kupası&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nı (1987), 2 kez de Kıtalararası Kupa&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;yı/Intercontinental Cup (1987, 2004) kazanmıştır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;Sanılanların, söylenenlerin, yazılanların tersine Beşiktaş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;ın işi hiç de kolay değildir. Benim burada yaptığım yalnızca bir uyarı, Beşiktaşlılar da bizim yaşadığımız düş kırıklığını yaşamasınlar istiyorum. Abartılı özgüven beni korkutuyor. Çünkü bir Galatasaraylı olarak Bursaspor&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;un Şampiyonlar Ligi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nde başarılı olmasını istediğim kadar Beşiktaş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;ın da Avrupa Ligi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="H4"&gt;&lt;span&gt;nde final oynamasını yürekten arzuluyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;form method="post" name="EHABER" action="http://www.ehaber.yore.com.tr/hksayfa.cgi"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/form&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-8872118191498417547?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/8872118191498417547/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=8872118191498417547' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/8872118191498417547'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/8872118191498417547'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/09/abartili-ozguven-ya-da-top-yuvarlaktir.html' title='ABARTILI ÖZGÜVEN YA DA TOP YUVARLAKTIR GERÇEĞİ - 29.08.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-6674331583856303021</id><published>2010-08-24T09:33:00.000-07:00</published><updated>2010-08-24T09:40:27.044-07:00</updated><title type='text'>BOZ MEHMET’İN “FABRİKATÖRLÜĞÜ” YA DA YENİ BİR ENGİN ARDIÇ YALANI - 25.08.2010</title><content type='html'>&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;“Bir zamanlar&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;‘Boz Mehmet’ &lt;/span&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;diye bir adam vardı,&lt;/i&gt; &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;‘eski tüfeklerden’&lt;/span&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;, gizli TKP üyesi, sıkı komünist. Boz Mehmet aynı zamanda bir fabrikatördü. İzmir'de fabrikası vardı. İşçiyi de üç otuz paraya çalıştırırdı. İşçiler zam istedikleri zaman da onlara şöyle derdi:&lt;/i&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;‘Acele etmeyin... Yakında devrim patlayacak... O zaman bu fabrika zaten sizin olacak... Şimdilik dayanın...’&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;Bu tür yaratıklar beni hep çok eğlendirdiler. Durup durup beni haklı çıkardıkları için de aslında onlara teşekkür borçluyum.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu satırlar&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt; Engin Ardıç&lt;/b&gt;’ın 23.08.2010 tarihli Sabah’taki köşesinden. Sözünü ettiği Boz Mehmet, açık adıyla &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Mehmet Bozışık&lt;/b&gt; 21 eylül 1901, Kavala-Yunanistan doğumlu bir komünist. Yazısındaki tek doğru da bu &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“eski tüfek”&lt;/i&gt;in ideolojik kimliğidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Boz Mehmet&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;, 1918 yılında kurulan Yunanistan Komünist Partisi'ne bağlı kızıl sendikada ilk kez Marksizmle tanışıyor. Tütün işçiliği yaptığı 1920-1921 yıllarında Kavala'da bir komite kurarak, para toplayıp Anadolu'daki kurtuluş savaşına yolluyor. 1924 mübadelesiyle İstanbul’a geliyor ve tütün işçiliğine başlıyor, aynı zamanda Yaprak Tütün Cemiyeti’ne üye oluyor. 17 Eylül 1927 günü Kavala’dan hemşerisi &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Çakır Hasan&lt;/b&gt;’ın aracılığıyla Türkiye Komünist Partisi’ne (TKP) katılıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Boz Mehmet ilk kez 17 ağustos 1928 günü ilk kez tutuklanıp Sultanahmet Cezaevi’ne kapatılır. Suçu Amerikan Tütün Şirketi aleyhine işçilere bildiri dağıtmaktır.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;Boz Mehmet cezaevinde parti önderlerinden &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Şefik Hüsnü&lt;/b&gt;, &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Hikmet Kıvılcımlı&lt;/b&gt;, &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Hüsamettin Özdoğu&lt;/b&gt; ve &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Sarı Mustafa (Börklüce)&lt;/b&gt;, &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Nâzım Hikmet&lt;/b&gt; ve &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Laz İsmail (Bilen)&lt;/b&gt; ile tanışır. 1929 yılında gizli yollardan Moskova’ya, Doğu Halkları Emekçi Üniversitesi’ne gönderilir; 1931 yılında Türkiye’ye döner. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1932 yılının şubat ayında &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Zeki Baştımar&lt;/b&gt;'ın Haliç Defterdar'daki evinde 7 yıldır kongre yapmamış olan TKP’nin 4. parti kongresi toplanır, Boz Mehmet bu kongrede Merkez Komitesi’ne seçilir. &lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Bir yıl sonra parti tarafından gönderildiği Samsun’da 1936 yılında tutuklanır, yargılanır ve 4 yıl hapse mahkûm olur. Cezasını çekip tahliye edildikten sonra bu kez &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“mahkemeye hakaretten”&lt;/i&gt; yargılanır, aldığı 78 gün hapis cezasını çekmemek için İstanbul’a kaçar, fakat yakalanıp Samsun’a gönderilir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Boz Mehmet’in tüm yaşamı örgütlü mücadeleyle geçmiştir. 1948 tutuklamalarında yakalanır, Türkiye Sosyalist Emekçi Köylü Partisi’ne ilişkin çalışmaları nedeniyle 4 yıl ceza alır, fakat 1950 Demokrat Parti affıyla iki yıl yattıktan sonra çıkar.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;Çok geçmez 1951 ekim ayında başlayan TKP Davası kapsamında tutuklanır, yargılanır ve 7 yıl 6 ay hapis, 3 yıl da Sivrihisar’da sürgün cezasına çarptırılır. Bu cezaları çeker. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;*** &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Boz Mehmet 1960’lı ve 1970’li yıllarda gençlik hareketlerini ve sosyalistlerin örgütlü mücadelelerini aktif olarak destekler. 12 Eylül 1980 faşist darbesinde tutuklananlar arasındadır. Yaşı 79’dur. Selimiye Kışlasına götürülür, polisin sorgusundan geçer. Bırakıldıktan sonra 1981 yılının nisan ayında yurtdışına gitmeye karar verir. Yaklaşık 9 yıl Almanya, Rusya ve Danimarka'da kaldıktan sonra 1989 yılının 22 Eylül'ünde Türkiye'ye döner. Atatürk Havalimanı’na iner inmez tutuklanır ve Ankara'ya gönderilir. Mahkemeye çıkartılır, fakat Türk Ceza Yasası’ndan 141. ve 142. maddelerin çıkartılması sonucunda mahkeme tahliyesine karar verir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Türkiye sosyalist hareketinin en tutarlı kişiliklerinden biri olan Boz Mehmet (Bozışık) yakalandığı prostat kanserine yenik düşer, 27 ağustos 1998 günü, 97 yaşında bir delikanlı olarak yaşama gözlerini yumar.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;font-size:130%;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;font-size:130%;" &gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Engin Ardıç’ın Boz Mehmet (Bozışık)’a ilişkin olarak yazdıkları doğru değildir. Boz Mehmet hayatının hiçbir döneminde fabrikatörlük/işverenlik yapmamıştır. Engin Ardıç yalan yazmaktadır. 97 yıllık ömrünün hiçbir anında egemenler karşısında başını eğmemiş saygın bir sosyalistten &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“yaratık”&lt;/i&gt; diye söz etmek ise ancak Engin Ardıç gibi &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“manik depresif”&lt;/i&gt; hastalara özgü bir davranıştır. Ardıç’ta ruhsal bozukluğun çeşitli arazları, - kendi söylediği yalana inanma anlamına gelen &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“mitomania”&lt;/i&gt; dahil-, iç içe geçmiş, yumaklaşmıştır. Tedavisi zordur. Allah şifa versin!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-6674331583856303021?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/6674331583856303021/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=6674331583856303021' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/6674331583856303021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/6674331583856303021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/08/boz-mehmetin-fabrikatorlugu-ya-da-yani.html' title='BOZ MEHMET’İN “FABRİKATÖRLÜĞÜ” YA DA YENİ BİR ENGİN ARDIÇ YALANI - 25.08.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-7200562946809392690</id><published>2010-08-22T06:07:00.000-07:00</published><updated>2010-08-22T06:14:46.077-07:00</updated><title type='text'>REDUCTIO AD ABSURDUM YA DA 536 GÜN BOŞA YATMAK - 23.08.2010</title><content type='html'>&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;     &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; LINE-HEIGHT: normal; MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi uzman hukukçular tarafından hazırlanan 10 ağustos 2010 tarihli bir &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“Tutuklama Raporu”&lt;/i&gt; yayınladı. 78 sayfalık kapsamlı raporda tutukluluk konusu evrensel kabul gören ilke ve uygulamalar doğrultusunda mercek altına alınıyor ve Türkiye’deki uygulamalarla karşılaştırılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; LINE-HEIGHT: normal; MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;Bilindiği gibi ilk kez 20 mart 1950’de Roma’da imzalanan, 3 eylül 1952’de yürürlüğe giren ve Türkiye’nin 18 mayıs 1954’de onayladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin içeriği yıllar içinde hazırlanan ek protokollarla değiştirilmiş, sonunda 1 kasım 1998 tarihinde yürürlüğe giren 11. Protokolla bugünkü şeklini almıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; LINE-HEIGHT: normal; MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5/1-c maddesi tutuklamaya ilişkin olarak &lt;span style="FONT-FAMILY: BookAntiqua; mso-bidi-font-family: BookAntiqua; mso-fareast-language: TR"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR"&gt;“kişinin suç işlediği hakkında geçerli şüphenin varlığını, suçun işlenmesinin önlenmesi ya da suçlunun kaçmasının engellenmesi zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin varlığını”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: BookAntiqua-Italic; mso-bidi-font-family: BookAntiqua-Italic; mso-fareast-language: TR"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-style: italic"&gt;öngörmektedir.&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; LINE-HEIGHT: normal; MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-style: italic"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; LINE-HEIGHT: normal; MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none" class="MsoNormal" align="center"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-style: italic"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;*** &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; LINE-HEIGHT: normal; MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-layout-grid-align: none" class="MsoNormal" align="center"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-style: italic"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;Arkadaşımız &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Mustafa Balbay&lt;/b&gt; 536 gündür tutukludur. AİHS’nin yukarıda işaretlediğimiz 5/1-c maddesi ölçüt olarak alınacak olursa yargılandığı mahkemenin üç yargıcından ikisi onun &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“suç işlediği hakkında geçerli şüphenin va olduğu”, &lt;/i&gt;eğer serbest bırakılırsa &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“delilleri karartacağı”&lt;/i&gt;, &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“kaçacağı”&lt;/i&gt; &lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;görüşündedirler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Mustafa Balbay gazetecidir, yazardır, Türkiye’nin en köklü gazetesinin Ankara temsilcisidir. Görevi araştırmak, incelemek, haber kovalamak, yazı malzemesi toplamak, yazmaktır. Kendisine atılan &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“suç”&lt;/i&gt; ise &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaktır”&lt;/i&gt;, yani &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“darbeciliktir”&lt;/i&gt;.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;Bu ülkede yaşayan her aklı başında insana bu suçlamalar da, tutukluluğuna ilişkin gerekçeler de &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“gerçek dışı”&lt;/i&gt; gelmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;Mustafa Balbay Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldıracak darbeyi yazı yazarak mı gerçekleştirecektir? Evi, ofisi aranmış, didik didik edilmiş, yazı malzemesinden, notlarından, bilgisayar disklerinden başka bir şey bulunamamıştır. Yoksa Balbay, kendisi gibi benzer suçlamalarla tutuklanmış gazeteci, televizyoncu &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Tuncay Özkan&lt;/b&gt;, dünya çapında bir tıp adamı olan Prof. Dr. &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Mehmet Haberal&lt;/b&gt;, yine bir bilim adamı ve eski bir rektör olan Prof. Dr. &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Fatih Hilmioğlu&lt;/b&gt; ile el ele vererek mi yapacaktır bu &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“silahsız, topsuz, tüfeksiz”&lt;/i&gt; darbeyi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;*** &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;Öte yandan salt aynı davanın değil benzer davaların da silahlara, toplara, tüfeklere egemen konumda bulunan yüksek rütbelerdeki askeri sanıkları serbest bırakılmış, içeride yalnız gazeteciler, bilim adamları, yazarlar ile teğmen, üsteğmen gibi sırtları henüz sağlamlaşmamış genç askerler kalmıştır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;Bu ne biçim hukuktur? &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ortada&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya yönelik bir askeri darbe tehlikesi var!”&lt;/i&gt; diyeceksin, insanları apar topar içeri alacaksın, sonra da &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“Bunlar ne kaçarlar, ne de delilleri karartırlar,”&lt;/i&gt; deyip silahlı asker sanıkları serbest bırakıp silahsız sivilleri demir parmaklıklar ardında tutacaksın!&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;Buna Latincede &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;“reductio ad absurdum” &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;denir ki tam karşılığı &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;“saçma olana indirgeme”&lt;/i&gt;dir.&lt;/span&gt; Bir savı doğru kabul ederek saçma bir sonuca varıp savın yanlış olduğu sonucuna ulaşıldığı, &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;Aristoteles&lt;/b&gt;’in sıkça başvurduğu bir mantık yöntemidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/637557688802956535-7200562946809392690?l=sosyalistpencere.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/feeds/7200562946809392690/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=637557688802956535&amp;postID=7200562946809392690' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/7200562946809392690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/637557688802956535/posts/default/7200562946809392690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalistpencere.blogspot.com/2010/08/reductio-ad-absurdum-ya-da-536-gun-bosa.html' title='REDUCTIO AD ABSURDUM YA DA 536 GÜN BOŞA YATMAK - 23.08.2010'/><author><name>Deniz Kavukçuoğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04277953985506477140</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_gQQ2TxHRp08/SHEJzJKq7hI/AAAAAAAAAA4/7zGTL7fr20k/S220/deniz_kavuk%C3%83%C2%A7uo%C3%84%C5%B8lu_(1).jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-637557688802956535.post-5158080617855141591</id><published>2010-08-22T06:01:00.000-07:00</published><updated>2010-08-22T06:06:15.740-07:00</updated><title type='text'>"HRANT DİNK YAYLASI" - 22.08.2010</title><content type='html'>&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Calibri"&gt;Geçen pazar günü Hürriyet Gazetesi'nin Seyahat ekinde bir Ağrı Dağı tırmanışı öyküsü vardı sayfa sayfa. Japonlar filan bile gelmiş. Daha önceki başka bir haberi hatırlattı bu bana. Ermeni dağcılar, aldıkları tırmanış izni Turizm Bakanlığı tarafından iptal edildiği için&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Calibri"&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Calibri', 'sans-serif'; FONT-WEIGHT: normal; mso-bidi-font-weight: bold"&gt;‘korsan’&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Calibri', 'sans-serif'"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;tırmanmışlardı Ağrı'ya. temmuz ayında.&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Calibri"&gt;Ne bileyim, mesela Ermeni dağcılar çıksın artık Ağrı'ya. Devletimiz, AİHM'ye verdiği savunmayı affettirmek için hiç değilse, bunu yapsın. Biz de mesela... Tatlı bir yayla şenliği olsun orada.&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt; &lt;/b&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Calibri', 'sans-serif'; FONT-WEIGHT: normal; mso-bidi-font-weight: bold"&gt;Hrant&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'ın gülümseyen bir fotoğrafını koyalım ortaya bir yere. Ermeni, Kürt, Türk, bütün yetim çocuklar piknik yapsın. Of be! Ne çok sevinirdi &lt;strong&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Calibri', 'sans-serif'; FONT-WEIGHT: normal; mso-bidi-font-weight: bold"&gt;Hrant&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; buna. Şarap içilsin akşam, ateşler yakılsın, türküler söylensin, hepsi neşeli olmak kaydıyla. Biz için için ağlarız yine, mesele değil, ama gülelim de. İnsana yakışır gibi olalım. İnsan gibi. Sofra kurulsun, Ermeni yemekleri Türk yemeklerine karışsın. Tek kavga&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Calibri"&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Calibri', 'sans-serif'; FONT-WEIGHT: normal; mso-bidi-font-weight: bold"&gt;‘Bu yemek asıl kimin yemeği?’&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;sorusundan çıksın. Uzun uzun bu konuşulsun. Yerli yersiz sarılsın insanlar birbirlerine. Bu kalsın &lt;strong&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Calibri', 'sans-serif'; FONT-WEIGHT: normal; mso-bidi-font-weight: bold"&gt;Hrant&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'tan geriye. Sırf katillerin peşine düşmüş insanlar olmayalım artık biz. Çirkinliklere baka baka ekşiyen insanlar olmayalım sadece. Bahar gelsin artık bize. Yaylamızı bulalım. Yukarılara, daha yukarılara... Kim bilir, belki bizim Ağrı'mızın derinliğine itibar edip günün birinde... Niye olmasın? Belki bir gün&lt;/i&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Calibri', 'sans-serif'"&gt;‘Hrant Dink &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Calibri', 'sans-serif'; FONT-WEIGHT: normal; mso-bidi-font-weight: bold"&gt;Yaylası&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Calibri', 'sans-serif'"&gt;’ &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;derler oranın adına...”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: justify; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Calibri"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNoSpacing" align="center"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family: Calibri"&gt;&lt;span style="font-family:Calibri;"&gt;&lt;sp
